Doluya koyuyoruz almıyor, boşa koyuyoruz dolmuyor! 
Karnın doysa gözün aç, gözün doysa kalbin aç!
Yedikçe acıkan, harcadıkça fakirleşen, çalıştıkça tembelleşen, kazandıkça borçlanan, çoğaldıkça yalnızlaşan bir millet olduk!
Millet olarak arayıp da bulamadığımız şey nedir acaba?
Adres yanlış, rehberler de karga olunca gerisini söz düşünün!
Teknolojinin baş döndürücü gelişmesi yalnızlığı, ekonomik zorluklar haramı ve bencilliği, sözde siyasi zaferler ise her türlü tefrikayı topluma pompalamaya devam ediyor.
Teknoloji geliştikçe insan ilkelleşiyor!
İletişim ve haberleşme araçları ile mektuplaşma geleneğimizin ortadan kalktığı gibi cep telefonu ve internet ile de ‘adres sorma, adres arama’ ihtiyacı da yavaş yavaş son buluyor. Artık gideceğiniz adresten birisi sizin telefonunuza konum atıyor ve elinizdeki telefon sizi o adrese ulaştırıyor.
İşte insanın hayat yolculuğunda onu varması gereken noktaya taşıyacak, ona rehber olacak, ona doğru konumu atacak güvenilir, sadık bir dosta, rehbere ihtiyacı vardır.
Bugün toplumumuz yanlış kişileri kendine rehber edinmenin getirdiği türlü mağduriyetler neticesinde her türlü sosyal, siyasi, ekonomik sahada istikametini yitirmiş, kıblesini şaşırmış, gönyesi bozulmuştur.
Dün, “hocaefendi” diye dizin dibinde gözyaşı döktüğü bugün terörist başı,
Dün faiz diye el çektiği bugün sofrada aşı,
Teğet geçer derken kafa göz kıran körün taşı,
Ağlamasın denilen anaların durmuyor gözü yaşı…
Bütün bunların ötesinde ya da özünde, maalesef toplumumuz Allah’ı unuttu!
Unutmanın da ötesinde O’nu tanımıyor!
O’nu aklınca tasvir ediyor, O’nu aklınca yüceltiyor, O’na aklınca kul oluyor ve O’ndan aklınca korkuyor!
Kısaca Allah’a kul olmak için Allah’ın istediği gönül, muhabbet ve ölçülerden bîhaber!
Hal böyle olunca herkese göre bir Allah ve her keseye göre bir İslam anlayışı ortaya çıkıyor ki, bu batıldır!
Peki, ne yapılmalıdır?
Topluma ne olduğunu, kim olduğunu gösterecek, anlatacak bir nesil yetiştirilmelidir.
Burada en önemli görev ve sorumluluğu üstlenen, 35 yıllık İcmal ahlakını kurumsallaştıran, İcmal Gençlik Derneği’nin şümullü kadrosunu takdirlerinize arz ederim.
Kur’an-ı Kerim’inde Cenab-ı Hak, “Sadıklarla beraber olun” buyuruyor.
Kimdir bunlar?
Şüphesiz her insanın kalbinden Allah’a bir yol gider. 
“Sadık” dediğimiz kul, o yola girmiş ve Allah’ı bulmaya, O’nun tecellilerine mazhar olmaya karar vermiş bahtiyar insandır.
O halde Allah’ı hatırlatacak, dost, sadık bir gençliğin toplumda yeşertilmesi elzemdir.
Toplumumuz, o örnek nesilden mahrum kalmanın bedelini bugün çok ağır ödemektedir.
Neden?
Çünkü o örnek şahsiyetten mahrum kalan toplum aynı zamanda kendi kimliğinden de fersah fersah uzaklaşmıştır.
Toplumu meydana getiren her ferdin bir manevi bir de milli olmak üzere iki benliği vardır. Bu milli ve manevi benliğin dışına çıktığı zaman insan ot gibi olur. Bir değeri kalmaz, kimse tarafından sevilmez. 
Maalesef toplumumuzda bireyler yalnızlaşmış ve değersizleşmiştir.
Böylece yalnızlaşan ve değersizleşen bireyler için ise İslam, toplumsal olarak yaşanılan müşahhas bir sosyal hayat olmaktan çıkmış, mücerret mefhumlar yığınına dönüşmüştür. 
İslam; kurallar, kaideler, yapılması zorunlu olan farzlar ve fiiller yumağı haline getirilirken, muhatabı olan insan ise yok sayılmıştır. Sözde cemaatler ve hocaefendiler, seydalar, gavslar, bediüzzamanlar eliyle, Allah ve kul arasındaki ilişki işçi işveren ilişkisine dönüştürülmüştür. 
O halde kurtuluş reçetemiz örnek ve önder bir nesil ile bozulan toplum dokusunu yeniden işlemektir. 
Bu manada Ehl-i Beyt’in ve Oniki İmam’ın hayatı, örnek toplum yapısını meydana getiren fertlerin tek kıblegâhıdır.
İncelenmeli, sentezlenmeli ve uygulanmalıdır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.