HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 TEMMUZ 2021, ÇARŞAMBA

Besle terörü oysun gözünü

23.09.2001 00:00:00
Bu Batı böyledir işte. Ne zaman iğnenin ucu kendisine dokunur, o zaman başlar "vay kahpe terör!" diye çığlıklar atmaya. Halbuki bu çığlıklar arasından yakın tarihte teröre verdikleri desteğin mağdurlarının da çığlıkları duyulmaktadır "keskin kulaklarca".

1- Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçakları PKK'nın Irak'taki inlerine ilk bombaları indirdiğinde 1986 yılının serin bir sonbahar günüydü. Ve bombalama haberini o zamanın tek televizyon kanalı olan TRT'den izlemiştim. İzmit'te bir lokantada akşam yemeğini kaşıklarken. Bombalanan yer bugünkü Kuzey Irak topraklarında kalan Sınath vadisi idi ve Türkiye sınırına on kilometre kadar yakın bir mesafede idi.

İlkin Eruh ve Şemdinli'yi basarak ortalığı kana bulayan PKK'ya karşı bu ilk hava harekatı idi.

Ama teröre karşı başlatılan bu harekatı desteklemesi gereken, alkışlaması gereken "Batılı ve hatta NATO müttefiki dostlarımız (!)" Türkiye'yi eleştirdiler, kınadılar. Bir başka ülkenin toprağını bombalamamıza sert tepki gösterdiler. Aynı tepkiyi, sınırötesi operasyonlarımıza da gösterdiler.

Ancak aradan bir kaç yıl geçecek, bu defa aynı ülkelerin savaş uçakları, Saddam'a haddini bildirmek için aynı toprakları bombalayacaklardı ve bu bombardımana destek vermeyen ülkeleri de "tu kaka" ilan edeceklerdi.

Otuz bin insanımızı katleden bir terör örgütünün Türkiye tarafından bombalanmasına kızan Batılı dostlarımız, petrollerini garantiye almak için Irak'taki sivil halkı kadın, çocuk, ihtiyar demeden bombalamayı çok doğal karşılayacaktı.

Batı'nın hümanizm anlayışının modern bir tezahürü idi bu.

2- Bugün teröre savaş açanların, dün "başkanlık" düzeyinde teröre verdikleri fiili desteğin acı faturası tarihin tozlu sayfalarında karşımıza dikilmektedir. Medeniyetler çatışması tezinin sahibi Samuel Huntington'un bu konudaki görüşleri çok manidardır: "Bir başka ülkenin işlerine karışmayı veya işi daha ileri götürüp askeri müdahalede bulunmayı sanki Sovyetler Birliği'ne kaşı verilmiş bir mücadele imiş gibi satabilirsiniz. Bu ABD'nin genel stratejisidir".

Bu mantığın sahibi Amerikan'ın teröre açık desteğine örnek pek çoktur.

Reagan döneminde Orta Amerika'daki bir çok terörist gruba destek verilmiş, bu destek onbinlerce insanın hayatına mal olmuştur.

El Salvador'da Amerika'dan silah ve para yardımı alan teröristler 50 bin sivili öldürmüştür. Bu sayı Guatemala'da 100 bini aşmıştır. Nikaragua'da ABD destekli terör gruplarının eylemleri sonucu 11 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Bu ülkelerdeki işkence ve ırza geçme şeklindeki "terör" eylemlerinin sayısı da belirsizdir.

1982 yılında Lübnan'a saldıran ve 20 bin insanı öldüren İsrail'in arkasındaki güç ABD'dir.

1986 Nisan'ında Libya'yı bombalayan Amerikan savaş uçakları yüzlerce kişinin ölümüne yol açmıştır.

Türkiye'yi kan gölüne çeviren PKK'ya "terör mağduru" iki şehri olan New York ve Washington'da ofis tahsis eden de Amerika'dır.

Amerika geçmişten bugüne, ülke yönetimlerini ele geçirmek, siyasi baskı aracı olarak kullanmak gibi sebeplerle terörü ya bizzat desteklemiş ya da bizzat terör saldırılarında bulunmuştu. Bu konuda Dünya Mahkemesinden 1986 yılında aldığı bir de mahkumiyet vardır ABD'nin.

Bugün "şüpheli suçlu" olarak ilan ettikleri Ladin'i yakalamak için Afganistan'ı, Pakistan'ı, Sudan'ı, Irak'ı ilgili ilgisiz bir çok devleti bombardımana tabi tutmaya hazırlanmalarındaki psikoloji buradan kaynaklanmaktadır.

1949 yılında Amerika Tarih Cemiyeti Başkanlığına seçilen Conyers Read bu psikolojiyi şöyle izah eder: "Yaşayabilmemiz ancak militan bir tavır takınmamızla mümkündür. İster sıcak, ister soğuk olsun; topyekün savaş herkesin görev aldığı sorumluluk yüklendiği bir savaştır".

"Modern zamanlarda", devletlerin yaşaması için ilke edindikleri düstur "topyekün savaş ve militan bir tavır" olmamalıdır. Amerika bu tavrıyla dünya barışını sağlamayı değil kösteklemeyi pratiğe sokuyor.

3- Amerika'da terör eylemine karıştığı iddia edilen kişiler, Afgan Dağları'ndan çok Batı ülkelerini karış karış biliyorlar. İsviçre, Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere gibi bir çok Avrupa ülkesinden lojistik destek ve eğitim almışlar. Hamburg'da mühendislik ve havacılık eğitimi görmüşler. Florida, Venice, Lantana, Vero Beach ve Daytona'da uçuş eğitimine katılmışlar. ABD'deki Alabama Hava Üssüne girip aylarca teknik ve dil eğitimi görmüşler.

Dünyaca aranan azılı teröristlerin Avrupa başkentlerinde ve Amerika'da bu kadar rahat dolaşabilmeleri ve hiç şüphe uyandırmamaları, hatta hava üssüne girebilecek kadar "emin" olmalarını kimler sağladı acaba?

Afgan dağlarındaki çöl bedevisi mi, Washington'daki kravatlı, takım elbiseli bürokratlar mı?

4- Wall Street Journal, Ladin'in Batılı şirketlerle olan ticari bağlantılarını açıkladı.

Buna göre; Bin Ladin Grubu, yüzde 40'ı finans devi ABN Amro'nun elinde olan Suudi-Holland Bank'ın ana ortağı. Yani bir Hollanda bankasına ortak Ladin!

Ayrıca, Bin Ladin Grubu'nun büyük hissedar olduğu Cidde Elektrik Dağıtım Şirketinde, ünlü Amerikan firması General Elektrik'in de hissesi var.

Yine, Avrupa ve Amerika'da büyük rağbet gören Snoppl içeceklerinin Arabistan dağıtıcısı da Bin Ladin Grubu ve de Ladin'in kardeşlerinden biri Motorola'da yönetici.

Son ve şok haber: Körfez krizi sırasında Amerikan askerlerine tahsis edilen barakaların inşaat işlerini de Bin Ladin Grubu almış. Amerikalı askerlerin barakalarını Ladin inşa etmiş.

Bütün bu bilgilerden sonra, terör ne, terörist kim, kimin eli kimin cebinde, terörü kim besliyor, sonucu ne oluyor sorularını varın siz cevaplayın.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.