HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 03 AĞUSTOS 2021, SALI

Buğday mı pahalı egemenlik mi?

30.05.2001 00:00:00
Hükümetin bıçak sırtında yani Kemal Derviş'in iki dudağı arasında olduğunun altını çizdiğim dünkü yazımı kaleme aldığım sırada Derviş ve Tarım Bakanı Gökalp arasında buğday fiyatı kapışması vardı. Hükümet gitti geldi.

Derviş, yine klasını konuşturdu. Hatta buğday zirvesine ilk çağrıldığında oldukça hırçındı; muhabirlerin sorularını beklenmedik sertlikte cevapladı. Medya'nın fildişinde konuşlanmış kalemşörleri ise liderleri uyardı; Derviş'i getiren sizlersiniz, şimdi niye gocunuyorsunuz, deyiverdi. Uyarılarını sürdürüyorlar. Liderler, iki bakan arasında mekik dokudular ve nihayet koalisyon dağılmaktan kurtuldu. İlginç diyaloglar yaşandı. Buğday kavgası tatlıya bağlandı. Bakalım çiftçi memnun kalacak mı?

Derviş, IMF böyle istiyor, diyor; söz verdik, mektup verdik.

Gökalp ise, çiftçinin içine çıkamıyoruz... Hem her konuda IMF'yi söylemenizi doğru bulmuyorum, diyor.

Derviş ısrarlı: Niyet mektubuna bağlı kalmalıyız.

Bir ara Bahçeli, lâfa karışıyor: Her meselede niyet mektubu... Haberimiz yok. IMF dayatması olursa hükümet yürümez.

Bu işi zirvede görüşelim diyerek Ecevit devre yapıyor... Diyaloglar bu minval üzere.

Ankara siyaseti yeni bir çerçeveye oturdu ve bir deyim yerleşti: Derviş'le hükümet arasındaki ilişkiler...

Geçmişte Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki ilişkiler... Veya Meclis ile hükümet arasındaki, muhalefet ile hükümet arasındaki ilişkiler... Yahut Genelkurmay ile hükümet arasındaki ilişkiler... bahse konu olurdu.

Şimdi ise kördüğüm, Derviş ile hükümet arasındaki ilişkilerde... Nirengi nokta orası.

Bahçeli, Derviş'i sadece dördüncü parti gibi değil, rakip parti gibi davranmakla suçluyor. Bu teşhiste bir yanlışlık sözkonusu. Derviş, dördüncü parti değil ki; o bir kriz patronu... IMF ve Dünya Bankası destekli hariçten tam yetkili bir koordinatör... Paranın tek güç olduğu bir dünyada demokrasiye aykırı olsa da parası kadar siyasi gücü olan bir adam... Koalisyon ortaklarının tıkandığı, bittiği, iflas ettiği noktada global güçlerin hükümet inisiyatifini eline verdikleri bir atanmış...

Derviş'le dalaşmak için hububat fiyatı çok basit bir bahane.

Bundan önce IMF'nin, AB'nin ve sair global güçlerin yanısıra Derviş'in nice dayatmalarını içimize sindirmedik mi? Şimdi egemenliğimizi bile devretmeye hazırlanmıyor muyuz?

Anayasa'nın 5. maddesine göre 'Türk Milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini korumak...' la yükümlü devlet erkânımızın daha ilk adımı veya koalisyonun ilk eseri, Tahkim Yasası ile milletin bağımsızlığının ifadesi olan yargı erkini yabancı mahkemelere devretmek olmadı mı? Tahkim, o zaman koalisyonun bir acemi çıraklık eseri olarak nitelendirilmişti. Aynı manzara bugün 6. maddeye eklenen 'egemenliğin devri' paragrafında yaşanmıyor mu?

Anayasa'nın 6. maddesi açık: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk Milleti egemenliğini Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiçbir surette, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.

Bu madde, millete ve onu temsilen Meclis'e, egemenliği kullanma hakkı vermektedir. Yoksa AB fırsatçılarının ilave ettiği paragrafta olduğu üzere egemenliği devretmeye veya tenkise (eksiltmeye/noksanlaştırmaya) imkan tanımamaktadır. Anayasa'nın değişmez, değişmesi teklif edilemez maddelerinin esası ve ruhu da budur. TCK'nin 125. maddesi böyle bir fiili, vatana ihanet suçu olarak tarif etmekte ve cezai müeyyide getirmektedir. Hem bir hakkın, bizzat kendisini yoketmek için kullanılamayacağı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla güya Anayasa'ya dayanarak böyle bir egemenlik devrini düzenlemek anayasal bir intihardır.

Hükümette inisiyatiflerin ve iplerin Derviş'in eline verilmesinden binlerce defa daha vahim olan gerçek, milletin egemenliğinin yabancılara devredilmesi konusudur. Tahkim, bu vahametin geçmişteki versiyonlarından sadece biridir. Bu ikincisinde, egemenliğin devrinde yani daha vahim olanında niye sıkıntı çıkmıyor da hububat fiyatında problem doğuyor? Benim de anlayamadığım işte bu... Yoksa bir kilo buğday, binlerce yıllık egemenlikten daha önemli, daha pahalı, daha kıymetli midir? Canla ve kanla kazanılan egemenliğin bedeli bu kadar ucuz olmamalıdır; burada bir hesap hatası var.

Evet, koalisyonun zorluğunu anlamak mümkündür. Hele de yetkileri Derviş'e devredilmiş bir koalisyonda bulunmak intihardan da beterdir. Ama bu zorluk, Tahkim'de yaşanmadı, Apo'nun affında yaşanmadı, Şeker Kanunu'nda yaşanmadı, Telekom'da şahsi pürüzler dışında yaşanmadı, AB'nin Kıbrıs, Ege, Güneydoğu ... vs. dayatmalarında ve daha nicelerinde hiç mi hiç yaşanmadı. Herşeyden önce tam yetkilerle donatılmış Derviş'in atanmasında yaşanmadı da şimdi üç kuruşluk buğday fiyatında da mı yaşanıyor? Buna millet, inanır mı?

O halde olan ne? Derviş ve ortaklar arasında düşük yoğunluklu gerilimler üreterek güya birileri, aslında kendilerinin hep milletten yana olduğu göstermeye, yaklaşan seçim için prim devşirmeye çalışıyor. Bu arada bazıları da global güçler adına vekilleri vasıtasıyla milletten egemenlik dahil koparabildikleri tüm tavizleri koparıyor. Millet hep kaybediyor, doğru. Ama ya sandığa sıra gelince... Siz, o zaman görün gümbürtüyü. O zaman görün egemenlik mi daha pahalı, buğday mı?
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.