logo
09 HAZİRAN 2026

Kıbrıs'ta son iki yıl

24.02.2004 00:00:00
BMGenel Sekreteri Kofi Annan gözetiminde New York'ta varılan mutabakat çerçevesinde Kıbrıs müzakerelerine yeniden başlanması sürecine zorlu 2 yılın ardından gelindi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, "Kıbrıs konusundaki gelişmelerden endişe duyuyorum. Bu nedenle Klerides ile yüz yüze görüşmek istiyorum" diyerek, Kasım 2001'de yaptığı girişimler sonucu, Denktaş ve Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, Kıbrıs konusuna kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla 16 Ocak 2002'de doğrudan görüşmelere başladı. Haziran 2002'ye kadar sonuca varılması hedeflenen bu görüşmelerde, eşit ve egemen iki devletin kuracağı yeni bir ortaklıkta merkezi hükümetin yetki ve fonksiyonları ile egemenlik, toprak, güvenlik, göçmenler, garantiler konuları üzerinde anlaşılmaya çalışıldı.

Annan 'paln'ıyla devrede

Doğrudan görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, sürece yeni bir soluk vermek üzere, 14 Mayıs 2002'de adayı ziyaret etti. BM Genel Sekreteri, 16 Mayıs'ta adadan ayrılırken, "yıl sonuna kadar anlaşmaya varılmasından umutlu olduğunu" dile getirdi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın New York'ta tedavisi sürerken ve 3 Kasım 2002 genel seçimlerinin ardından Türkiye'de henüz yeni hükümet kurulmamışken, BM Genel Sekreteri Annan, 11 Kasım 2002'de Türk ve Rum tarafına kapsamlı çözüm önerisiyle iki harita sundu. Annan, taraflardan planla ilgili ilk değerlendirmelerini bir hafta içinde kendisine iletmelerini istedi.

Rum tarafı, planı müzakere etmeyi kabul ettiğini bildirdi, ancak Klerides, "planda değişiklik olmazsa kabul etmeyeceğini" açıkladı. Türk tarafı, cevap için süre istedi ve "planı müzakere edilebilir bir hale getirmek için müzakereye hazır olduğu" cevabını verdi.

Annan, iki taraftan planla ilgili çekincelerini yazılı olarak kendisine iletmelerini istedi. İki tarafın görüşleri doğrultu-

























sunda gözden geçirilen plan 10 Aralık'ta taraflara yeniden sunuldu. Cumhurbaşkanı Denktaş, "planın pek de yeni olmadığını, eski plan olduğunu" açıkladı.

İki tarafta da yoğun tepkilere neden olan Annan planının gözden geçirilmiş şeklinde, eşbaşkanlık 3 yıldan 2.5 yıla indirilirken, Karpaz'da Rumların denetiminde bir kanton bölge oluşturulması ve kuzeye dönecek Rumların anayasal haklarına bazı sınırlamalar getirildi. İki harita birleştirilerek tek harita olarak sunuldu.

Annan planının içeriğini, sunulmasından günler önce yayımlamaya başlayan Rum basını, plan sunulduktan sonra da planın içeriğinin çok önceden, bazı Rum yetkililer tarafından bilindiğini yazdı. Rum yetkililer, bunu tam olarak yalanlamadı.

Kopenhag'da temel konu

Avrupa Birliği'nin 12-13 Aralık'ta Kopenhag'da yapılan genişleme zirvesinde, Kıbrıs Rum kesimi, diğer dokuz ülkeyle birlikte AB üyeliğine kabul edildi. Kıbrıs sorununda 28 Şubat 2003'e kadar çözüme varılması yönünde taraflara çağrı yapılan zirvede, Kıbrıs konusunda görüşmeler yapmak üzere, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı temsilen Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bulundu.

Annan'dan yol haritası

Kıbrıs konusu 28 Şubat'a odaklanırken, Annan, Denktaş ve Klerides'e, 28 Şubat'a kadar izlenecek prosedürle ilgili yol haritası niteliğinde mektup gönderdi. New York'ta, 3-4 Ekim görüşmelerinde kurulmasına karar verilen teknik komitelerin hazırlık niteliğindeki görüşmesinin ilki, 20 Aralık'ta Lefkoşa'da ara bölgede yapıldı.

Kıbrıs konusunda 28 Şubat 2003'e kadar çözüme varılması hedeflenirken, Kıbrıs Rum kesiminde ilk turu 16 Şubat 2003'de yapılan "başkanlık" seçimleri de sürece ayrı bir önem kattı.

16 Ocak 2002'de doğrudan görüşmelere başlayan Denktaş ve Klerides, Ocak 2003'de de 8 kez bir araya geldi. 27 Ocak'ta yapılan Denktaş-Klerides görüşmesinde, Türk tarafı Annan planında yapılmasını istediği değişiklik talebini Rum tarafına, 28 Ocak'ta da BM'ye sundu. Cumhurbaşkanı Denktaş, 29 Ocak'ta, "yeni bir harita sunmaya hazır olduklarını, ancak öncelikle Türk tarafının egemenliğinin tanınması gerektiğini ve planda istedikleri değişikliklerin kabul edilmesi halinde 28 Şubat'ta belgeyi imzalayacağını" açıkladı.

Annan yeniden Kıbrıs'ta

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, gözden geçirilmiş planın 3. şeklinitaraflara sunmak üzere 26 Şubat'ta Kıbrıs'a geldi. Annan, aynı gün önce Papadopulos, sonra da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya geldi ve taraflara yeni planı sundu.

Denktaş, "Planda genelde değişen bir şey yok" açıklamasını yaptı. Annan, 27 Şubat'ta Denktaş, Klerides ve Papadopulos ile ara bölgede bir araya geldi. Annan liderlerden, 10 gün içinde kendisine cevap vermesini istedi ve cevaplarını açıklaması için de 10 Mart'ta (2003) Lahey'e davet etti. 27 Şubat'ta Lefkoşa İnönü Meydanı'nda yapılan "Çözüm ve AB'ye hazırız" mitingine, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston da katıldı.

Annan, 28 Şubat'ta da Denktaş ve Papadopulos ile yeniden bir araya geldi ve adadan ayrılırken de "yolun sonuna gelindi" açıklamasını yaptı. Denktaş ise "Yolun değil, görüşmelerin sonu olur" karşılığını verdi. 7 Mart'ta Lefkoşa'da "Egemenlik ve Varoluş Mitingi" yapıldı. Mitinge katılan Cumhurbaşkanı Denktaş, "KKTC'nin yaşatılması için mücadeleye devam edilmesini" istedi.

Dağ fare doğurdu

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, Annan planının referanduma sunulması yönünde bir karar almak üzere 7 Mart'ta toplandı. Denktaş, meclisten referandumla ilgili bir karar çıkartmamasını istedi. Meclis Başkanlık Divanı'ndan bir karar çıkmadı ve Genel Kurul toplanamadı. Meclis önünde gösteri yapıldı.

10 Mart'ta Lahey'de BM Genel Sekreteri Annan'ın, Denktaş ve Papadopulos ile saatler süren ve 11 Mart sabahına kadar devam eden görüşmesinden bir sonuç çıkmadı.

Enosis'i başarmışlar!

Denktaş, Nisan 2003'de yaşanan tarihi gelişmelerin işaretini, 31 Mart'ta yaptığı ve "Türk tarafının hazırlığı var" açıklamasıyla verdi.

Avrupa Birliği'nin 16 Nisan 2003'deki Atina zirvesinde Kıbrıs Rum kesimi AB'ye giriş sözleşmesini imzaladı. Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, 18 Nisan'da Rum kesimini ziyaret etti ve Rum kesiminin AB'ye giriş sözleşmesini imzalamasıyla ilgili olarak "Enosis'i başardık" ifadesini kullandı. Rum Ulusal Konseyi, 22 Nisan'da toplandı ve KKTC'nin serbest geçişlerle ilgili kararını tanımadığını, ancak geçişleri engellemeyeceğini duyurdu. KKTC Bakanlar Kurulu'nun 21 Nisan'da aldığı karar, 22 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlandı ve 23 Nisan sabahı KKTC ile Rum kesimi arasında, belli kurallara bağlı olarak serbest geçişler başladı.

İlk günlerde, beklenenlerin aksine, sınır kapılarına Kıbrıslı Türkler değil, Rumlar yığıldı. Rumlar, KKTC'ye geçmek için saatlerce uzun kuyruklarda beklemeyi göze aldı. İlk iki haftada, gün içinde KKTC'ye geçen Rumların sayısı 30 bine kadar çıktı.

KKTC Bakanlar Kurulu, 29 Nisan'da da Rumların KKTC'deki otellerde 3 gün konaklamasına izin veren kararı aldı. Rumların yoğun şekilde KKTC'ye geçmeleri ve buradaki otellerde konaklamaları, Rum yetkilileri rahatsız etti. Rum milletvekilleri, KKTC'de eski sahibi Rum olan otellerde konaklayan Rumlara para ve 2 yıl hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını Rum meclisine sundu.

KKTC Bakanlar Kurulu, 9 Mayıs'ta da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti öncesinde yine bir dizi karar aldı. Başbakan Erdoğan, 9 Mayıs'ta KKTC'ye yaptığı ziyarette, Ledra Palace Sınır Kapısı'nı da ziyaret ederek, Yeşil Hat'a kadar gitti ve KKTC'ye giriş yapmak için bekleyen bazı Rum ailelerle sohbet etti.

Yeni açılımlar devrede

KKTC'nin, Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mal-mülk sorununun takas ve tazminatlar yoluyla halledilmesi amacıyla Türkiye ve Avrupa Konseyi'nin desteğiyle hazırladığı Takas ve Tazminat Yasası, 1 Temmuz'da yürürlüğe girdi. Rum yönetimi, vatandaşlarının Taşınmaz Malların Tazmini Komisyonu'na başvurularını engellemeye çalıştı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, 11 Temmuz'da BM Genel Sekreteri Annan'a mektup göndererek, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı ve kapalı Maraş'ın BM kontrolünde ortak kullanıma açılmasını önerdi. Papadopulos, Denktaş'ın önerilerini "taktik" olarak niteleyerek, reddetti.

Karşı taraftan itiraf yağdı

Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides, 28 Eylül'de Rum basınına yaptığı açıklamada, Annan planı sunulmadan önce plan hakkında bilgilerinin olduğunu itiraf ederek, plan sunulmadan, kendi lehlerine değişiklik olması için müdahalelerde bulunduklarını açıkladı.

Klerides ayrıca, 4 İslam ülkesinin KKTC'yi tanıyacağını açıkladığını, Rum tarafının ve BM'nin buna engel olduğunu itiraf etti. Klerides, 30 Kasım'da yaptığı



















açıklamada da "müzakerelerde hiçbir şey kabul etmeyerek, sorumluluğu Türk tarafına yükleme taktiğini uyguladıklarını ve bu taktiğin kendilerini AB üyeliğine taşıdığını" söyledi. Rum lider Papadopulos ise 23 Kasım'da yaptığı açıklamada, 10-11 Mart Lahey görüşmelerinde "Denktaş, Annan planını imzalasa bile ben imzalamayacaktım" dedi.

Ve KKTC'de seçimler

KKTC'de 14 Aralık Pazar günü yapılan milletvekili genel seçimleri,aylar öncesinden gündeme oturdu ve seçimlere, ABD, AB, BM, İngiltere ve Kıbrıs Rum kesiminden çeşitli müdahaleler yapıldı. Aylar öncesinden "kader" seçimi olarak nitelenen seçime, 7 parti katıldı ve meclise 4 siyasi parti girdi. 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'ne, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 19, Ulusal Birlik Partisi (UBP) 18, Demokrat Parti (DP) 7, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 6 milletvekili gönderdi. Sağ ve sol partilerin 25'er milletvekilliği kazanmasıyla sonuçlanan seçimlerin ardından, partiler yoğun şekilde hükümet oluşumuna odaklandı.

Ankara ile istişareler ve yoğun çalışmalar sonucunda CTP ve DP, 11Ocak 2004'de "toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti kurduklarını" açıkladı.

Türkiye devrede

Çankaya Köşkü'nde 8 Ocak'ta toplanan Kıbrıs zirvesinde, "Türkiye, Kıbrıs ulusal davamızda KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve yeni kurulacak KKTC Hükümeti ile yakın danışma ve işbirliği içinde Birleşmiş Milletler müzakere sürecine etkin katkıda bulunmaya devam edecektir" denildi.

Zirveye, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile üst düzey sivil ve askeri yetkililer katıldı.

Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 23 Ocak'taki toplantısında da gündemi ağırlıklı olarak Kıbrıs oluşturdu. Toplantı sonunda yayınlanan bildiride, Türkiye'nin, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteğini sürdürdüğü ve Annan planı da referans alınarak adanın gerçeklerine dayalı bir çözüme, müzakereler yoluyla hızla ulaşılması konusundaki siyasi kararlılığını yinelediği belirtildi.

MGK toplantısının ardından Davos'a hareket eden Başbakan Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde KKTC'nin hiçbir zaman Rumlardan geri kalmayacağını, daha önde olacağını söyledi. Davos'ta BM Genel Sekreteri Annan ile biraraya gelen Erdoğan, Annan'dan iki tarafın da güvendiği bir arabulucu atamasını istedi.

Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına giden süreçte Erdoğan'ın Ocak ayı sonundaki ABD ziyareti de önemli bir etken oldu. ABD Başkanı Bush, Türk tarafının isteği üzerine Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı görevlendirdi. Bu arada, ABD, müzakerelere başlanabilmesi için bir yandan Yunanistan ve Rum kesimi üzerindeki baskısını artırırken, diğer yandan BM Genel Sekreteri Annan ile de yoğun temasa geçti.

New York görüşmeleri

Genel Sekreter Annan, 10 Şubat Salı günü başlayan görüşmeler çerçevesinde taraflarla önce tek tek görüştü. Ardından üçlü görüşme başladı. Üçlü görüşmede, hem Papadopulos hem de Denktaş, plandaki boşlukları Annan'ın doldurmasından yana olmadıklarını söyleyince, Annan görüşmeleri ertesi güne erteledi ve tarafların takvime bağlı kalarak öneri getirmelerini istedi. New York görüşmelerinin ikinci gününde, Türk tarafı sürpriz bir atak yaparak, üç aşamalı bir plan sundu. Planda iki tarafın anlaşamaması halinde müzakerelere Türkiye ve Yunanistan'ın da dahil olması, yine uzlaşma sağlanamaması halindeyse Annan'ın hakemliğinin kabul edilmesi önerildi. Türk tarafının önerisi üzerine, Rum tarafı da yeni bir öneri sundu. Rumlar önerilerinde AB'nin de müzakarelerde taraf olmasını talep eti. İki tarafın önerileri üzerine, görüşmeler bir gün daha uzadı. Görüşmelerin 12 Şubat'taki üçüncü günü en çetin müzakerelere sahneoldu. Sadece 40 dakika sürmesi planlanan görüşmeler, gecikmeler ve zorlu pazarlıklar nedeniyle 12 saati buldu. Bu maratonun sonunda, Annan taraflara, "evet ya da hayır" cevabı verme koşuluyla pazarlığa açık olmayan son bir metin sunma kararı aldı.

Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşmasının görülmesine başlandı

09.06.2026 12:04:00
İHA
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda görülen duruşma, basın mensuplarına ve izleyiciye kapalı olarak yapılıyor. Duruşmada, sanık E.Ç. (14), hayatını kaybeden Çağlayan'ın müşteki ailesi ile 4 mağdur ve tarafların avukatları hazır bulundu. Adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri de alınırken, çok sayıda izleyici, çeşitli partilerden milletvekilleri ve mağdur aileler de Çağlayan'ın ailesine destek için adliyeye geldi.






İddianameden 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.

Öte yandan maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi.

Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.








21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı

Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı

09.06.2026 11:30:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı. Operasyonlarda çok miktarda uyuşturucu madde, uyuşturucu hap ve suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında son bir haftada gerçekleştirilen operasyonlarda önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken, çok sayıda şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.



Tekirdağ genelinde uyuşturucu suçlarıyla mücadele kapsamında 1-8 Haziran 2026 tarihleri arasında 11 ilçede gerçekleştirilen 124 ayrı operasyonda, 19'u uyuşturucu madde satıcısı olmak üzere toplam 124 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Operasyonlarda 1 kilo 454 gram çeşitli türlerde uyuşturucu madde, 31 bin 152 kullanımlık sentetik uyuşturucu emdirilmiş materyal, 63 gram A-M olarak değerlendirilen kimyasal madde, 12 bin 239 adet uyuşturucu hap ile suçtan elde edildiği değerlendirilen 109 bin 375 lira ele geçirildi.



Uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen ve "torbacı" olarak tabir edilen 19 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, özellikle gençleri hedef alan uyuşturucu satıcılarına yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, "Geleceğimiz olan gençlerimizi zehirleyen sokak satıcılarına yönelik mücadelemiz sıfır tolerans anlayışıyla devam edecektir" denildi.

Yetkililer, vatandaşların uyuşturucuyla mücadeleye destek vermelerinin önemine dikkat çekerek, acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne, acil olmayan ihbar ve bildirimlerde ise WhatsApp İhbar Hattı üzerinden emniyet birimlerine ulaşabileceklerini belirtti.

Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata


 
 
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirterek, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı.

09.06.2026 00:28:00
MURAT ÇORBACI
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata

Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve 'yaza fit girmek' için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isteğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı

1. Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak

Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar. 

2. Yetersiz protein alımı

Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar.

3. Yetersiz su tüketimi

Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir.

4. Çok düşük kalorili diyetler

Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır.

5. Hareketsizlik

Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur.

6. Yetersiz uyku

Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir.

7. Stres ve duygusal yeme

Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir.

8. Şok diyetler uygulama

Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır.

9. Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek

Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır. HABER MERKEZİ

Sigara tadı tuzu da kaçırıyor


 
Sigaranın ağız, boğaz ve solunum yolları üzerindeki etkilerine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, “Sigara kullanımı; ağız, boğaz, gırtlak ve ses telleri başta olmak üzere kulak burun boğaz bölgesinde ciddi ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle gırtlak kanseriyle sigara arasındaki ilişki çok güçlü” dedi. 

09.06.2026 00:18:00
MURAT ÇORBACI
Sigara tadı tuzu da kaçırıyor
Sigara tadı tuzu da kaçırıyor

Sigaranın yalnızca akciğerleri değil, kulak burun boğaz sistemini de doğrudan etkilediğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanındaki toksik ve tahriş edici maddeler; ağız, boğaz, ses telleri ve burun mukozasında kalıcı hasara neden olabiliyor. Uzun süreli kullanım, kanser dahil pek çok ciddi hastalığın riskini artırıyor" şeklinde konuştu. Sigaranın en erken etkilerinden birinin tat ve koku duyusunda azalma olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanı burundaki koku alma hücrelerine zarar veriyor. Özellikle günde bir paket ve üzeri sigara kullanan kişilerde bu kayıp daha belirgin hale geliyor. Yemeklerden alınan tat azalıyor, yaşam kalitesi düşüyor" dedi.







Erken uyarı: ses kısıklığı

Sigaranın ses tellerinde tahrişe ve kronik ödem oluşumuna neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Uzun süreli sigara kullanımı ses tellerinin yapısını bozuyor. Bu durum kalıcı ses kısıklığına yol açabiliyor. Özellikle iki haftadan uzun süren ses değişiklikleri mutlaka dikkate alınmalı" diye konuştu.







Burun ve sinüs sağlığını bozuyor

Sigaranın yalnızca boğazı değil, burun ve sinüsleri de etkilediğini paylaşan Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanı burun mukozasında şişmeye neden oluyor. Bu durum kronik sinüzit, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı gibi sorunların daha sık görülmesine yol açabiliyor" dedi. Sigaranın bağışıklık sistemini zayıflattığını da belirten Prof. Dr. Üstündağ, sigaranın burun mukozasında hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere neden olduğuna dikkat çekti.







Pasif içiciliğin de faturası ağır

Pasif içiciliğin de en az aktif sigara kullanımı kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanına maruz kalan kişilerde özellikle boğaz enfeksiyonları, alerjik problemler ve solunum yolu hastalıkları daha sık görülüyor. Çocuklar bu konuda çok daha hassas bir grupta yer alıyor" şeklinde konuştu.







Sigara bırakıldıktan sonra iyileşme başlıyor

Sigaranın bırakılmasıyla birlikte vücudun kendini onarma sürecine girdiğini ifade eden Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara bırakıldıktan sonraki ilk haftalarda tat ve koku alma duyularında iyileşme başlayabiliyor. Zaman içinde ses kalitesi düzeliyor, enfeksiyon riski azalıyor ve kanser gelişme riski önemli ölçüde düşüyor" dedi.

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi

08.06.2026 12:57:00
AA
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi.

Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, ziyaret kapsamındaki görüşmelerde, Türkiye ile Venezuela arasındaki çok boyutlu ilişkilerin gözden geçirileceğini, işbirliğinin daha da derinleştirilmesi için atılabilecek adımların değerlendirileceğini belirtti.

İletişim Başkanı Duran, görüşmelerde, güncel bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulacağını kaydetti.

Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması yarın görülecek. 14 yaşındaki sanık ilk kez hakim karşısına çıkacak

08.06.2026 12:00:00
İhlas Haber Ajansı
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince görülecek olan duruşmaya hayatını kaybeden Çağlayan'ın müşteki ailesinin de katılması, 14 yaşındaki E.Ç.'nin ise ilk kez hakim karşısında savunma yapması bekleniyor. Öte yandan, duruşma, adliyenin içerisinde bulunan konferans salonunda yapılacak.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.

Öte yandan maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.

21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

İBB Davası'nın 46. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 46. duruşmasında tutuklu sanık reklamcı Serkan Öztürk'ün savunması alınıyor

 

08.06.2026 11:30:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 46. duruşması başladı
İBB Davası'nın 46. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık reklamcı Serkan Öztürk'ün savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor.

CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Erten, Filyos Çayı'nda akıntıya kapıldı

Karabük'te Filyos Çayı'na düşerek akıntıya kapılan, Örgütlerden Sorumlu CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erten'i bulmak için arama çalışması başlatıldı

08.06.2026 03:51:00
İHA
CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Erten, Filyos Çayı'nda akıntıya kapıldı
CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Erten, Filyos Çayı'nda akıntıya kapıldı
Olay, Karabük-Zonguldak karayolunun Yesil köy mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Yenice ilçesinden Karabük istikametine seyir halinde olan ve içerisinde CHP Karabük İl Başkanlığı Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erten'in (72) de bulunduğu 78 ACD 559 plakalı otomobil, yolculuk sırasında tuvalet molası verdi.








Araçtan inen Erten, Filyos Çayı kenarında bulunduğu sırada dengesini kaybederek yaklaşık 10 metre yükseklikten yuvarlanarak suya düştü. Akıntıya kapılan Erten, kısa sürede gözden kayboldu.








Durumu fark eden beraberindekilerin 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbar üzerine bölgeye sağlık, jandarma, AFAD, UMKE ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, Filyos Çayı'nda akıntıya kapılan CHP Karabük İl Başkanlığı Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erten'i bulmak için bölgede arama ve kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.
 







Olayın duyulması üzerine CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar, Merkez İlçe Başkanı Ali Yaşar ile partililer dolay yerine gelerek çalışmaları yakından takip etti.






















İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna İstanbul'da ev sahipliği yapacak. Toplantıda bölgesel gelişmelerden enerji güvenliğine, ulaştırma projelerinden ekonomik iş birliğine kadar birçok başlık ele alınacak

07.06.2026 23:23:00
Haber Merkezi
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna 8 Haziran'da İstanbul'da ev sahipliği yapacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre toplantıya, Ceyhun Bayramov ile Maka Botchorishvili katılacak.

Toplantıda üç ülke arasındaki mevcut iş birliğinin değerlendirilmesi ve gelecek dönemde ortak çalışma alanlarının ele alınması planlanıyor. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler, dış politika konuları, Güney Kafkasya'da iş birliği, ulaştırma ve bağlantısallık projeleri, bölgesel transit ağlarının güçlendirilmesi, enerji güvenliği, ticaret ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi gibi başlıklar masaya yatırılacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Hakan Fidan'ın toplantıda, jeopolitik belirsizliklerin, ekonomik kırılganlıkların ve güvenlik risklerinin arttığı mevcut uluslararası ortamda Güney Kafkasya'nın stratejik öneminin daha da yükseldiğine dikkat çekmesinin beklendiğini bildirdi.

Fidan'ın ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının bölgesel istikrar ve refahın güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını vurgulaması öngörülüyor. Türkiye'nin hem Azerbaycan hem de Gürcistan ile sürdürdüğü çok boyutlu ilişkilerin bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyona katkı sağladığının altını çizmesi bekleniyor.

Toplantıda ulaştırma ve bağlantısallık projelerinin de ön plana çıkması bekleniyor. Son yıllarda küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, enerji arz güvenliği tartışmaları ve değişen jeoekonomik dengeler doğrultusunda Orta Koridor'un Avrupa ile Asya arasındaki bağlantı açısından önem kazandığına dikkat çekilmesi planlanıyor.

Bu kapsamda, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı başta olmak üzere Orta Koridor üzerindeki ulaştırma projelerinin geliştirilmesi, lojistik ağların güçlendirilmesi ve taşımacılık kapasitesinin artırılması konularının ortak öncelikler arasında yer aldığı vurgulanacak.

Enerji alanında ise bugüne kadar hayata geçirilen stratejik projelerin yalnızca üç ülkenin değil, daha geniş bir coğrafyanın enerji güvenliğine katkı sunduğuna işaret edilmesi bekleniyor. Mevcut enerji projeleri ile sürdürülebilir bağlantısallık alanlarında iş birliğinin artırılması ve taraflar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi de toplantının önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Görüşmelerde ayrıca Güney Kafkasya'da kalıcı barış, istikrar ve normalleşmenin sağlanmasının bölgesel refah açısından taşıdığı stratejik önemin vurgulanması öngörülüyor.

Bakan Fidan'ın toplantıda, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Güney Kafkasya, Karadeniz ve çevre bölgeler üzerindeki etkilerine de değinmesi bekleniyor. Fidan'ın, çatışmanın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin desteklenmesi gerektiği mesajını vermesi planlanıyor.

Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.

07.06.2026 23:05:00
İhlas Haber Ajansı
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.
Gastronomi şehri Bolu'nun köklü mutfak kültürü, ulusal arenada bir kez daha zirveye taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu İzzet Baysal Abant Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri temsil etti. Yarışmada hünerlerini sergileyen genç aşçılar, hazırladıkları yöresel menüyle jüriden tam not aldı. Öğrencilerin özenle hazırladığı "Seben Asma Yaprağı Kapaması", "Bolu Sarı Patatesli Anne Köftesi" ve "Çıtırlı Bal Kabağı" menüsü büyük beğeni toplayarak Bolu'ya Türkiye birinciliğini getirdi.

Kupayı bakan Tekin verdi
Bolu'nun eşsiz lezzetlerini başarıyla tanıtarak şampiyonluğa uzanan öğrenciler ve danışman öğretmenlerine birincilik kupası, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından takdim edildi.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.