ABD’nin kendisine vatan açma projesi olan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin hedefindeki Yemen’de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Prof. Dr. Haydar Baş, 2000’li yılların başında ABD’nin, küresel iklim şartlarındaki olumsuzluk sebebiyle ve bahanesiyle kendisine vatan aradığını ve de vatan olarak Ortadoğu coğrafyasını seçtiğini ifade etmişti. O gün bugündür Ortadoğu’daki dökülen kanın, yaşanan terörün, göçün ve insanlık dramlarının ana nedeni işte bu işgal projesidir.
Hazırlanan uluslar arası raporlar gösteriyor ki, Yemen’de 7 milyon insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya… 5 yaşın altındaki 2,3 milyon çocuk yetersiz besleniyor. Halkın üçte ikisi insani yardıma ve korumaya muhtaç… 3 milyondan fazla kişi savaş sebebiyle ülkeyi terk etmiş, 2 milyon insan ise ülke içinde yer değiştirmiş durumda…
Amaç bu ülkeyi ABD’ye vatan olarak hazırlamak olduğu için insanlar hiçbir ayrım yapılmadan rastgele katlediliyor, üzerlerine bombalar yağdırılıyor.
Önceki gün Yemen’in kuzeyinde bulunan Sa’ada şehrine Suudi Arabistan tarafından bir hava saldırısı düzenlendi ve bu saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında, 2 yaşındaki Betül, 3 yaşındaki Fatıma, 12 yaşındaki Hüseyin var. 50 yaşındaki anne de hayatını kaybederken, 55 yaşındaki baba hastaneye kaldırıldı.
Ne acı tablo değil mi? Kendinizi onların yerine koyun.
ABD’den hep aynı işgal taktiği… Önce ajanlarını kullanarak ülkeyi bir şekilde karıştırıyor, oradaki birlik ve beraberliği bozup iç savaş çıkarıyor. Sonra desteklediği bir takım ülkeleri “koalisyon güçleri” adı altında bu ülkenin üzerine çullandırıyor. Sonra da kendisi sözde demokrasi ve barışı getirmek adına buraya yerleşiyor. Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da hep böyle olmadı mı?
Yemen’de de aynı senaryo uygulandı. Önce Yemen karıştırıldı, ayrılıklar körüklendi, kardeş kardeşe düşman edildi, iç savaş çıkarıldı. ABD’nin talimatıyla Suudi Arabistan devreye girdi ve burada ABD adına sivil katliamları gerçekleştirdi.
Yemen’deki Genel Halk Kongresi partisinin liderlerinden Muhammed Enam, “Suudi Arabistan, ABD’li siyasilerin elinde yalnızca bir enstrüman” ifadesini kullandı.
ABD’den gelen açıklama da bunu destekler mahiyette… Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da konuşan ABD Savunma Bakanı James Mattis, “Suudi Arabistan, ABD’nin çıkarları için güvenlik iskeletinin bir ayağı olmaya devam ediyor” dedi.
Suudi Arabistan, ABD’den aldığı silahlarla Yemenli sivillere yönelik her türlü katliamı uyguladı. Geçtiğimiz haftalarda bir kitle imha silahı olan ve daha sonra da ölümlere neden olan misket bombasını kullandı ve kullandığını resmen doğruladı. Yine bir cenaze merasimine hava saldırısı düzenledi ve yüzlerce sivilin ölmesine neden oldu.
ABD, elbette ki sadece Suudi Arabistan’la Yemen’i talan etmeyi yeterli bulmuyor. Suriye ve Irak’ta olduğu gibi terörü de devreye sokuyor. Muhammed Enam, ABD’nin, Suriye ve İrak’ta kullandığı El Kaide ve IŞİD militanlarını Yemen’e aktardığını belirtti ve “Resmiyette El Kaide ve IŞİD teröristleriyle mücadele çağrısı yapıldı, ancak ABD, bu teröristleri aynı Suriye ve Irak’ta yaptığı gibi Yemen’de de destekliyor” dedi.
ABD, koordine ettiği bu işgal senaryosuna devam ederken, elbette ki bütün bunları kendisine saha açmak için yapıyor. ABD Savunma Bakanı Mattis, Yemen’de savaşa bir son vermenin gerekliliğinden bahsetti. Sanki Yemen’deki bu savaşla hiçbir alakaları yokmuş gibi… Bu ifade, bir askeri müdahalenin sinyaliydi ve hemen arkasından diğer adım geldi.
Pentagon Sözcüsü Albay Jeff Davis, ABD’nin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Yemen’in Şebva ilinde Arap Yarımadası El Kaide’sine (AQAP) yönelik operasyonlarına destek vermek üzere Yemen’e asker konuşlandırdığını açıkladı. Davis, ABD askerlerinin görevinin hem hava saldırısı, hem de kara operasyonları şeklinde olduğunu belirtti.
2014 yılında Husilerin başkent Sana’yı almasından kısa bir süre sonra ABD Yemen’de konuşlu askerlerini çekmişti. O tarihten sonra ilk kez askerlerini yeniden Yemen’de konuşlandırıyor. Pek yakında, aynen Suriye’de olduğu gibi ABD’nin Yemen’de büyük askeri üsler kurduğuna ve ABD bayraklarının buralarda dalgalandığına şahit olacağız.
Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Libya’da ve son olarak Yemen’de yaşananlar hep İslam dünyasının birlik ve beraberliğini kaybetmesinin neticesidir. Ve aynı oyunlar Türkiye için de devrededir. Ülkemizde de hem mezhepsel, hem de etnik ayrımcılıklar körüklenmektedir. İç savaş senaryoları devreye sokulmak istenmektedir. Terör dört bir koldan bütünlüğümüzü tehdit etmektedir.
Bu girdaptan kurtulmanın tek yolu da birlik ve beraberliktir. Ve bunun formülünü de, Milli Ekonomi Modeli ile Sosyal Devlet-Milli Devlet tezi ile Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt tezi ile Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ortaya koymuştur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100