HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 TEMMUZ 2021, SALI

"Babiye Rahmet" Urfalı Kardeşim

15.07.2001 00:00:00
Cumayı cumartesine bağlayan gece bir bağ evinde, muhterem Prof. Dr. Haydar Baş hocama "başım gözüm üstüne hocam" demek için seçkin bir Urfa'lı iş adamı topluluğu biraya gelmişti.

Türkiye'nin içinde bulunduğu vahim durum ve bundan çıkış yolu olarak muhterem Haydar Baş hocamın önderliğinde başlamış olan istişari toplantıların beşincisiydi Urfa'da yapılan.

Ve ben ilk dört toplantıya katılamamanın üzüntüsünün yaşadım günlerce.

Yıllardır içimde bir hasret olarak durur Güneydoğu'nun bazı vilayetlerini gezmek. Bunların başında Malatya, Elazığ ve Kilis geliyordu.

Bundan önce yapılan bu hayati öneme haiz toplantıların ilkleri de bu vilayetlerde yapılmış, gerek arkadaşların hatıraları ve gerekse de medyada görüntülerini izlediğimize göre hayli başarılı ve hayırlara vesile toplantılar olmuştu.

Ben yıllardır diğer vilayetleri gezmeyi hayal ederken bundan önce de iki kere konferans vermek için gittiğim Urfa'ya tekrar gitmem istendi.

O bölgede muhterem hocamın emri doğrultusunda hayli hayırlı çalışmalara önderlik, oradaki arkadaşlara ağabeylik yapmış bir tabip-i hazik/işinin ehli insan, Op. Dr. Ahmet H. Kepekçi beni aradı ve Urfa'ya gitmemi istedi.

Hadiseleri İcmal yıllarında oraya ilk giden ve orada yaşadığı tatlı hatıraları çokça dinlediğimiz nasipli insan Recep Şahin olmadan Urfa'ya gitmek yakışık olmazdı.

Beraber yola çıktık gece 24;00'de.

Recep'in yolda yakalandığı şiddetli karın ağrısını saymazsak rahat sayılacak bir yolculuk yaptık. Hatta 20 saat sürse de.

"Karın ağrısından ölen şehittir." Hadisini bolca hatırlatmama gerek yoktu aslında. Çünkü tanıyanlar bilir Recep hocanın tevekkül ve teslimiyetini. Yolda 200 bin lira mukabili aldığımız abdest, sayın reis beyin minarelere para temini için faz takma girişimi ile yanı paralellik taşıyordu.

Bu konuda ilerde nasip olursa mutlaka yazacağım. Cuma akşamı yapılan program dahilinde Urfa insanıyla sohbet etmek ve onları akşamki programa davet temek için şehirde bir ziyaret turuna çıktık.

Bakalım hangimizi daha çok tanıyacaklar diye Recep'le rekabete kalkışmak, İMF yardımıyla ülkeyi kurtarmak kadar komikti.

Senin haddine mi yıllarca bu ülkenin yüz binlerine Kur'an öğreten bir insanla yarışmak.

Ne büyük nasip. Ama ondan daha büyük nasip o imkanı Recep'e tanıyan Meltem

TV'nin kurucularına ait.

Prof Dr. Haydar Hocama yani.

Her kes gibi işin kaynağını Urfa'lı arkadaşlar da biliyor. Haydar Hocadır o güzelliğin asıl mimarı diyor ve ekliyor.

Allah sizden razı olsun.

Allah Haydar Hoca'dan razı olsun.

Allah onu başımızdan eksik etmesin.

Onu sayesinde Kur'an öğrendik.

Onun sayesinde dinimizi öğrendik.

Onun sayesinde moral bulduk.

Onu rehberliğinde doğruya uyduk.

Urfalı'nın dilindeki duaların ancak bir kısmı idi bunlar.

Yolda yolumuzu kesip boğazımıza sarılan ve; Biz gazara vazgeçeriz, ama ne olur siz vazgeçmeyin.

Biz tembellik yapabiliriz ama ne olur siz yapmayın.

Biz ihmal ederiz ama siz ihmal etmeyin.

Eğer bu çalışmaları bırakırsanız ülke tamamen sahipsiz kalıyor deyip bir yandan dua edip hem de ağlayanları görmenizi isterdim. İnsanımızın direncinin bütün olumsuzluklara rağmen nasıl hala hiçbir şey olmamış gibi dimdik ayakta olduğun bir başka ispatı da bağ evinde yaklaşık beş saat hiç yerinden kımıldamadan duran ve özellikle de muhterem hocamın konuşmasını can kulağıyla dinleyen insanların haliydi.

Ülkenin içinde bulunduğu vahim durumu sadece anlatmakla kalmadı hocam. Çözümü de sundu. Onu diğerlerinden farklı kılan, hatta mukayese bile ettirmeyen en büyük özellik bu.

Sadece felaketi değil, o felaketten nasıl çıkılacağını da söylemek ve delillendirmek.

Bir ve beraber olmamızın, ayrılığın ne büyük bir bela olduğunun da altını çizdiler o gece.

O bölge üzerinde birilerinin çok ince ve sinsi hesaplarının olduğunu, eğer o hesapları bir iman ferasetiyle fark etmez ve önlemezsek, bu bölgenin de bir Filistin olabileceğini -Allah göstermesin- duasını da ekleyerek dile getirdiler.

Bütün olumsuzluklara rağmen Urfalı vatanına devletine saygılı ve hürmetkar.

Bütün olumsuzluklara diyorum.

Çünkü Antep-Urfa arasındaki yol, Trakya'da, Ege'de, İçanadolu'da iki köyü birbirine bağlayan yoldan bile daha perişan. Gezdiğim için biliyorum mukayese bile edilmez.

Ayağa kalkıp şunu söyledi bir Urfalı arkadaş; Arazimi iyi bir parayla istedi İsrail adına çalışan bir Türk işadamı. Ama ben vermedim. O paraya çok da ihtiyacım vardı.

Ama her kes o kardeşimiz kadar duyarlı olmaya biliyor.

Urfa'da, hem de henüz GAP gündemde değilken yüz binlerce dönüm arazi satın aldı bazı "İşadamları"

Her şey güzel değildi tabi Urfa'da. Özellikle de "Dinlerarası Diyalog" sürecinden sonra çok garip şeyler olmaya başladı orada.

Şelale yapılacak(!) diye istimlak edilen yerler. Kilise, Havra ve Sinakog yapılması için tahsis edilen Halilurrahman'ın bağrındaki düzlük.

Belki partisi kapatıldığı için üzüntüsünden ne yaptığını bilmiyor sayın Belediye Başkanı, ama bu hiç de affedilecek bir şey değil Urfalı arkadaşların anlattıkları...

Senin edebine gurban Urfalım.

Senin saygına gurban.

Senin o "başım gözüm üstüne" demene gurban Urfalım.

Senin o edep timsali çocuklarına gurban.

Senin o misafirperverliğine gurban Urfalım.

Her şeye rağmen senin o gülen yüzüne.
 
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.