HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 08 MAYIS 2021, CUMARTESİ

ABD'nin ulusal güvenlik stratejisi

15.08.2001 00:00:00
Türkiye'de bırakınız devlet adamlığını, siyaset adamı olarak bile sınıfta kalmaya mahkum bir politik profil sergileyen Mesut Yılmaz'ın durup dururken başlattığı Ulusal Güvenlik tartışmasını içimiz burkularak izliyoruz.

Yılmaz, Ulusal Güvenliği Türkiye'nin kalkınması, bazı reformların gerçekleşmesi için bir engel olarak görüyor.

Dünyada ulusal güvenlik kavramını varoluş stratejisi olarak birinci planda tutmayan devlet yok gibi.

Kabile devletlerinin bile kendi çaplarında bir ulusal güvenlik anlayışları var.

Hiçbir devlet ve hiç bir siyaset adamı ulusal güvenlik stratejilerini "geri kalmışlığın, kalkınamamanın, bir takım reformları gerçekleştirememenin" müsebbibi olarak görmemiştir dünya arenasında.

Tabii Mesut Yılmaz hariç.

Bugün ABD'nin ulusal güvenlik stratejisini açıklamak istiyorum sizlere. Bu yazıyı Mesut Yılmaz'a yakın birisi okur da kendisine ulaştırırsa, Türk basınında ilk defa gündeme getirilecek olan bu stratejinin içerdiği parametrelerden nasıl şok olacağını yakından gözleme imkanı da bulur.

Önümdeki rapor 47 sayfa. Raporun girişinde "Milli güvenlik, toprakların, insanların ve onların yaşam tarzlarının güvenliğini korumak demektir. Bu, ABD yönetimlerinin en başta gelen anayasal görevidir" tespitine yer veriliyor.

Ana hatlarını aktaracağım bu rapor, 1986 Goldwater Nichols Savunma Bakanlığı Yeniden Teşkilatlanma Kanunu'nun 603'üncü bölümüne göre 21. yüzyılda ABD ulusal güvenlik stratejisinin detaylarını ortaya koyuyor.

Raporda şöyle deniliyor:

"Bu rapor daha güvenli, daha refah içinde olan bir Amerika için hem içteki gücümüzün hem de dıştaki liderliğimizin esas olduğu inancı ile oluşturulmuştur. Amerika'nın benzeri olmayan güçlerine dayandırılan stratejisinin üç temel hedefi vardır:

1- Etkin diplomasi ve savaşmaya ve kazanmaya hazır silahlı kuvvetlerle güvenliğimizin güçlendirilmesi.

2- Ülkenin ekonomik refahının artırılması.

3-Yurtdışında demokrasinin desteklenmesi".

ABD Başkanlığı ulusal güvenliğinde silahlı kuvvetlerini en baş sıraya koyuyor ve Mesut Yılmaz gibi tartışma unsuru yapmıyor. Ekonomik refahın artırılmasını da bir "Ulusal Güvenlik" stratejisi olarak benimsiyor; Yılmaz gibi ekonomiyi batırarak övünmeyi bir marifet kabul etmiyor.

Raporda şu ilginç öneriler de var:

"Yukarıda açıklanan hedeflere ulaşmak için küresel entegrasyon kuvvetlerini harekete geçirmek, mevcut güvenlik, ekonomik ve siyasi yapılara yeniden şekil vermek için (...) gerekeni yapmalıyız".

ABD, küreselleşmenin yaygınlaşmasını, kendi ulusal güvenlikleri için "şart görüyor".

Bizim siyasetçiler de bunu aynen tasdik etmeyi çağdaşlık kabul ediyor.

Genelkurmay Başkanlığının açıklamasında koalisyonun "küreselleşmeyi ekonomik teslimiyet haline getirdiği" şeklindeki uyarısını bir de bu açıdan değerlendirdiğinizde haklı olan tarafı daha iyi kavrayacaksınız.

Raporda, temel ulusal güvenlik hedefleri şöyle belirleniyor:

"İlk olarak barışçı, bölünmemiş, demokratik bir Avrupa için çaba göstermeliyiz. Avrupa refah içinde olduğu zaman Amerika daha güven içinde olacaktır."

Amerika Başkanlığı, Amerika'nın güvenliği için Avrupa ile yakından ilgilenmeyi unutmuyor!

Bu amaçla NATO-Rusya, NATO-Ukrayna işbirliği kurulmasını bile tasarlıyor. Tek gaye güvenlik.

Devam edelim:

"İkinci olarak, Amerika Atlantik ile ilgilendiği gibi Pasifikle de ilgilenmelidir. Güvenliğimizi ve refahımızı artırırken diğer tehlikelere karşı tetikte olmalıyız. Kuzey Kore'nin nükleer silah programını dondurma ve nükleer silahları kaldırmaya ilişkin anlaşmayı uygulamaya devam etmesini sağlamalıyız".

Bir "süper güç", Kuzey Kore'yi böylesine büyük bir tehlike olarak görürken, Mesut Yılmaz'ın "Yunanistan, Suriye; şu-bu, tehdit olarak geçiyor milli siyaset konseptinde, ama dünya değişiyor" gibi seviye yoksunu yorumlarını varın siz analiz edin. Ve sayın Yılmaz'a "S-300'lerin nasıl Rum kesimine girebildiğini" de sorun.

"Üçüncü olarak; Amerikan halkı global ekonomide başarılı olmalıdır. İçerde iş olanakları yaratmak için, dışarda ticaret engellerini kaldırmayı temel misyonumuz kabul ettik. Geçen 4yıl içinde, her biri bir dış pazarı Amerikan ürünlerine daha geniş açan 200'den fazla ticari anlaşma yaptık".

Burasını dikkatle okuyunuz. Global ekonomi Amerikan Ulusal güvenliğinin temel şartlarından. Amerikan ürünlerinin satılması, işsizliğin önlenmesi için ticari kolaylıklar getirtilmelidir "bizim gibi ülkelere".

Bu madde ABD ulusal güvenlik konseptinde aynen geçmektedir.

Ve bizim "kahraman üçlümüz" de bunları aynen uygulamaktadırlar. Çıkan yasalar, IMF'ye verilen tavizler, açılan gümrükler.

O halde burada düşünülen hangi ülkenin ulusal güvenliğidir dersiniz.

Rapordan daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. "Çok güçlü bir askeri kuvvet bulundurmaktan ormanların korunmasına kadar" birbiriyle bağlantısız görülen pek çok unsura ulusal güvenlik stratejisi içinde yer verilmiş.

Mesut Yılmaz, büyük bir devlet adamı olduğu için (!) böyle "küçük" konularla ilgilenmiyor.

Bir devletin en temel güvenlik stratejisini tartışmaya açıyor.

Kim adına yapıyor, niçin yapıyor orasını anlayamadık gitti.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.