HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 23 HAZİRAN 2021, ÇARŞAMBA

Modern andacılık

16.05.2001 00:00:00
Ülkenin "yüksek çıkarları" için yola çıkan pek çok politikacı, aydın ve bürokratın zaman içinde ülkenin kurtuluşunu mandacılıkta bulması yakın tarihimizin acı örneklerindendir.

Bir ülkenin uydusu olarak hayatını sürdürebilmeyi kabullenmiş pek çok şahsiyet var belleğimizde.

Kurtuluş Savaşı'nın hemen başlarında İsmet İnönü, Kazım Karabekir'e bir mektup yazar, mektubunda şu satırlar oldukça ilgi çekicidir:

"Eğer Anadolu'da halkın Amerikalıları herkese tercih ettikleri zeminde Amerika milletine müracaat edilse pek ziyade faydası olacaktır deniliyor ki, ben de tamamıyla bu kanaatteyim. Bütün memleket parçalanmadan Amerika'nın murakabesine tevdi etmek (denetimine girmek) yaşayabilmek için yegane ehven çare gibidir" (Fatih Rıfkı Atay, Çankaya, 1969, sf. 193).

Yakın tarihin mandaseverlerine pek çok örnek vermek mümkün.

21 Aralık 1918 tarihli Vakit Gazetesinde bir yazı yazan Ahmet Emin Yalman şu görüşlere yer veriyordu: "Amerika tarafsızdır. Türkiye'den oldukça uzak bir bölgededir. Çıkar peşinde koşmaması ve sermayesinin bolluğu göz önüne alınınca Amerikan mandası Türkiye için tek çıkar yoldur".

Refii Cevat Ulunay da 20 ve 21 Mayıs günkü Alemdar Gazetesinde çıkan yazılarında İngiliz mandasını savunuyordu.

Rıfat Bey'in görüşü de farklı değildi:

"Bizim Amerikan mandasını tercih etmekten maksadımız bütün cemiyetleri esir eden, kalpleri ve vicdanları sömüren İngiliz mandasından kurtulmak ve milletlerin vicdanlarına riayet eden Amerika'yı kabul etmektir".

Gazetecisinden politikacısına bir dönem ülkenin kurtuluşunu İngiliz yahut Amerikan mandacılığında görenler bu heveslerini gerçekleştiremediler. Ama "mandacılık" özlemi bir kalıtsal hastalık gibi günümüze taşındı.

Şimdi de IMF mandacılığı, Dünya Bankası mandacılığı, AB mandacılığı gibi çeşitli manda alternatifleri arasında gel-git oynatıyorlar ülkeye. Bu işi yapanlar kendilerini o kadar görevlerine kaptırmışlar ki "para gelecek diye yasa çıkartmak, ABD emretti diye Telekom'u satmak, AB ile ilişkilerimiz bozulmasın diye Kıbrıs'ı mezat pazarına koymak" gibi modern mandacılık örneklerini sergiliyorlar.

80 sene önce İngiliz ve Amerikan mandası için çalışanlar vardı. Bugün o kadar çok ülkenin mandacı sevdalıları var ki aramızda kimin hangi ülkenin manda servis elemanlığını yaptığını karıştırdığım bile oluyor!

Ertuğrul Özkök, bir kaç gün önce yazdığı bir yazıda "mandacılık elbette kabul edilebilir bir şey değildir" diyor ve ekliyor:

"Ama bugünün ekonomik program dayatmalarını mandacılık olarak kabul etmenin ne mantığı, ne de yararı vardır.

Uluslararası kuruluşlardan 15-20 milyar dolar para istiyorsunuz, peki bize verilecek olan bu para nedir? Havadan mı yağdı? Hayır, başka ülkelerin vatandaşlarının vergilerinden toplandı. Elbette size bazı şartları dayatacaklar!"

Özkök, "elbette size bazı şartları dayatacaklar" diyerek dayatmacılığı normal görüyor ve "dayatmacılıkla, mandacılığın" ayrı şeyler olduğunu söylüyor.

Halbuki tam tersi. Bugün modern mandacılık dayatmalarla sürdürülüyor. TBMM'nin hangi yasaları çıkaracağını dahi Amerika'dan gelen talimatların belirlediği bir konjonktürde "dayatmacılık" mandacılığın son adımıdır.

İngiltere bile kendi sömürgelerinin parlamentolarına böylesine baskı yaparak istediği kanunları çıkartamıyor. Siz Galler'de, Kuzey İrlanda'da İngiltere'nin talimatıyla kanun çıkartıldığını duydunuz mu?

Bugünün Atatürkçülerinin pekçoğu "başörtüsü avında olduklarından, yahut üniversitelerin yakınlarındaki camilerden yükselen ezan seslerinin kesilmesi için YÖK'E müracaatla meşgul olduklarından" mandacılık tartışmalarıyla pek ilgilenmiyorlar. İlgilenselerdi Atatürk'ün şu sözlerine göre hareket etme gereği duyacaklardı:

"Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa malikiyetle temin olunabilir."
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.