Yunanistan Yüksek Mahkemesi, darbeci subayların Türkiye’ye iade edilmemesi yönünde karara verince, Türkiye ilginç bir atak yaptı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Kardak kayalıklarının bulunduğu bölgeye ziyarette bulundu. Bu esnada, Türkiye’ye ait hücumbot, Yunanistan’a ait askeri botlar tarafından engellenmek istendi. Çıkan gerginliğe rağmen Orgeneral Akar, Kardak bölgesini ziyaret etti ve geri döndü.

En üst düzeyde bir askeri yetkilinin Türkiye ile Yunanistan arasında 1996 yılında savaşın eşiğine geldiğimiz bu bölgeye, hücum botlarla yaptığı ziyaretin mesajı açık:

“Bölgedeki haklarımızdan vazgeçmedik, her an her şeye hazır olun, Türkiye burada!”

Türkiye, egemenlik haklarını korumak konusunda elbette tavizsiz bir politika izlemeli. Keşke Genelkurmay Başkanı Kardak’ın etrafında dolaşmayıp, Kardak kayalıklarına çıkarak daha somut bir mesaj verseydi.

Oysa mesele Kardak mesele değil. Yunanistan bugüne kadar 18 adamızı resmen gasp etti.

Bu adalardan mesela, Aydın ilimize bağlı Eşek adası Yunan Cumhurbaşkanı Karalos Papulyos tarafından ziyaret edilirken adaya asılan tabelada “Yunanistan Cumhuriyeti Kuzey Ege Bölgesi, 12 Ada ili, Eşek Adası Nahiyesi” yazmakta idi. Lozan Anlaşması’na göre de, 1943 yılında yayınlanan İngiliz haritasına göre Eşek Adası, Türkiye’ye aittir.

Mesela, Aydın iline bağlı Marathi Adası, 2004 yılından beri Yunan işgali altındadır. 4 Ocak 1932'de imzalanan Türk-İtalyan Sözleşmesi'nin birinci maddesinde de Marathi Adası'nın Türkiye'nin egemenliği altında olduğu belirtilmiştir. 1943 tarihli İngiliz haritasında ve 1951 tarihli Amerikan haritasında, Marathi Adası'nın Türkiye'ye ait olduğu açıkça gösterilmiştir.

Bu açık ve seçik bilgilere rağmen Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı döneminde Marathi Adası’na resmi olarak ziyarette bulundu.

Keza Ege Denizi’nde Koyun, Hurşit, Fornoz, Nergizçik, Bulamaç, Kololimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Akdeniz’de ise Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi adaları da Yunan işgali altında.

Bugüne kadar bu konuyu gündeme getiren kişilerin başında gelen E.Kurmay Albay Ümit Yalım’a kulak veren olmadı. Hatta onu muhtemelen “delilikle” suçlayanlar oldu.

Bu çağda “birkaç adacık için, bir kaç kaya parçası için, Yunanistan’la düşman mı olunurmuş” diye eleştirenler olmuştur.

Ama vatan, vatandır.

İster Beytuşebap’ta bir köy olsun, ister Ege denizinde bir kaya parçası.

İster Beyoğlu’nda bir sokak ister Akdeniz’de küçük bir ada.

Vatan toprağı arasında ayırım yapamazsınız.

“Bir karış toprak kavramı, bir çakıl taşı kavramı işte böyle bir şey.

Gün gelir, darbeci subaylar iade edilmedi diye Kardak’ı hatırlar, başımızı “Kaya’ya” vururuz, “neden bugüne kadar bu konuda ayık olmadık” diye.

Ama zararın neresinden dönersek kârdır.

Ülke içinde ve dışında hangi mesele ile boğuşursak boğuşalım, en büyük meselenin “vatan toprağını” korumak olduğunu asla unutmayalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100