HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 MAYIS 2021, PAZAR

Elin dili

10.07.2001 00:00:00
19 Haziran günü yayınlanan "Kaside-i Bürde'yi Türkçe Söyleyiş" başlıklı yazımızda söz konusu etiğimiz kitabı kütüphaneme kaldırmadım. Çalışma masamın üzerinde duruyor. Bazen açıp, hiç değilse, metin yazılarına bakıyorum. Her baktığımda bir yandan safa buluyor, bir yandan üzülüyor; karamsar duygulara kapılmaktan kendimi alamıyorum.

Hamdolsun 42 yıllık eğitimciyim. Bir ömür demek olan bu sürede milletimin manevi ve kültürel değerleri ana çizgisini korumaya çalıştım. Öğrencilerime elimden geldiği, dilimin döndüğü, gücümün yettiği ölçüde bunları sevdirme gayreti içinde oldum.

Kendime övünme payı çıkarmak için yazmıyorum bunu. Kainatın Efendisi (s.a.v)'in onayından geçtiği için hadis hükmünde olan "Adam dediğin milletini sever" vecizesini hayat ilkesi olarak aldığımdan yazıyorm. Bir de bizleri yaratan yüce Allah Sübhâneh'in ilim, irfan, güzel ahlak, hak-hukuk endişesi, helal-haram kaygısı... Ne kadar insanî ve imanî ziynet varsa hepsini kuşatan bir genelleme içinde anladığım şu mealdeki ayeti sık sık hatırladığımdan: "İşte bu, Allah'ın fazileti ve keremidir. Onu dilediğine verir" (Al-i İmran: 73, Ma'ide: 54). Bu ayetteki "men yeşâ'u" nazmına alışılmış "dilediğine" karşılığı ile birlikte bir de "dileyene" manası vermenin de doğru olacağına inandığımdan. Evet. Allah ne kadar iyilik varsa dileyene de verir. O'nun hazinesinde her lütuf ve nimet uçsuz bucaksız sonsuz deryalar misalidir. İhlasla isteyene, yolunda gayret gösterene elbette ki istediğini verir; ihsan buyurur.

Sözünü ettiğim üzüntü şundan. Bu milletin öz kültürünün mayası olan manevi değerler yıllarca gözaltı edilecek. Hatta yasaklanacak. En basiti, mesela, Türk Musikisi eğitimine resmen yasak getirelecek. Yeni nesiller sazı, sözü, milli, manevi değerleri öğrenemeyecekler. Saz diye gitarı, flütü bilecekler. Müzik dahileri olarak Beethoven'i, Şopen'i tanıyacaklar. Tamburu, neyi gördüklerinde, Dede Efendi'yi, Itri'yi duyduklarında bel bel bakacaklar. Geçmişle kültürel ve manevi bağlarını böylesine kökten koparma eğiliminde olan zihniyetin milleti ne badirelere sürüklediği, manevi boşluklara ittiği görüldü, görülüyor. Öyle ki şu İlahi mesajın bir dua şevki ile sık sık okunması gidişattan endişesi olan mü'minlere neredeyse bir vazife halini aldı: "İçimizdeki sefihlerin işledikleri yüzünden bizi helak etme Allah'ım" (A'raf: 155).

Sevincim de şuradan geliyor. Olanca engellemeler rağmen gün geliyor "adam olan" bazı er kişiler çıkıyor; yıllar sonra atalardan intikal eden değerlere sahip çıkıyor; canlılık getiriyorlar. Tıpkı "ba's bade'l-mevt (öldükten sonra dirilme) gibi. Hem de ilmin, irfanın, hünerin, sanatın para getirmediği ortama karşılık.

Abdülhadi Erol Dönmez'in kaleminden çıkan Kaside-i Bürde'nin icazet, sülüs ve nesih hatlarıyla yazılmış metni işte bu duyguları uyandırdı. "Elin Dili" de denilen güzelim sanat dalında tekrar eski yerimizi alacağımıza olan inancım pekişti.

Öteki adı Hüsn-i Hat olan yazı sanatı bu millete has bir meziyettir denilse hata edilmiş olmaz. "Kur'an-ı Kerim Mekke'de, Medine'de indi, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı" sözü boşuna söylenmiş değildir.

Bu sanat dalının bence en güzel ismi Rahmetli Mahmut Bedrettin Yazır'ın deyişiyle "Kalem Güzeli"dir. Öyle bir güzel ki, boy, bos endam yerine şekil ve mana güzellikleriyle bezenmiş, hattatların ellerindeki İlahi sırdan pırıltılar sunan. Gözü dinlediren, gönlü ferahlatan.

Bu söylediklerim bazılarına tuhaf gelebilir. Hoca, edebiyat yapıyor diyebilirler. İstanbul'da olanlar, yolları düşerse müzelere gitmeye gerek yok. Bir tek Sami Efendi merhumun Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye Camii tarafındaki kapısı üzerindeki kitabeye dikkatle baksınlar. Bursa Ulucami'yi gezerken yazılara da bir göz atsınlar. Bağlarbaşı'ndaki Altunizade Camii'ndeki yine Sami Efendi'nin kaleminden çıkmış celi talik levhayı seyretsinler. Usta kalemlerden çıkmış sanatkarın ulvi duygularını yansıtan bu harikaları gördüklerinde eminiz ki, en güzel sanat eserleri yüce duygularla ortaya koyulanlardır, gerçeğinin doğru olduğuna kâni olacaklardır. Şevk duyup zevk alma ise nasiplerine bağlı.
 
Mücteba Uğur / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.