15 Mayıs 2017 Pazartesi 15:49
2724 Okunma
Hangisi İslami: Saltanat mı, Cumhuriyet mi!

Av. Ahmet Erimhan İcmal Gençliği Derneği tarafından organize edilen gençlik buluşmaları kapsamında İzmir'de konuştu. Erimhan, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk hakkında ortaya atılan iftiralara tepki göstererek çok önemli tespitlerde bulundu. Sayın Erimhan İcmal Gençlik Derneği'nin organize ettiği seminerde şunları söyledi:

"Konuşmamın en başında şunu söylemek istiyorum. Herkesin Atatürk’ten rant devşirdiği dönemde Prof. Dr Haydar Baş susmayı seçti.  Herkesin Atatürk’ten kaçtığı dönemde o Atatürk’e yol oldu, yolcu oldu ve O’na sahip çıktı.

Bunun bir tek sebebi var: Samimiyet ve Atatürk’e olan inanç.

Bizi bu samimiyetle Asker Atatürk ile buluşturan Hoca Atatürk’e en kalbi teşekkürlerimi arz ediyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Kıymetli misafirler,

Yakın tarihimizde oluşmuş çok kötü bir alışkanlık ve yöntem var. Bu ülkede hesabı kitabı olanlar neyi gizlemek, neyi kendi lehlerine halletmek istiyorlarsa onun tersi ile amel ediyorlar. Mesela bu anlamda dini bir meseleyi çözmek mi istiyorlar, bunu en İslamcı gözüken bir adres üzerinden hallediyorlar. Konu milli bir mevzu ise bu kez en millici gözüken adres üzerinden arzu ettikleri sonucu alıyorlar.

Yakın tarih bunun yüzlerce örneği ile dolu… Mesela İmam hatipleri, Kur’an kursları kapatan iradenin altındaki imzanın “bu kurumlarla yatıp kalkan, bu kurumlardan iktidar üreten” Milli Görüş olduğunu, İsrail düşmanlığı ile yeri göğü inletenlerin, kendi iktidarlarında İsrail ile tam 16 tane gizli anlaşma yapıldığını söylersek sanırım derdimizi anlatmış oluruz.

Başka bir örnek… Milli Anayasamızı en üst hukuki norm halinde tutan 90. madde MHP iktidarı döneminde kaldırıldı. Yani 90. maddenin kaldırılması ile birlikte Anayasamız Avrupa’nın bir alt hukuki ölçüsü haline getirilerek, Avrupa değerleri ve hukuku Anayasa’nın üzerine taşındı. Kimin iktidarında? En millici MHP zamanında!

Ülkemizin böyle çok ama çok kötü bir alışkanlığı var ve maalesef Türkiye’de bu maskeleme siyaseti yeni bir olgu değil. Kaynağını, ilk uygulamasını Cumhuriyet’in kuruluşundan alıyor. Cumhuriyet’in en başında anlatmaya çalıştığımız yöntemden hareketle büyük bir yalan kurgulandı.

Saltanat hak Cumhuriyet batıl öyle mi?

Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet’e mani olamayan düşmanlar, içerdeki işbirlikçileri eli ile dediler ki;

“Atatürk İslam düşmanıdır, Padişahlık sistemi demek olan saltanat ise İslam’dır.  Atatürk İslam düşmanı, Saltanat da en koyu İslam olduğu için yapılan her mücadele İslam ile saltanat arasında bir hak batıl mücadelesi olarak yaşanmaktadır”!

Ve buradan bir çatışma ürettiler. İslam ile Batıl savaşıyor, Hak Saltanattır ve Cumhuriyet batıldır diyerek yaşanan her çatışmaya geniş halk kitlelerinde ciddi karşılık bulacak bir masumiyet zırhı ürettiler!

Bu, tarihin kaydettiği en büyük yalanlardan biridir. Çünkü bu yalan üzerinden Türkiye’nin bağımsızlığına, dinine, vatanına, toprağına göz dikenler kendilerine bir kılıf, bir maske ürettiler. İngiliz’e uşak oldular ama bunun adına İslam dediler!  Bölücülük yaptılar ama bunun adına İslam dediler! İsyancı oldular ama bunun adına İslam dediler. Kısaca Anadolu’yu 1071 öncesine çevirmek isteyenler İslam adını kullanarak ve İslam gözüken adresler üzerinden Atatürk ve Cumhuriyeti tu kaka, saltanatı ise bir maneviyat membaı, bir İslam kalesi haline getirdiler. 

İslam’ın arkasına sığınarak ve Atatürk’ü bunun karşısına oturtarak düşman hanesine çarpıyı çektiler ve diledikleri gibi at oynattılar. Halkın saf duyguları ile oynadılar. Elde ettikleri arka bahçeler üzerinden bu savaşı çok kirli bir şekilde yürüttüler.

Elbette bir rejim değişiyordu ve çeşitli dozda mücadeleler olacaktı. Ama yeni rejime karşı olanlar bunu açıkça yürütmek yerine gizli emellerini İslam elbisesine paketleyerek sundular.

Mesela Güneydoğu’daki isyanlar açıkça bir İngiliz provokasyonu olduğu halde, bunu İslami bir başkaldırı gibi idealleştirdiler. Tarihçi Sinan Meydan’ın yüzde 100 yerinde tespiti ile;

- Kürt Sorunu Cumhuriyet’le başlamıştır! dediler (Yalan)

- Atatürk ve Cumhuriyet, Kürtlere düşmandır! dediler (Yalan)

- Atatürk Kürtlere özerklik sözü vermiştir! dediler (Yalan)

- Şeyh Sait İsyanı’nda İngiliz parmağı yoktur! dediler (Yalan)

- Dersim isyan etmemiştir! dediler (Yalan)

- Cumhuriyet Doğu’ya yatırım yapmamıştır! dediler (Yalan)

- Atatürk Dersim’de Alevi-Kürt katliamı yapmıştır! dediler (Yalan)

- Said-i Nursi Kurtuluş Savaşı kahramanıdır! dediler (Yalan)

- Said-i Nursi’nin Ayrılıkçı Kürt Hareketiyle ilgisi yoktur! dediler (Yalan)

- Said-i Nursi Hür Adam’dır; Almancı ve Amerikancı değildir! dediler (Yalan)

- Zübeyde Hanım kötü kadındır dediler! zinhar yalan…

Bunca yalan içinde bir tek doğru var:

Milletin aklını ve gönlünü karıştırarak çok ama çok kirli bir savaş yürütmek! Yüzde 100 Osmanlı paşası, bir Osmanlı imalatı ve değeri olan Atatürk’ü millet nezdinde kefere, beton vesaire haline getirmek ve ciğeri beş para etmeyecek hainler ise kahramanlaştırmak!

Anasır-ı İslamiye ve Atatürk

Onların put dediği, Anıtkabire puthane dediği Atatürk’ün şu sözlerine bir bakın lütfen:

“Muazzam Osmanlı kitlesinin en metin ve sarsılmaz kalesi olan Kürtler her şeyden evvel İslam’dır. Ve ikinci olarak Osmanlıdır ve en sonra Kürt’tür. Muhteşem Osmanlı ailesinin ve şu İslam dünyasının en fedakar ve en bağlı ve en uyumlu bir uzvu olan Kürtlerin bu beraberlikten zerre kadar ayrılmamaları onların gayesi ve emelidir. Kürtler Osmanlı idaresinin adil ve ulvi egemenliğine katılma onuruna sahip oldukları günden beri hiç ihanet eseri göstermemiştir ve ebediyen de göstermeyecektir. Dünyada hiçbir kuvvet tasavvur edilemez ki Kürtlük ile Osmanlılık arasında bu kadim ve tarihi uyumu kaldırmaya ve yok etmeye muvaffak olsun. Çünkü Osmanlılık Kürtlüğü, Kürtlük de Osmanlılığı nefsinde toplamış ve yekdiğerine mutlak bir bağ ile bağlanmıştır. Bu itibarla bütün Kürtler iman etmişlerdir ki, Osmanlının temiz hayatı ve istikbali parçalanıp yok olursa Kürtlük de yok olur…”

Evet bir bugünün ucuz, fırdöndücülerine bakın bir de Atatürk’e! Hangisi devlet adamı, hangisi taşeron! Hangisinde 1. sınıf liyakat, akıl ve iman görüyorsunuz, hangisinde haydi moda deyimle söyleyelim düşük profil görüyorsunuz!

Atatürk, 3. sınıf İslamcı geçinen müsveddelerin hezeyanlarını bir yana bırakın Anadolu yaylasının yetiştirdiği en yüksek kalibreli lideridir. Ve bu coğrafyanın istikametine aykırı hiç bir yol çizmemiştir. Bilakis yüzyıllık sorunları çözmüş ve ekonomide, siyasette kültürde orijinal ve tam bağımsız bir Türkiye kodekslemiştir.

Lozan hezimet mi, Lozan zafer mi?

Lozan’da görüşmelerin asla taviz verilmeyecek ilk maddesi kapitülasyonlardır.  Lozan’ın hangi şartlarında yapıldığını hatırlayalım isterseniz:

Sakarya meydan savaşı kazanılıyor. Yunan önümüzde duruyor ama Yunanı Ege’ye dökecek askerde çorap yok, çarık yok, kağnı yok, at yok silah yok! Mustafa Kemal arkadaşlarını topluyor ve diyor ki “Emir verelim her ev, asker için bir çift çorap ve şalvar versin.” Komutanlar diyorlar ki; “Aman paşam bunu kim verebilir ki bu talebi her ev değil en fazla bir köyün tamamından isteyebiliriz.”

İşte Büyük Zafer bir yıl boyunca her köyden toplanan çoraplarla, Erzurum cephesini Rusların boşlatması ile açığa çıkan cephane ve iaşenin Ankara’ya taşınması ile başlayabiliyor. Lozan bu tablonun sonucudur.

Şimdi Allah’tan korkmazlar Lozan’a hezimet diyorlar ama süper devlet dedikleri onların hükümet ettikleri Türkiye, kendisini öldüren teröristi silahlandıran ABD’ye dur deyip sifonu çekemiyor!

Bu şartlarda direnen bir Mustafa Kemal var! Anlaşılıyor ki büyük liderlik de buralardan geçiyor.

Düşününüz ki programımızın banisi Hoca Atatürk 16 yıldır, her türlü zorluğu yararak, yılmadan, usanmadan hatta milletin kendisine rağmen dimdik ayakta ve bu vatan bu millet bizimdir diyor ve buna devam ediyor.

Bu insanları herkesin anlaması, hele kafaları liberal, cepleri İngiliz parası ile dolu olanların anlaması mümkün değil! Çünkü bu yolun yolcularının kumaşları da yolları da yolculukları da başka, gerçekten başka!

Ne diyor Hz Ali: “Sel benden akardı, hiçbir kuş da uçtuğum yere uçamazdı.”

Atatürk’ün millet anlayışı bugünün İslamcılarında yok

Bakın o yüksek tepelerde Atatürk Türk milletini nasıl tarif ediyor:

“Bu millet yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Laz değildir, fakat hepsinden mürekkep bir anasır-ı İslamiyedir. Vatandaştırlar, birbirlerine karşılıklı hürmetle bağlıdırlar ve diğerinin her türlü hukukuna, ırki ve sosyal, coğrafi hukukuna daima riayetkardırlar.”

Şimdi bunu söyleyen bir kurucu iktidara hangi helal süt emmiş, İSLAM gerekçesi ile isyan edebilir?

Anadolu’yu Türkleştiren ve Müslümanlaştıran Gazi, bakın bu anasırı İslamiyeyi nasıl oluşturdu?

19. yüzyılda Anadolu’nun yüzde 50’den daha fazlası gayrimüslimlerden oluşuyordu. Osmanlı’yı ve saltanatı İslam olarak görenlere, konu bu olmadığı için “Bu nasıl İslam ki Anavatanını İslamlaştıramadı?” demiyorum ama o Atatürk, mübadele siyaseti ile kimsenin burnunu kanatmadan, ikna ederek Anadolu’yu Türkleştirdi ve Müslümanlaştırdı! Balkanlardan, Kafkasya’dan veya çeşitli coğrafyalardan getirdiği insanlarda bir tek şart aradı; Müslümanlık!

Hıristiyan olan Gagavuz Türklerini Anadolu’ya davet etmedi ama mesela dedesi Kafkasya, Babası Rumeli doğumlu Çerkes kökenli birisi olarak, Müslüman olduğum İçin Anadolu’ya davet edildim ve gönüllü olarak bu topraklarda yaşadım ve inşallah da burada vatanımda öleceğim!

Atatürk işte bu! Dünün saltanatçısı bugünün Amerikancısı bunu elbette anlamaz!

İslamcılar mı Müslüman, Atatürk mü?

21 Nisan 1920’de açılacak Meclis’i Atatürk Cuma günü açılsın diye 23 Nisan’a alıyor ve bakınız bizzat kaleme alarak yayımladığı genelgede ne diyor:

1) Vatanın bağımsızlığı, yüce Hilafet ve saltanat makamlarının kurtarılması gibi hayati bir vazifeyi yapacak olan TBMM, mübarek Cuma günü açılacak, bütün mebuslarla Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazı kılınacak, Kur’an ve namazın nurlarından feyz alınacaktır. Namazdan sonra lihye-i saadet ve sancak-ı şerif taşınarak Meclis binasına gidilecektir. İçeri girmeden önce dua okunarak kurbanlar kesilecek, bu tören için kolordu özel tertibat alacaktır.

2) Anılan günün kudsiyetini teyid etmek için, bugünden itibaren Kur’an hatimleri ve Buhari-i şerif okunmaya çalışacak ve daha bereketli olması için, Hatmi Şerifin son kısımları Meclis binasının önündeki törende tamamlanacaktır.

Birilerinin kiliselerde mum yaktığı, Vatikan’a Müslümanları suçlayıcı mektuplar yazdığı, nikahlarına papazları davet ettiği, en sembolik haramlardan birisi olan domuz etinin serbest bırakıldığı bir vasatta Atatürk Meclis açılışı Cumaya denk gelsin diye 2 gün öteliyor ve daha bereketli olsun diye Hatmi şeriflerin son kısmını Meclis açılışındaki törene bırakıyor!

Şu tespiti ellerimizi vicdanlarımıza koyarak yapalım:

Atatürk Vahidettin’den daha az Müslüman değildi.

Atatürk Vahidettin’den 1000 kere daha vatanperverdi.

Atatürk Vahidettin’den bu millet ve vatan ve İslam için 1000 kere daha fazla mücadele etti.

Ve çok önemli başka bir tespit:

Cumhuriyet, saltanatla kıyas kabul edilemeyecek derecede İslami’dir.

Öyle ise biz neyi konuşuyoruz? Atatürk’ü nasıl oluyor da çöp sepetine atıyoruz. En çirkin iftiralarla onu yok etmeye çalışıyoruz?

Çünkü Atatürk ismi bugün bu coğrafyada yaşamamızın teminatıdır! Atatürk ismi bugün iktidar olanların ve bu zihniyetteki siyasetin ve din telakkisinin her yaptığına hayır demektir. Tam bağısızlığa aykırı olduğu ve bizimle dalga geçtikleri için Avrupa Birliğine hayır demektir! Emperyalizme karşı mücadele demektir. Milli Ekonomi demektir. Bağımsız Türkiye demektir ve çok gür bir şekilde söylüyorum Prof. Dr Haydar Baş demektir.

Ama asla Irak’ta işgalciye ortak olmak demek değildir. İsrail’e mahkumuz demek değildir. Suriye sınırında NATO’yu işgale davet etmek demek değildir!

Halifeliğe  soyunanlar, Haçlı seferleri kültürler arası bir diyalogdur diyenler, BOP’a eş başkan oldular, Batı’nın Ortadoğu’da taşeronu oldular!..  Odur budur dedikleri Atatürk ise Batı Haçlıdır ve bizim tabii sığınağımız İslam dünyasıdır dedi.

Beton Kemal diyenler CIA’nın kucağına mahkum

Tuhaf ve kadere bakınız ki Atatürk’e beton Kemal; kefere Kemal diyenler şimdi Amerika’da tutsak hayatı yaşayıp Batı’ya ve İsrail’e temenna çekiyorlar. Atatürk’e düşman olanlar iktidarlar ama Batı’ya hizmet dışında başka hiçbir şeye yaramıyorlar.

Bu büyük ve muhasebe edilmesi gereken olgudur diye düşünüyorum. Mustafa Kemal’e karşı olanların bugün savruldukları limana bir bakın ve onların Atatürk’ten kaçarken hangi fırtınaya tutulduklarını, kimlerin ağlarında balık olduklarını lütfen ibretle izleyin.

Bugün ülke Atatürk’ten uzaklaştığı oranda küçüldü ve kimliğini kimyasını ve rotasını yitirdi. Onun için diyoruz ki Atatürk düşerse Türkiye düşer, Atatürk yaşarsa Türkiye yaşar."

SELİM AYANOĞLU / İZMİR 

Son Güncelleme: 16.05.2017 11:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100