logo
09 HAZİRAN 2026

İstanbul'da turizm stop!

 
Haziran ayına ilişkin otel dolulukları belli oldu. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelinde faaliyetlerine geçici olarak ara veren şehir otellerinin büyük bölümü açılamadı. Yine otellerin büyük bölümünün hâlâ kapalı olduğu Akdeniz ve Ege, iç turizm ile kımıldadı. Türkiye genelinde yüzde 21.2 olan otal doluluk oranı, İstanbul’da yüzde 13.8...

24.07.2020 18:15:00
İstanbul'da turizm stop!
İstanbul'da turizm stop!
 
AHMET SAFA TERZİ / İSTANBUL
 
Koronavirüs salgını nedeniyle global ve yerel düzeyde turizm sektörüne yansıyan olumsuz etkiler, Haziran 2020'de de devam etti. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelinde faaliyetlerine geçici olarak ara veren şehir otellerinin büyük bölümü hâlâ açılamadı. Yine otellerin büyük bölümünün kapalı olduğu Akdeniz ve Ege iç turizm ile kımıldadı. 
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), salgın kısıtlamalarının gevşetilmeye başladığı Haziran ayına ilişkin otel doluluklarını açıkladı. Dünya çapında veri ve analiz şirketi STR'nin TÜROB için hazırladığı Haziran Destinasyon Performans Raporu'na göre, Türkiye'nin Haziran 2020 otel dolulukları, 2019 yılının aynı ayına göre yüzde 68.4 azalarak yüzde 21.2'ye geriledi. Haziran 2019'da bu oran 67.1 olmuştu. Haziran ayında günlük satılan oda bedeli yüzde 37.2 düşüşle 54.4 Euro, toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen gelirler yüzde 80.1 düşüşle 11.5 Euro'ya geriledi!
 
Avrupa'da da durum aynı
 
Haziran 2020'de Avrupa destinasyonları doluluk ortalaması ise yüzde 21.6 olurken, ortalama oda fiyatı 81.9 Euro, oda geliri 17.7 Euro olarak tespit edildi. Türkiye'nin Ocak-Haziran 2020 dönemini kapsayan ilk 6 ayda ise doluluk oranı yüzde 47.3 düşüşle yüzde 33.4, ortalama günlük satılan oda bedeli yüzde 16.6 düşüşle 57.7 Euro, oda başı elde edilen gelir yüzde 56 düşüşle 19.2 Euro oldu.
 
İstanbul beklemede 
 
Haziran ayında henüz tüm kapasitesini hayata geçiremeyen İstanbul'da az sayıda açık olan otellerden alınan verilere göre, doluluk oranları yüzde 81.2 azalarak yüzde 13.8 olarak ölçüldü. Haziran 2019'da İstanbul'da ortalama doluluklar yüzde 73.5 olmuştu. Ortalama günlük satılan oda bedeli 62.3 Euro ile 2019'a göre yüzde 35.2 düşüş gösterdi. Haziran 2019'da bu tutar 96.1 Euro olmuştu. Odabaşı elde edilen gelirlerde ise geçen yıla oranla yüzde 87.8 düşüş yaşandı ve 8.6 Euro olarak ölçüldü. Antalya'da Haziran 2019'da yüzde 70.4 olan doluluklar Haziran 2020'de yüzde 55 azalarak yüzde 31.7 oldu. Ortalama günlük satılan oda bedeli yüzde 35.2 düşüşle 75.3 Euro olarak gerçekleşti. 
 
Şehir otellerinde henüz hareket yok
 
TÜROB'dan yapılan açıklamada Haziran ayı doluluklarıyla ilgili şu değerlendirmeye yer verildi: "Haziran ayı itibariyle kıyı bölgelerde ağırlıklı iç turizm kaynaklı bir hareketin başladığını söyleyebiliriz. Temmuz ayı itibariyle devam eden bu hareketliliğin Kurban Bayramı'na kadar olan sürede artmasını bekliyoruz. Anadolu'nun diğer kesimlerinde de memleket ziyaretlerinden kaynaklı bir hareket söz konusu. Kıyı bölgelerde açık olan otellerde doluluk oranları çift haneli rakamlara ulaştı. Ancak buralarda da İstanbul'da olduğu gibi otellerin büyük bir bölümü hâlâ kapalı olduğuna dikkat çekeriz. Kıyılardaki gibi bir hareketin şehir otelleri için de başladığını söyleyebilmek henüz mümkün değil. İstanbul ağırlıklı olmak üzere Türkiye genelinde şehir otellerinin önemli bir kısmı hâlâ açılmadı. Açık olanların da ortalama dolulukları çok düşük seyrediyor. Genel olarak AB, Ortadoğu ve Rusya'dan gelecek haberlere göre açılış kararları verilecektir."
 

Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek

Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi, İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın davasına destek için Bakırköy Adliyesi'ne geldi

09.06.2026 12:54:00
İHA
Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek
Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı.

Çok sayıda izleyici, çeşitli partilerden milletvekilleri ve mağdur aile de Çağlayan'ın ailesine destek için adliyeye geldi.

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi de destek amacıyla adliyede hazır bulundu.

Yasemin Minguzzi, Atlas Çağlayan'ın ailesi ve arkadaşlarına sarılarak destek oldu.

Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı

Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı

09.06.2026 11:30:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı. Operasyonlarda çok miktarda uyuşturucu madde, uyuşturucu hap ve suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında son bir haftada gerçekleştirilen operasyonlarda önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken, çok sayıda şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.



Tekirdağ genelinde uyuşturucu suçlarıyla mücadele kapsamında 1-8 Haziran 2026 tarihleri arasında 11 ilçede gerçekleştirilen 124 ayrı operasyonda, 19'u uyuşturucu madde satıcısı olmak üzere toplam 124 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Operasyonlarda 1 kilo 454 gram çeşitli türlerde uyuşturucu madde, 31 bin 152 kullanımlık sentetik uyuşturucu emdirilmiş materyal, 63 gram A-M olarak değerlendirilen kimyasal madde, 12 bin 239 adet uyuşturucu hap ile suçtan elde edildiği değerlendirilen 109 bin 375 lira ele geçirildi.



Uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen ve "torbacı" olarak tabir edilen 19 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, özellikle gençleri hedef alan uyuşturucu satıcılarına yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, "Geleceğimiz olan gençlerimizi zehirleyen sokak satıcılarına yönelik mücadelemiz sıfır tolerans anlayışıyla devam edecektir" denildi.

Yetkililer, vatandaşların uyuşturucuyla mücadeleye destek vermelerinin önemine dikkat çekerek, acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne, acil olmayan ihbar ve bildirimlerde ise WhatsApp İhbar Hattı üzerinden emniyet birimlerine ulaşabileceklerini belirtti.

Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata


 
 
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirterek, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı.

09.06.2026 00:28:00
MURAT ÇORBACI
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata

Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve 'yaza fit girmek' için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isteğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı

1. Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak

Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar. 

2. Yetersiz protein alımı

Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar.

3. Yetersiz su tüketimi

Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir.

4. Çok düşük kalorili diyetler

Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır.

5. Hareketsizlik

Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur.

6. Yetersiz uyku

Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir.

7. Stres ve duygusal yeme

Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir.

8. Şok diyetler uygulama

Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır.

9. Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek

Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır. HABER MERKEZİ

Gençler bataklığa sürükleniyor


 
İkinci Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, gençler arasında sanal bahis ve kumarın alarm verici boyutlara ulaştığını söyledi.
 

09.06.2026 00:10:00 / Güncelleme: 09.06.2026 00:14:29
MURAT ÇORBACI
Gençler bataklığa sürükleniyor
Gençler bataklığa sürükleniyor

Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden birkaç saniyede ulaşılabilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, özellikle ekonomik kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara yönelttiğini belirtirken, başlangıçta sunulan küçük kazançların bağımlılık döngüsünü tetiklediğine dikkat çekiyor.







Salgına dönüştü

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliği ile Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü'nde düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye'de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski katladığını ifade etti.







Para kazanmak mümkün değil

"Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi" diyen Prof. Dr Ögel, özellikle gençlerin hızlı para kazanma arzusu nedeniyle bu sistemlerin hedef kitlesi haline geldiğini belirtti. Ancak sanal kumarın vaat ettiği kazancın büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu vurgulayan Ögel, "Bu yolla düzenli para kazanmak mümkün değil. Buna rağmen gençler bir kez başladığında kendilerini durdurmakta ciddi güçlük yaşıyor" dedi.







Önce kazandırıyorlar!

Uzmanlara göre sanal bahis sitelerinin en tehlikeli yönlerinden biri ise kullanıcıyı sisteme bağlamak için kullandıkları yöntemler. Renkli tasarımlar, anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarıyla dikkat çeken platformların özellikle ilk aşamada kazandırarak güven oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ögel, "Bir kez kazanan kişi kaybetmeye başladığında da oyunda kalmayı sürdürüyor. Çünkü kayıplarını geri kazanabileceğine inanıyor. Asıl tuzak da burada başlıyor" ifadelerini kullandı.







'Gençlerin kumar borcunu asla ödemeyin'

Klinik Psikolog Yusuf Babacan da bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, "Bağımlılık beynin bazı bölgelerinin işlevselliğini kaybetmesi anlamına geliyor. Beyin ödül merkezi ve kontrol merkezinden oluşur. Kontrol merkezindeki bozulma bağımlılığın gelişmesine neden oluyor. Kontrol merkezi devre dışı kaldığı için kişi kendisini frenleyemiyor. Beynin içsel frenleme sistemi devre dışı kalıyor" diye konuştu. Babacan, online bahis sisteminin ve kumarın gençleri hedef aldığına işaret etti. Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zengin olma fantezisi onları dipsiz bir kuyuya çekerek, ailelerinin de iflasına sebep oluyor. Çünkü gençler kumar borçlarını ailelerine ödetmeye çalışıyor. 'Bağımlı olduğum için değil, borcumdan dolayı kumar oynadım, borcum olmazsa oynamayacağım' diyerek ailelerini borçlarını ödemeye ikna ediyorlar. Aile de borcu üstleniyor, oysa bu gençlerde bağımlılığın devam etmesine neden oluyor. Çünkü borç kapandığında çok hızlı bir şekilde ve bu defa daha yüklü oranda oynamaya devam ediyorlar. Bu nedenle biz ailelere diyoruz ki, 'Siz borcu ödemeyin. Gelin yapılandıralım.' Çünkü uluslararası araştırmalar gösteriyor ki, gençler uzun vadede kendi borçlarını ödediklerinde, bağımlılıklarının negatif sonuçlarıyla yüzleşiyorlar ve bu durum kumar oynama davranışını durdurmada daha etkili oluyor."

'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2012'den bu yana AYM'ye 739 bin 417 başvuru yapıldığını, yaklaşık 87 bin ihlal kararı verildiğini belirterek, "Anayasa yargısının nihai amacı ihlalleri tespit etmek değil, tekrarını önleyecek bir hukuk kültürü oluşturmaktır" dedi

08.06.2026 20:43:00
İhlas Haber Ajansı
'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı
'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2012'den bu yana AYM'ye 739 bin 417 başvuru yapıldığını, yaklaşık 87 bin ihlal kararı verildiğini belirterek, "Anayasa yargısının nihai amacı ihlalleri tespit etmek değil, tekrarını önleyecek bir hukuk kültürü oluşturmaktır" dedi. Ayrıca Özkaya, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası'nın yeni halinin kullanıma açıldığını söyledi.

'Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Avrupa Birliği Avrupa Konseyi Ortak Projesi' kapsamında kapanış töreni ve Adana Bölge Toplantısı kentteki bir otelde düzenlendi.

"Anayasa yargısının nihai amacı anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır"



Açılışta konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, hukuk devletinin gerçek gücünün, normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklandığına değinerek, "Bilindiği üzere hukuk devletinin gerçek gücü, yalnızca normların varlığından değil bu normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde anayasal güvencelerin gerçek anlamı da yalnızca mahkeme kararlarında değil o kararların toplumsal hayata, yargısal uygulamalara ve kamu otoritesinin işleyişine yansımasında ortaya çıkmaktadır. Esasen anayasa yargısının nihai amacı yalnızca ihlal tespiti yapmak değildir. Daha önemlisi, ihlallerin tekrarını önleyecek anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır" ifadelerini kullandı.

"14 yılda 739 bin 417 başvuru"



Bireysel başvurunun Türk hukuk sistemi için önemli reformlardan olduğuna vurgu yapan Özkaya, "Bireysel başvuru mekanizması, hiç kuşkusuz Türk hukuk tarihinin en önemli reformlarından biridir. Bireysel başvuru sisteminin bugün ulaştığı nokta, yürüttüğümüz çalışmaların ve kurumsal iş birliğinin ne denli önemli sonuçlar doğurduğunu açıkça göstermektedir. Güncel veriler incelendiğinde, bireysel başvurunun kabul edilmeye başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden bu yana Anayasa Mahkemesi'ne toplam 739 bin 417 başvuru yapıldığı görülmektedir. Bu başvuruların 637 bin 274'ü sonuçlandırılmış, böylece başvuruların yaklaşık yüzde 86'sı karara bağlanmıştır. Derdest bulunan başvuru sayısı ise 102 bin 143'tür. Bu rakamlar, bir yandan vatandaşlarımızın Anayasa Mahkemesine ve bireysel başvuru mekanizmasına duyduğu güveni ortaya koyarken diğer yandan mahkememizin karşı karşıya bulunduğu iş yükünün büyüklüğünü de göstermektedir" dedi.

"87 bin ihlal kararı verilmiştir"



Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar 87 bin ihlal kararı verildiğini de anlatan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, daha sonra şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar makul sürede yargılanma hakkı dahil yaklaşık 87 bin ihlal kararı verilmiş olması, bireysel başvurunun hak eksenli hukuk kültürünün gelişmesinde ne kadar önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Bireysel başvurunun temel amacı, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ulusal düzeyde daha güçlü şekilde korunmasını sağlamaktır. Bunun yanında bireysel başvuru, insan haklarına ilişkin uyuşmazlıkların uluslararası mercilere taşınmadan önce ulusal hukuk sistemi içinde çözülebilmesine imkan tanıyan etkili bir iç hukuk yolu niteliği taşımaktadır. Nitekim bireysel başvurunun uygulanmaya başlamasıyla birlikte temel hak ve özgürlüklere ilişkin birçok uyuşmazlık ulusal hukuk sistemimiz içerisinde çözüme kavuşturulabilmiş, böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda azalma yaşanmış ve insan haklarının korunmasında iç hukuk mekanizmalarının etkinliği önemli ölçüde güçlenmiştir."

"İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlar önemli"

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararın önemine atıfta bulunan AYM Başkanı Özkaya, "Bireysel başvurunun başarısı sadece Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlarla ölçülemez. Asıl önemli olan, bu kararların ilk derece mahkemelerine, bölge adliye mahkemelerine, bölge idare mahkemelerine, idari uygulamalara ve toplumsal hayata etkili şekilde yansımasıdır. Özellikle ilk derece mahkemeleri tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarının daha etkin uygulanmasına yönelik hazırlanan yol haritası, kararların hayata geçirilmesinde karşılaşılan sorun alanlarını tespit etmiş ve uygulama süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik son derece değerli öneriler sunmuştur" diye konuştu.

"Bireysel başvuru sayısı çok fazla"

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak ise Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru fazlalığına değinerek, " Bireysel başvuru ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunması ve standartlarının yükseltilmesi amacıyla getirilmiş çağdaş ve önemli bir kazanımdır. Türk Anayasa Mahkemesinin önüne gelen bireysel başvuru sayısının fazla olmasıdır. Bu fazlalık hem işin önemini, hem yürütülüşünü, hem de sıkıntıları birlikte getiriyor. Bu fazlalık öyle bir fazlalık ki, iyi uygulayan Avrupa ülkelerindeki rakamlara baktığımızda 10-12 kat daha fazla. 47 ülkeden başvuru alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bile üstünde Türk Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru geliyor. Bu sayının çokluğu konusunda hiçbir şüphemiz yok. Bu artan iş yüküyle Anayasa Mahkemesinin başa çıkmak için mümkün olduğunca ve en kısa sürede bu başvuruları sonuçlandırmak için yoğun ve fark edilebilir bir çalışma içerisinde olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

"Adalet, mülkün temelidir"

Adana Valisi Mustafa Yavuz ise Adana'nın program için öneminden bahsederek, "Adana, tarih boyunca milletlerin hafızasında iz bırakan şehirlerden bir tanesidir. Toroslara vakıf duruşunu ufkunda taşıyan Adana'mız tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu kadim şehir, geçmişten bu güne dayanışmanın önemli şehirlerinden bir tanesi olmuştur. Bu topraklar asırlar boyunca devlet geleneğinin ve milletimizin hakkaniyet duygusunu aynı zeminde buluşturmuştur. Adalet, mülkün temelidir. Bu tür programlar vatandaşlarımızın adalete olan güveninin pekişmesine katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Ayrıca toplantıda Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Yönetişim Bölüm Başkanı Jean Barbe, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mehmet Yüksek, Adana Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ferhat Karakuş, Adana Cumhuriyet Başsavcısı Altuğ Kürşat Şahin, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Metin Yıldırım, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Vasip Şahin, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu'da birer konuşma yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından 'Bireysel Başvuru İhlal Kararlarının Objektif ve Subjektif Etkisi' konulu oturum gerçekleştirildi.
Programa hakim ve savcılar katıldı.

Yıkım sırasında 3 işçi duvarın altında kaldı

Küçükçekmece'de kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan bir binanın yıkımı sırasında göçük meydana geldi. 3 işçi yaralandı

08.06.2026 17:10:00
İhlas Haber Ajansı
Yıkım sırasında 3 işçi duvarın altında kaldı
Yıkım sırasında 3 işçi duvarın altında kaldı
Küçükçekmece'de kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan bir binanın yıkımı sırasında göçük meydana geldi. Çöken duvarın altında kalan 3 işçi, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarılarak hastaneye kaldırıldı.

Olay, Küçükçekmece Fevzi Çakmak Mahallesi Şair Şinasi Sokak üzerinde meydana geldi. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında daha önce boşatılan bir binada yıkım çalışması başlatıldı. Çalışmalar sırasında henüz bilinmeyen bir nedenle binanın duvarı büyük bir gürültüyle çöktü. Bu sırada yıkım işlemlerini gerçekleştiren 3 işçi, aniden yıkılan duvarın altında kaldı.

Vatandaşlar seferber oldu

Çökmeyi gören çevredeki vatandaşlar, durumu vakit kaybetmeden polis, itfaiye ve sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi.

İtfaiye zamanla yarıştı

Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, göçük altında kalan işçileri kurtarmak için adeta zamanla yarıştı. Ekiplerin çalışması sonucu duvar altından çıkarılan 3 işçi, hazır bekletilen sağlık ekiplerine teslim edildi. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan yaralı işçiler, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. İşçilerin sağlık durumlarına ilişkin incelemeler sürerken, polis ekipleri muhtemel yeni bir çökme riskine karşı sokakta ve bina çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı.

Olayı anlatan Şükrü Boz, "Yıkıma alttan başlanınca bina zaten çürüktü çökmüş bunların üzerine. Çalışanların üzerine çökmüş. 3 kişilermiş durumlarının iyi olduğu söyleniyor" dedi.

Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması yarın görülecek. 14 yaşındaki sanık ilk kez hakim karşısına çıkacak

08.06.2026 12:00:00
İhlas Haber Ajansı
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince görülecek olan duruşmaya hayatını kaybeden Çağlayan'ın müşteki ailesinin de katılması, 14 yaşındaki E.Ç.'nin ise ilk kez hakim karşısında savunma yapması bekleniyor. Öte yandan, duruşma, adliyenin içerisinde bulunan konferans salonunda yapılacak.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.

Öte yandan maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.

21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması

İslam alemi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Veda Haccı dönüşü Hz. Ali Efendimizin imametini, velayetini ve halifeliğini bizzat ilan ettiği mübarek Gadir-i Hum Bayramı’nı büyük bir coşkuyla idrak etti. Bu özel ve anlamlı gün vesilesiyle Haydar Baş Vakfı, İstanbul’da geniş katılımlı, hafızalarda iz bırakacak önemli bir programa imza attı

08.06.2026 11:52:00
Hasan Gündoğdu
Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması
Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması
İstanbul Fatih'teki Ali Emiri Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen anma programına, çok sayıda davetlinin yanı sıra ilim, siyaset ve düşünce dünyasından önemli isimler katıldı.






"Ehl-i Beyt Paydasında Buluşmak" ana fikriyle düzenlenen etkinlikte, İslam dünyasının birliği, beraberliği ve Ehl-i Beyt sevgisinin bu birliği sağlamadaki hayati rolü ele alındı.






"Bizim Safımız Ehl-i Beyt'in Yanıdır"

Yoğun bir katılımın gözlendiği programda kürsüye çıkan konuşmacılar, Ehl-i Beyt'i doğru anlamanın, onları sevmenin ve yollarından gitmenin her Müslüman için bir mükellefiyet olduğunu dile getirdi.






"Bizim safımız Ehl-i Beyt'in safıdır ve bu saf her daim ortak değerimiz olarak kalacaktır" mesajının öne çıktığı konuşmalarda, bu öğretinin evlatlarımıza ve gelecek nesillere eksiksiz bir şekilde aktarılmasının, toplumsal mayanın korunması adına en büyük görev olduğu vurgulandı.






Iraklı Alim Seyyid Celal Meaş'tan Prof. Dr. Haydar Baş'a Vefa

Programın en dikkat çeken ve duygu dolu anlarından biri, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın yakın dostu olan Iraklı ünlü din alimi Seyyid Celal Meaş'ın hitabı sırasında yaşandı. Önceki yıllarda Prof. Dr. Haydar Baş'a, Hz. Hüseyin Efendimizin Kerbela'daki mukaddes kabrinin örtüsünü hediye ederek aralarındaki derin muhabbeti taçlandıran Seyyid Celal Meaş, İstanbul'daki bu özel buluşmada da yerini aldı.






Seyyid Celal Meaş, yaptığı konuşmada Ehl-i Beyt dünyasının birlik çağrılarına değinirken, ömrünü bu yola adayan Prof. Dr. Haydar Baş'ın İslam alemine yaptığı tarihi katkıları ve ortaya koyduğu Ehl-i Beyt külliyatının önemini yad etti. Salondaki katılımcılarla birlikte merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın ruhuna dualar okuyan Meaş'ın sözleri, salondan büyük alkış aldı.






Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi: "Çözüm ve Birlik Ehl-i Beyt Paydasındadır"

Etkinlikte söz alan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ise günün anlam ve önemine binaen kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. İslam coğrafyasının içinde bulunduğu ayrışmalara ve sıkıntılara dikkat çeken Kepekçi, İslam aleminin Ehl-i Beyt paydasında bir ve beraber olmaktan başka bir seçeneğinin kalmadığını ifade etti.






Kepekçi; "Bizleri bir araya getirecek, kardeşliğimizi yeniden tahkim edecek yegane ortak payda Ehl-i Beyt'tir. Bu çatı altında birleştiğimizde aşamayacağımız hiçbir engel, bozamayacağımız hiçbir oyun yoktur" diyerek birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Kepekçi'nin konuşması salondaki coşkulu kitle tarafından uzun süre alkışlandı.

İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna İstanbul'da ev sahipliği yapacak. Toplantıda bölgesel gelişmelerden enerji güvenliğine, ulaştırma projelerinden ekonomik iş birliğine kadar birçok başlık ele alınacak

07.06.2026 23:23:00
Haber Merkezi
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna 8 Haziran'da İstanbul'da ev sahipliği yapacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre toplantıya, Ceyhun Bayramov ile Maka Botchorishvili katılacak.

Toplantıda üç ülke arasındaki mevcut iş birliğinin değerlendirilmesi ve gelecek dönemde ortak çalışma alanlarının ele alınması planlanıyor. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler, dış politika konuları, Güney Kafkasya'da iş birliği, ulaştırma ve bağlantısallık projeleri, bölgesel transit ağlarının güçlendirilmesi, enerji güvenliği, ticaret ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi gibi başlıklar masaya yatırılacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Hakan Fidan'ın toplantıda, jeopolitik belirsizliklerin, ekonomik kırılganlıkların ve güvenlik risklerinin arttığı mevcut uluslararası ortamda Güney Kafkasya'nın stratejik öneminin daha da yükseldiğine dikkat çekmesinin beklendiğini bildirdi.

Fidan'ın ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının bölgesel istikrar ve refahın güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını vurgulaması öngörülüyor. Türkiye'nin hem Azerbaycan hem de Gürcistan ile sürdürdüğü çok boyutlu ilişkilerin bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyona katkı sağladığının altını çizmesi bekleniyor.

Toplantıda ulaştırma ve bağlantısallık projelerinin de ön plana çıkması bekleniyor. Son yıllarda küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, enerji arz güvenliği tartışmaları ve değişen jeoekonomik dengeler doğrultusunda Orta Koridor'un Avrupa ile Asya arasındaki bağlantı açısından önem kazandığına dikkat çekilmesi planlanıyor.

Bu kapsamda, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı başta olmak üzere Orta Koridor üzerindeki ulaştırma projelerinin geliştirilmesi, lojistik ağların güçlendirilmesi ve taşımacılık kapasitesinin artırılması konularının ortak öncelikler arasında yer aldığı vurgulanacak.

Enerji alanında ise bugüne kadar hayata geçirilen stratejik projelerin yalnızca üç ülkenin değil, daha geniş bir coğrafyanın enerji güvenliğine katkı sunduğuna işaret edilmesi bekleniyor. Mevcut enerji projeleri ile sürdürülebilir bağlantısallık alanlarında iş birliğinin artırılması ve taraflar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi de toplantının önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Görüşmelerde ayrıca Güney Kafkasya'da kalıcı barış, istikrar ve normalleşmenin sağlanmasının bölgesel refah açısından taşıdığı stratejik önemin vurgulanması öngörülüyor.

Bakan Fidan'ın toplantıda, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Güney Kafkasya, Karadeniz ve çevre bölgeler üzerindeki etkilerine de değinmesi bekleniyor. Fidan'ın, çatışmanın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin desteklenmesi gerektiği mesajını vermesi planlanıyor.

Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'

Mutlak butlan kararıyla CHP'de genel başkanlık görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun partinin 9 Haziran'daki grup toplantısına başkanlık edeceği duyuruldu

07.06.2026 16:37:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'
Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'
Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP'nin Meclis Grup Toplantısı'nın Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında 9 Haziran Salı Günü saat 13.30'da gerçekleştirileceğini belirtti.

CHP mutlak butlan kararı sonrasındaki ilk grup toplantısını Özgür Özel başkanlığında 2 Haziran'da yapmıştı.

21 Mayıs'taki mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu partiye genel başkan olarak döndü. Özgür Özel ise CHP'nin TBMM'deki Grup Başkanı olarak seçildi. Partide ikili bir yapı oluştu.

Kılıçdaroğlu kanadından yapılan son açıklamada Özgür Özel'in grup başkanlığının da iptal edileceği duyuruldu.

Yeni atanan CHP sözcüsü Müslüm Sarı, grup başkanlığı seçiminin "usulsüz" olduğunu savundu ve "Genel başkanın bilgisi dahilinde olmayan bir seçim yapılabilir mi, grup başkanı genel başkana bağlı olarak çalışılır" dedi.

Konuyla ilgili 6 Haziran'da konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'nin grup toplantısını genel başkan liderliğinde yapmasının önünde yasal bir engel olmadığını söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.