HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 MAYIS 2021, PAZARTESİ

Cenaze namazı

04.09.2001 00:00:00
Şöyle bir soru sorayım önce: Bir Hıristiyan'ın kıldığı namaz kabul olur mu?

Hepiniz öfkeyle "nereden çıktı bu soru, böyle soru mu olur" diyeceksiniz ama biz hepinizin bildiği cevabı tekrarlayalım:

"Elbette kabul olmaz. Zira namaz Müslüman'a farzdır". Hıristiyan, iman etmiş olarak namaz kılarsa o zaten mümin olur, namazı da makbul olur. Yok Hıristiyanlığını koruyarak namaz kılmışsa kıldığı namaz asla kabul olmaz.

Bunları neden naklettim?

Beşiktaş Teknik Direktörü Daum, kulübün eski yöneticilerinden birinin cenazesine katılır. Daum'un eski bir dostunun cenazesine katılması elbette çok normal ve doğal bir olay. Ancak Daum bununla yetinmez, cenaze namazı başlayınca o da saf tutar ve namaza katılır. Ellerini bağlar, cemaatın yaptığını tekrarlar.

Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, konu ile ilgili olarak sorulan bir soruya şu cevabı verir:

"Daum'un cenaze namazı geçerli değildir. Caiz de değildir. Çünkü ibadetin makul ve muktedir olması imanla başlar".

Yılmaz'ın bu açıklaması doğru bir açıklama idi ve "iman ehli olmayanın namaz kılmasının caiz olmayacağına" dair herkesin bilmesi gereken bir itikad kuralını aktarmıştı.

Ancak bu açıklamaya bazı gazeteler tepki gösterdi. Bazı yazarlar, Yılmaz'a verdi veriştirdi. Bir Hıristiyan'ın kıldığı cenaze namazına karşı nasıl böyle "yobaz" (!) bir yorumun yapılabileceğinin hesabını sordular.

Aradan çok geçmedi. Üç gün sonra bu tepkiler "Diyanet katında" ses getirdi. Ve Mehmet Nuri Yılmaz yeni bir açıklama yaptı:

"Ben, Beşiktaş Teknik Direktörü Daum'un cenaze namazına katılması ile ilgili bir açıklamada bulunmadım" dedi öncelikle. Yani "ibadeti iman ehli yapar" şeklindeki görüş bana ait değildir demek istedi sayın Başkan.

Ve şöyle devam etti:

"Kaldı ki, cenaze namazı, vefat eden kimseye yapılan bir duadan ibaret olup, dinleri farklı olsa bile insanların, birbirlerinin iyiliği için Allah'a dua etmelerinde bir sakınca yoktur" (30 Ağustos 2001-Ertuğrul Özkök'e yapılan açıklama).

Mehmet Nuri Yılmaz, bir kaç gazetecinin gönlünü yapmak için İslam'ın 14 asır devam eden bir temel kuralını işte böyle yerle bir etti.

Bu açıklama ne anlama geliyor?

Şu anlama geliyor: Cenaze namazını Hıristiyan da kılabilir, Yahudi de kılabilir, Budist de kılabilir. Hiç bir mahzuru yoktur. Hata bunu müminlerin iyiliği için yapıyorlar!

Allah aşkına siz İslam tarihi boyunca, dünyanın herhangi bir yerinde böylesine "saçma" sözler duydunuz mu?

Bir Hıristiyan benim cenazemin arkasında nasıl namaz kılabilir?

Müslümanın cenaze namazını Hıristiyan'ın kıldığı bir "İslam", İslam olabilir mi?

Sayın Başkan sözümona namaz kelimesinin lügat anlamından yola çıkıyor. Malumunuz namaz, lügatte "dua" anlamına geliyor. Ve buradan yola çıkarak "saptırmasını" koyuveriyor: "Cenaze namazı vefat eden kimseye yapılan bir duadır, dinleri farklı olsa bile insanların, birbirlerinin iyiliği için Allah'a dua etmelerinde bir sakınca yoktur."

Cenaze namazı "bir duadır" elbette ama mümine farz olan bir duadır. Ölen bir müminin cenazesini kılmak mümin için farz-ı kifayedir. Yani bir kısım müminin kılması ile, diğerlerinin üzerinden düşen bir ibadettir.

Yılmaz'ın dediği gibi "dua anlamından" yola çıkarak, cenazenin arkasında toplanan Müslümanların sadece ellerini kaldırıp dua etmesi ile bu namaz eda edilmez.

Bir kaç gazetecinin hatırı için de, din adına böyle bir cinayet işlenmez.

Sayın Başkan'a soruyor: Cenaze namazı farz-ı kifaye olduğuna göre, bir cenazenin namazını bir grup Hıristiyan'ın kılması ile (pardon dua etmesi ile!) o namaz makbul olur mu?

Ve yine Sayın Başkan, cenaze namazına duran Hıristiyanları "birbirlerinin iyiliği için dua eden kişiler olarak" tanımladığına göre, bu kişiler cenaze namazı kıldırarak da aynı duayı yapma yetkisine sahip oluyorlar demektir.

Ha kılarak dua etmiş, ha kıldırarak, ne fark eder! Sonuçta dua duadır! Nasılsa birbirimizin iyiliği için yapılıyor!

Allah gecinden versin, acaba sayın Başkan vefat ettiğinde kendi cenaze namazında da böyle dua eden Hıristiyanlar, Museviler, Budistler olmasını normal karşılar mı?

Hatta namazı kıldıran hoca, cemaatteki Albert'e "sen o safta yeterince "dua" ettin. Gel biraz da benim yerimde dua et" derse o zaman ne olacak?

Dinin kuralları gazetecilerin, yazarların gönlünü hoşnut etmek için bir çırpıda değiştirilirse ortaya işte böylesine karmaşık ve trajikomik bir tablo çıkar.

Bir Müslüman'ın cenazesine Hıristiyan da, Yahudi'de gelebilir elbet. Dünyada belli dostlukları vardır. Ölünce dostunun cenazesine koşması doğaldır. Ama durur bir köşede, yapılan ibadeti seyreder.

Cenaze namazı mümine farzdır. Hıristiyan'a, Yahudi'ye değil.

Gazetecilerin hatırı için dinde değişiklik yapmak Başkan'a yakışmıyor.

Değil mi sayın Başkan?
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.