HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 HAZİRAN 2021, SALI

Bir cinayetin düşündürdükleri

29.08.2001 00:00:00
1- Üzeyir Garih menfur bir cinayetin kurbanı oldu. Olay amatör işi mi, profesyonel bir tezgah mı henüz bilinmiyor.

Fakat şimdilik, hiç de "profesyonel" olmayan bir yaklaşım biçimi var cinayete. Cinayetten bir kaç saat sonra "katilin kimliğinin" tespit edildiği "deli olduğu, tinerci olduğu" açıklanıyor.

Ancak 24 saat sonra ise katil olarak açıklanan 13 yaşındaki Fuat'ın katil olmadığı, tiner çekmediği, delilikle de alakasının bulunmadığı açıklanıyor.

Ne deli, ne tinerci, ne de katil olan bir çocuğun bir anda bu kadar ciddi suçlamalara maruz bırakılması "dehşet verici."

2- Garih'in öldürüldüğü yer, "Nakşi Tarlası" olarak bilinen ve Nakşibendi tarikatı mensuplarının medfun olduğu bir mezar. Çok yakın dostlarının da teyit ettiğine göre Üzeyir Garih, zaman zaman bu mezarlıkta yatan Şeyh Küçük Hüseyin Efendi'nin kabrini sık sık ziyarete gidiyormuş.

Garih'in bu ziyaretinin "özel sebeplerini" irdelemek istemiyoruz.

Ancak medyanın bu ziyaretlerden sonra şeyh, tarikat gibi kavramları yansıtma biçimi çok ilginç. Normal şartlar altında tarikat, şeyh gibi kavramlar adına ne duysa saldırıya geçmeye ve irtica borusu çalmaya hazır olan medya, manşete taşımış şeyh haberlerini, hem de övgüyle:

"Şeyhini ziyarete gitti"

"İsmini şeyhi vermişti"

"Nakşi tarikatının şeyhinin kabrine gitti"

"Şeyhin kerametleri de vardı"...

Musevi bir vatandaşımızın bir şeyhin mezarını ziyaret etmesini böylesine övgüyle duyuran gazeteler, Turgut Özal'ın Zahit Kotku'nun kabrini ziyaret edişini de aynı şekilde makul mu karşılamıştı, diye düşündüm.

Farklı farklı gazetelerde aynı tarzdaki haberlere rastlayınca "acaba bu medya hidayete mi erdi" dedim kendi kendime.

Şeyhi de, tarikatı da, kerameti de gayet doğal bir toplumsal gerçek, bir sığınacak liman olarak yansıtıyorlardı. Bir hafta önce kerametle ilgili bir haber yapsalar dalga geçerek yansıtırlardı, aynı medya kuruluşları.

Halbuki bugün Türkiye'de fiilen ve hukuken tarikat diye bir kurum da, şeyhlik diye bir makam da yok. Bu kurumlar devirlerini ve misyonlarını tamamladılar, tarihte ifa ettikleri sosyal ve manevi vazifelerle hatırlanıyorlar.

Ancak bugün devam eden bir yol var; insanları ikaz, irşat, terbiye, tezkiye yolu. Bu yolu devam ettiren mürebbiler var. Onlar insanların iyi bir kul, iyi bir mümin, ahlaklı bir kişi olmalarını sağlayan, nefislerine galip gelmelerine yardım eden "er kişiler" Diri kişiler. Aramızdalar, yerimizde, yurdumuzdalar.

Garih kuşkusuz o kabirde bir şeyler buluyordu. Kendini oraya çeken bir şey vardı. O kabirdeki maneviyat adamı kimbilir nasıl bir ışık yayıyordu toprağından; kimbilir.

Benim derdim şu, insanları arındırmayı vazife edinen kişilerin ölülerini ziyaret normal oluyor da, dirileriyle neden uğraşıyorlar?

Ölüsü makbul de, dirisi mi kötü?

İnsanları ekonomiden başka bir şey düşünmemeye sevk eden vahşi kapitalizm ve onun tinerci çocukları doğal da, o tinercilerin elindeki tineri, bıçağı almayı misyon belleyen gönül adamları anormal mi?

Medya birkaç gündür sergilediği bu "tarikat"(!) haberlerini bir de bu açıdan yorumlasın.

3- Dün gelen haberlerde, İsrail Gizli Servisi MOSSAD elemanlarının da olayı çözmek için Türkiye'ye geldiğinden bahsediliyordu.

Üzeyir Garih, Türkiye Cumhuriyet vatandaşı idi. Türkiye'de yaşadı, Türkiye'de öldü. Bu cinayeti çözmek de Türk polisine, Türk istihbaratına düşer.

Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları, MOSSAD'ın Türkiye'de işlenen bu cinayete burnunu sokmasına neden izin verdiler? Eyüp mezarlığında yüzlerce polisin bulamadığı delilleri, bir kaç İsrail ajanı mı bulacak?

4- Cinayetin işlendiği günden bu yana olayın hep adi bir cinayet, bir psikopat işi, tesadüfen meydana gelmiş menfur bir saldırı olduğu savı ortaya sürülüyor.

Ancak, "silahsız, korumasız ve şoförsüz" olarak Eyüp mezarlığına sık sık geldiği bilinen Garih'in mezarlığa gelişinin kimler tarafından kesin olarak bilindiği, kimlere bilgi verildiği neden irdelenmiyor?

Bir çok uluslararası projeye de imza atmış, bilhassa Asya'da pekçok ihale almış, Türkiye'de de trilyonluk projeler yürüten bir ismin ortadan kalkması kimlere maddi ve manevi çıkar sağlayacak sorusu neden gündeme getirilmiyor?

5- Eski İçişleri Bakanlarından Necdet Menzir, bir TV kanalında uzman olarak olayı şöyle yorumluyor: "Garih, 10 bıçak darbesi yemiş. Bir kişi bıçak darbesi yiyince bunu 1-2 dakikada hisseder. İlk bıçak darbesini alınca Garih neden karşılık vermedi acaba?"

Uzman bakanımıza göre bıçak yerseniz 2 dakikada acısını duyarsınız. Ben, elime topluiğne batınca anında hissediyorum acaba ben de bir anormallik mi var?!

TV'ler uzman olarak, "daha uzmanları" çıkarsalar hiç de fena olmayacak.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.