Kanun yapıcıların yaşlı ve yaşlılık ile gelen durumları özellikle, açık ve sade bir ifade ile belirterek kanunda düzenlemeler yapması gerekmektedir. Buna bağlı olarak hem yeni hem de eski yönetmeliklerde kanuna uygun düzenlemeler yapılması gerekir. Bu bir ek külfet değildir. Nüfusumuzun hızla yaşlandığı düşünüldüğünde bu konunun geciktirilmemesi önem arz etmektedir.
Eğer daha önceden hukuki işlem yapma ehliyetine engel olacak hastalık (bunama, inme, epilepsi, parkinson gibi nörolojik, şizofreni, bipolar bozukluk gibi psikiyatrik) veya yaşla gelen kısıtlılık hali tespit edilmiş ise elektronik ortamda bu bilgi devlet resmi kurumları arasında kişi mahremiyetine saygılı olmak çerçevesinde uygun bir şekilde paylaşılmalıdır. Yani durumundan şüphelenilerek ilgili kurumdan bilgisi sorulan kişilerin yanı sıra, sağlık kurumlarında erken evre bunama tanısı almış ve makul bir süre tedavi görmüş kişilerin, belirli bir süre sonra ve orta evre bunama hastası tanısı almış bir yaşlının yaşı ne olursa olsun mahkeme, noter, tapu veya seçmen kütüğü gibi resmi/gayri resmi işlemler sırasında elektronik ortamda uyarı ile kişinin “ehliyet durumunun değerlendirilmesi gerektiği” uyarısı belirtilmelidir.
Avrupa Temel Haklar Şartnamesinin 21’inci maddesi yaş nedeni ile ayrımcılığı yasaklamakta ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 10. maddesi  “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergen kişinin fiil ehliyetinin olduğu” genel kaidesi bağlamından bakıldığında kişi hak ve hürriyetlerini kimlerin kullanma yetkisinin olmadığının tespiti demokrasi, hukuk ve sosyal devlet anlayışında gerçekten zor ve çetrefilli bir konudur. Ancak, yetkisi olmayan insanların hak ihlali ve bu durumu kötüye kullananların engellenmesi de kişi hak ve hürriyetlerinin korunması açısından gereklidir. Bunu yaş nedeniyle pozitif ayrımcılık olarak kullanmamak ve fakat Türk Medeni Kanununun “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergen kişinin fiil ehliyetinin olduğu” şeklindeki sığ tanımına da sığınmamak gerekir. 
Son olarak yaşlılık ve yaşla gelen özürlülük halinin, yalnız bir tıbbi durum olmadığı; göz ardı edilmeyecek bir şekilde hukuki, sosyal, siyasi, ekonomik ve tabii ki kültürel bir sorun olduğunun bilinmesi gerekir. Ayrıca ve öncelikli olarak hukuki açıdan işlem yapma ehliyeti konusu olarak düşünülmeyip banka, ticaret, emlak, tapu, belediye, abonelik sistemleri, evlilik-boşanma, evlat edinme, seçim, adaylık, oy kullanma, mesleğini devam ettirebilme gibi konular göz önüne alındığında konunun önemi daha anlaşılır olacaktır. Seçimde kendilerinin yerine oy kullanmaları, mirasçıları olmayan yaşlıların zorla veya kandırılarak değerli varlıklarının gasp edilmesi ya da evlenme vaadi ile borçlandırılmaları gibi örnekler basında kısıtlı da olsa yer bulmaktadır.
Sonuç olarak yaşlı ve yaşlılık kavramı kanun ve yönetmeliklerde özellikle ve ayrı bir tanımlama ile yer alması gerekmekte olduğunu belirtmek isteriz.
(Yazımdaki hukuki konularda yardımlarından dolayı İstanbul Barosu Avukatı Muradiye Aslan’a çok teşekkür ederim).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121