HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Neden "Bağımsız Türkiye"?

03.10.2001 00:00:00
Küçük oğlum Hasan 2.5 yaşında. Konuşmaya başladığında ilk telaffuz ettiği kelimelerden biri "bayrak" oldu. Ulusal Bağımsızlık mitinglerinde eşimin saatlerce dalgalandırdığı bayrağı, odanın duvarında her görüşünde "baba, bayrak!" diye bağırıyordu küçük Hasan.

Sokağa çıktığımızda, dükkanların önünde asılı bayraklara rastladığımızda inanılmaz bir coşkuyla ellerini kaldırıyor "bayrak, bayrak!" diyordu gözler ışıldayarak.

Oğlum Hasan 2.5 yaşında. O ilk, bayrağı telaffuz etti, baba demeden önce "bayyak" dedi.

Biz böyle gördük, böyle öğrettik. "Baş'ımız" bize böyle belletti, biz de çocuklarımıza böyle belletiyoruz.

Çünkü bayrak bizim şiarımızdı, özgürlük timsalimizdi.

Bugün bağımsızlık denilen "o modası geçmiş!" kelimenin küreselliğin baş düşmanı diye lanetlendiği şu günlerde "bağımsızlıktan" dem vurmak ne denli çıldırtıyorsa kimilerini, Avrupa Birliği'nin on iki yıldızına meftun divane takımı da böyle çıldırıyordu "bizim ay yıldız" sevdamızdan.

Ve tabii Kuvayı Milliye hareketinden. Kuvay-ı Milliye hareketinin 21. yüzyıl Türkiyesi'ne damga vuran şahlanışı da işte "o bayrakseverlerden" çıktı. Ekonominin, siyasetin, hukukun, ahlakın, kültürün dışa bağımlı hale getirilmesine Anadolu'nun isyanı o bayrakseverlerin kalbinde filizlendi. Türkiye Cumhuriyetinin en büyük ekonomik krizi yaşadığı bir dönemde milyonlarca Anadolu evladı krizi unuttular, bayraklarını dalgalandırdılar semalarda.

Ülkenin geldiği nokta, bireyin geldiği sefalet noktasından çok daha önemliydi.

"Ülkeyi satanlar" milyonlarca bayrağın dalgalanışını görüp "titremeli, kendine gelmeliydi". Trabzonlu'su, Karslı'sı, İstanbullu'su, Gaziantepli'si, Kayserili'si "bu vatan bizimdir bizim kalacak" derken 80 yıl önceki Kuvay-ı Milliye ruhunu bugüne taşımanın heyecanını yaşıyordu.

Buna karşın birileri "bayrak, bağımsızlık, Kuvayı Milliye" derken başka birileri de "bayrak sallamakla bu iş olmaz (!)" diye zırvalayacaktı elbet. Kervan yürüyecekti ve it ulumaları çok doğaldı.

Tarihte de böyle olmamış mıydı nitekim?

Türk toprakları işgal altında iken, Kuvay-ı Milliyeciler ülkeyi kurtarmak için çırpınırken İngiliz Muhipleri Cemiyeti'ni kuran Ali Kemal'ler, Damat Ferit'ler İngiliz Büyükelçiliği'ne başvurarak "adalet ve insanlığın koruyucusu İngiltere ile dostuz, onların himayesini istiyoruz" diye utanç dilekçeleri yazmamışlar mıydı?

Refik Halit Karay 9 ocak tarihli Alemdar Gazetesi'nde şu satırları kaleme almamış mıydı: "Bizim için tutulacak yegane kurtuluş yolu Mütareke'den hemen sonra İngiltere ile beraber yürümek için siyasi teşebbüste bulunmaktı. Bereketi bol olsun başımıza bir "Milli!" daha çıktı. Geceler bir "Milli!" daha doğurdu. Ortaya bir "Milli!" yavru daha attı: Misak-ı Milli! Aman Allah'ım telaffuzu ne güç, ne çirkin, ne gayri milli bir kelime".

"Bu kafa sahipleri" dün İngiliz himayesini savundular, sonra Fransa'cı oldular, şimdi Amerikan himayesini savunuyorlar hararetle. "Evet biz Batı işbirlikçisiyiz, var mı diyeceği olan" deme cür'etini gösterir hale geldiler.

Şuuraltında hep himaye, hep güdülme, hep teslimiyet vardı bunların.

Bu nedenledir ki, dün Kuvay-ı Milliye'den korkup İngiliz mandasına girmek için takla attıkları gibi, bugün de "aynı mandacı" geleneği devam ettirmekten zevk alıyorlar.

Bu nedenle "bayrak" deyince dudak büküyorlar. Vatan deyince "modası geçti, AB'de vatan mı kalacak" diyorlar. IMF'nin kölesi haline geliyorlar. Milli Egemenliği reddetmek için çırpınıyorlar. Yabancı hukuku Türk hukukundan üstün gösterecek anayasal düzenlemeler için çaba harcıyorlar.

İşte tam bu ortamda Anadolu'daki Kuvay-ı Milliye ruhu yeniden şahlandı. Milyonlarca insan, alanlara koşup Türk bayrağını dalgalandırdı.

Tam bu ortamda "bu vatan bizimdir" sedaları semaları kucakladı.

Tam bu ortamda Bağımsız Türkiye Partisi kuruldu.

Tam bu ortamda Bağımsız Türkiye Partisi'nin vatansever kadrosu "bu ülkenin sorunları yine bu ülkenin bağrından çıkacak kadrolarla ve projelerle çözülecek" diye gürledi.

Ve "gürleme" devam ediyor.

2.5 yaşındaki oğluma ilk "bayrağı" telaffuz ettiren bu güzide hareket, o bayrağın mahzun halini giderecek, o bayrağı gururla dalgalandıracak "bağımsızlık ateşinin" mayasını da özünde taşıyor.

Hayırlı olsun! Mübarek olsun!
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.