HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 06 MAYIS 2021, PERŞEMBE

Gerçekleri görme zamanı gelmedi mi?

26.10.2005 00:00:00
Pollmark Türkiye Araştırması'nın 2005 mart raporunda ilginç bir değerlendirme vardı. Bu araştırma ODTÜ tarafından 2 ayda bir yaptırılmaktadır ve düzenli müşterileri arasında AKP yönetimi de bulunmaktadır.Bu araştırma raporuna göre, halkın yüzde 82.9'u, özellikle soykırım iddialarının "ön şart" olması halinde "AB üyeliğinin reddedilmesi" gerektiğini düşünüyordu.Eğer araştırma sorularına Kıbrıs Rum Kesimi'nin tanınması, Patrikhane'nin ekümenikliği, Fırat ve Dicle sularının AB yönetimine devredilmesi, PKK terörünün insan hakları adı altında desteklenmesi, azınlıklara daha fazla haklar verilmesi, serbest dolaşım yasağı, tarımın tasfiye edilmesi, memur kesimin yarısının sözleşmeli olması... daha sayabileceğim birçok taviz maddesi de eklenmiş olsaydı, herhalde bu sonuç yüzde 90-95'ler seviyesine çıkardı.Yani bu netice, milletimizin AB hakkında hiçbir şey bilmediğini gösteriyordu. Çünkü eninde sonunda bu taviz paketi önümüze konulacaktı, ama halkımızın maalesef bu konulardan haberi yoktu. "Ülkemiz üzerinde bu kadar ciddi oyunlar oynanırken, halkımızın nasıl haberi olmaz?" diye sorabilirsiniz. Öncelikle, halkımız gerçekleri araştırma ve öğrenme duygusunu kaybetti. Ekonomin kötü gidişatı, alım gücünün düşmesi, insanımızı gündelik sıkıntılara mahkum etti. İnsanımız günü kurtarma telaşıyla bir o tarafa bir bu tarafa koşarken başını kaldırıp da dönen dolapları göremedi.Milletimizin haber alabileceği medya ve basınımız da maalesef gerçekleri ya gizledi, ya da satır aralarında önemsiz bir ayrıntı olarak aktardı. İnsanımız duyarlılığını öyle kaybetmişti ki, sadece manşet haberlerini okuyordu, ya da sıkıntısını bir nebze unutabilmek için spor ve magazin sayfalarını.Halbuki, birileri toprağımızı, madenlerimizi altımızdan çekiyordu. Birileri gençlerimizin inancını, mili şuuru kalplerinden çekiyordu. Birileri maddi ve manevi bütün değerlerimizi hortumluyordu. Birileri de bütün bunlara çanak tutuyor, bu hırsızlara kapılarımızı sonuna kadar açıyordu.O dönemlerde AB, sözde soykırımı tanıyın baskısından tutun, saydığımız bütün mevzulara kadar, bugünkü kadar olmasa bile, değişik platformlarda üzerimize baskı kuruyor ve şartları sıralıyordu.Ama halkımız bunların farkına varamadı. Olanları göremedi ve gerekli tepkiyi gösteremedi. AB baktı ki, "ne dersek diyelim, ne istersek isteyelim mevcut Türk hükümeti eyvallah diyor, Türk milleti de ses çıkarmıyor, o halde dallandırıp budaklandırmaya gerek yok dedi" ve Çerçeve Belgesi'nin onayıyla beraber tavizleri açık açık, emrivakiyle istemeye başladı.Ama yanıldıkları bir nokta var. Hem taviz üstüne taviz veren siyasilerimizin, hem de iştahı had safhaya ulaşmış olan Haçlı Batı dünyasının...O da, "bu millet asla esareti, zorlamayı kabul etmez. Bağımsızlık ruhu, aziz milletimizin özünde vardır. Ona "hasta adam" dersiniz, uyuduğunu zannedersiniz, ama öyle bir anda ayağa dikiliverir, öyle bir anda pençesini sallar ki ne olduğunu anlayamazsınız" gerçeğidir.Bu millet dosta karşı dosttur. Ama dost diye gözüküp arkadan hançerleyenlerden de hesap sormasını ve intikam almasını bilir.Bu manada aziz milletimiz, Bağımsız Türkiye Partisi Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in şu sözlerini ve uyarılarını dikkate almalı, silkelenmeli ve kendi benliğine, o tarih yazdığı öz benliğine dönmelidir:"Biz, taa baştan beri Türkiye'nin AB'de kesinlikle olmayacağı kanaatindeyiz. O dünya çok farklı bir dünya. Medeniyetler farklı. Siyasetler farklı. Kültürler farklı. Örfler farklı. Adetler farklı. Biz, o dünyada olamayız. Bizi kabul etmezler.""Batının coğrafyamız üzerindeki asıl maksadı, Türk milleti üzerindeki hesabı, Şark Meselesidir. Türkiye'yi bu coğrafyadan çıkarmaktır. Onların gözü bizde değildir. Onların gözü Anadolu coğrafyasındadır. Bu coğrafyayı alana kadar oyunlar, entrikalar devam edecektir. AB'ye girme olayı da Türkiye'yi AB üzerinden parçalama hadisesidir. Bazıları Sevr diyor, Sevr'in de ötesindedir. Göreceksiniz. Sevr'den de çok öteyedir.""Şunu çok iyi bileceksiniz. Eğer bir insan düşmanını tanımazsa hayatın en büyük zilletini yaşar. Düşmanını tanıyan arif insan, kamil insan, marifet ehli, aydın, düşmanına göre tedbirini alır. Hem onunla hukukunu iyi tutar ve hem de gücünü, kudretini yerinde bulundurur. O güç, o kuvvet elinde olduğu müddetçe de düşmanı ona şu anda bize yapılan tekliflerin hiçbirini yapamaz."
 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.