Biri Kameri yılın sonu diğeri de başlangıcıdır.
Müslümanlar, Kurban Bayramından yetmiş gün evvel idrak edip yaşadıkları Ramazan’la elde ettikleri manevi kazanımları, toplumsal bilinçlerini yıllık Hac ibadetiyle taçlandırırlar ve Muharrem’e, yeni bir yıla öyle başlarlar.
Yaşadıkları ülkelerden, bölgelerden, şehirlerden ve köylerden birer temsilci olarak yıllık Hac kongresine katılan hacılar, dünyanın dört bir yanından gelen kardeşleriyle dertleşmiş olarak, onların dertleriyle dertlenmiş olarak ülkelerine döner ve dertli bölgelere derman üretmeye koyulurlar.
Yedi iklim dört bucaktan kalkıp akın akın Beytullah’a gelen, yıllık kongreye iştirak eden hacılar, memleketlerine dönerlerken, dönmeye hazırlanırlarken, dönüş yolunda “Ğadir-i Hum” mevkiini ve orada olanları mutlaka hatırlamalıdırlar.
Son elçi, son peygamberin elli derece hararetin altında on binlerce Müslümanı toplayıp onlara uzunca bir hitapta bulunmasının ne manaya geldiğini anlamaya, idrak etmeye çalışmalıdırlar.
Bazılarının iddia ettiği gibi Allah’ın Resulü, sadece Hz. Ali’ye olan muhabbetini izhar etmek için o sıcağın altında hacıları toplamış olamayacağını, bunun mutlaka özel bir anlamı olabileceğini tefekkür etmelidirler.
Zilhicce’nin on sekizinde söz konusu mevkide olup bitenlerden, irad edilen uzunca hutbeden habersiz olan kitlelerin, yaklaşmakta olan “On Muharremi” gereğince ve yeterince anlamaları elbette ki mümkün değildir.
“On Muharrem’de” ne olmuştur, son elçinin öpüp kokladığı “Cennet Gençlerinden” biri olan Hz. Hüseyin’i, Fâtıma ana kuzusunu kimler neden katletmişlerdir?
İlim şehrinin kapısı olan Hz. Ali ile Peygamber kızı Hz. Fâtıma ananın kuzuları olan Hüseyin’i ve aile efradını o günün yaman düşmanları olan Bizans mı, Sasaniler mi katletmişlerdir?
Eğer böyleyse, ümmet inanmak, yardım etmek, tabi olmak ve korumak zorunda oldukları Peygamberlerinin emanetlerine neden sahip çıkamamışlardır?
Peygamberin ciğerpareleri kuzularını neden, niçin kurtlara kaptırmışlardır, neden kurtların kanlı dişlerine terk etmişlerdir?
Yoksa bu korkunç, bu emsalsiz cinayeti kendileri mi işlemişleridir?
Zilhicce’nin on sekizinde olup-bitenleri, irad edilen Peygamber hutbesini merak etmeyen kitleler, derin anlamını kavrama zahmetinde bulunmayan kitleler, on Muharrem’de Peygamberin evlad u iyaline, dolayısıyla Peygambere karşı işlenen cinayeti nasıl anlayacaklar?
On Muharrem cinayetinin yıl dönümünde haklı olarak ağlayıp-sızlayan Müslümanları; “ağıt kültürünü devam ettiriyorlar” diyerek geçiştirenler, kendilerinin hangi kültürü devam ettirdiklerini derin derin, kara kara düşünmelidirler.
Zilhicce bitiyor ve Muharrem yaklaşıyor ve büyük imtihana hızla yaklaşıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100