HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 HAZİRAN 2022, PAZAR

Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -2-

07.09.2010 00:00:00


"ESARET GÖMLE?İ GİYMEYİZ""Esaret ekmeği bizim boğazımızdan geçmez..! Medine kalesinden Al Sancağı bana kendi elimle indirtemezsiniz" diyen Fahrettin Paşa; İngilizlere ve Şerif Hüseyin emrindeki işbirlikçi bedevîlere asla teslim olmayacaklarını haykırıyorduİngilizler ile bedevilere teslim olmaktansa, müdafaa ettiği yerleri havaya uçurarak canını feda edeceğine dair yemin eden Fahrettin Paşa, "Esaret ekmeği bizim boğazımızdan geçmez..! Eğer boşaltacaksanız, Medine'ye başka bir kumandan gönderiniz. Medine kalesinden Al Sancağı bana kendi elimle indirtemezsiniz" diyerek mücadelesini sürdürüyor, askerlerin çoğunun hasta olmasına; cephane, ilaç ve giyecek stoklarının bitmesine rağmen canla başla müdafaasına devam ediyordu.

"Ravza-i Mutahhara'yı asker temizliyor. Siperlere o bakıyor. Ezanı, tabur hafızları okuyor"

30 Kasım 1918 tarihli Akşam Gazetesi'nde Falih Rıfkı imzasıyla "Medine Kahramanına", başlıklı şu yazıyı gelin birlikte okuyalım:"Hakikaten kaç gündür sizi merak ediyorum. Şimdi siz neredesiniz? İskorpitten dişleri, çeneleri kopan askeriniz nerede?... Bilmem hangi ümitle siz, Medine'nin müdafaasını kabul ettiniz? O zaman buna daha fazla müslümanlığınızdan başka bir sebep görememiştik. Şam'dan Medine'ye kadar bütün demiryolunun etrafına mümkün olduğu kadar asker yetiştirdiler.Çölün insanı nasıl kaybettiğini ve büyük şehirlerde parlak bir renk gibi gözlere çarpan adetlerin çöllerde nasıl kolayca yok oluverdiğini bilirim.Bu asker de öyle oldu. Raylar bombalarla atıldı, bir yıkılışın tamiri günlerce sürdü. Lokomotifler oduna muhtaçtı. Eğer trenler doğru dürüst işlerse yalnız Suriye'nin bütün ağaçlarını değil, şehirlerin bütün ahşap evlerini, eşyasını da yakmak lazım gelirdi. Trenler gittikçe yavaş yürüdü. Üç gün üç gece süren yol bazen bir ay devam etti. Bir gün karargahımıza gelen genç zabitlerden birine' - Fahri Paşa ne yapıyor?' dedim. Şöyle anlattı:' - Hiç? Birkaç siper? Bir avuç asker? Etrafta Faysal'ın hecinleri, aşiretler, kabileler, Fransız ve İngiliz zabitleri var. Su içen, yemek yiyen bütün faydasız ahaliyi Şam'a gönderdik. Ravza-i Mutahhara'yı asker temizliyor. Siperlere o bakıyor. Ezanı, tabur hafızları okuyor. Siperlerin kısım kısım haftada bir izinleri vardır. Fahri Paşa bunları evvela Medine'nin küçük bahçesine götürür ve Karagöz seyrettirir. Eğer bazı sözleri varsa, Karagöz vasıtasayla bu düşüncelerini askerine bildirir. Zira, anlaşılıyor ki, bu köylüler Karagözün sözüne gazetelerden, beyannamelerden, nutuklardan ziyade inanıyorlar. Eğlence bittikten sonra Fahri Paşa, askerlerini, Ravza-i Mutahhara'da merkadın içine götürür. Beraberce hizmet-i Nebeviyyeyi yaparlar, sonra da hepsini birer birer alınlarından öperek siperlerine yerleştirir'?Bütün kuvvetleri çektiler. Size bir avuç kahraman bıraktılar. Ve işte bugüne kadar hepsi, bu feda edilmiş insanlarla mukaddes şehrimizi müdafaa ediyorsunuz.Cephe bozuldu. Galiçya'da öldürülecek on binden fazla Türk bulan biz, Kudüs'e dört binden fazla asker veremedik. Filistin'de, Suriye'de şehirler bizden günler gibi arka arkaya ayrıldı. Demiryolu mahvoldu. Kabileler, aşiretler bütün cephanesiz, yalnız başınıza kaldınız. Mütareke haberini ve teslim olmanız emrini ihtimal biz size, İngiliz kabloları vasıtasıyla bildirebildik.

"Siz, askerlerinizle Plevne kahramanlarısınız"

Askerleriniz şimdi hangi hastanelerde yatıyor? Siz daha ne kadar ihtiyarladınız? Eğer bizden haber sorarsanız, denizlerimizde İngiliz ve Fransız gemileri var. Karamızda, 324 (1908) Temmuzuyla 31 Mart arasında veda ettiğimiz politika gürültüsüyle yaşıyoruz. Şimdi işimiz o kadar çok ki, sizden, kahramanlarımızdan, çöllerden ve mamurelerden bahsedemeyiz!Zannım hâlâ devam ediyor. Siz, askerlerinizle Plevne kahramanlarısınız. O kahramanlar ki, bizi Avrupa'nın kalbine yerleştirdiler.Biz, bu arada, 324 (1908) kahramanlarıyız. O kahramanlar ki, kendimizi Avrupa'nın bir toprak parçası üzerinde on sene tutamadık!".Yarın: "Arap isyanınınasıl sebebi neydi?"Osmanlı'yı içten parçalamak için misyoner-ajanları kullandılar Yıllardır dünyanın en problemli bölgelerinden biri olma özelliğini sürdüren Ortadoğu'nun, sorunlarının kökü 200 yıl öncesine kadar iner. Meselenin temelinde başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki hesapları yatmaktadır. Bilhassa İngiltere Osmanlı Devleti üzerinde çok girift hesapları olan bir devlettir. Bu maksada yönelik olarak İngiltere 17. yy. ortalarından itibaren Ortadoğu'ya çok sayıda ajan-misyoner göndermiştir. Bu misyonerlerin iki gayesi vardı. Birincisi Osmanlı'yı yıkmak, diğeri Müslüman halkları Hıristiyanlaştırmak.Misyoner-ajalar bu gayeyigerçekleştirmek için:1. "Merkezî otoriteyi tesis eden tasavvuf kurumunu",2. "İslam"ı ve "Kur'an"ı tahrif edebilmek için hadislerin kaynakları konusunda ihtilaf çıkararak hadis müessesini ve peygamberin sünnetini tahrife yöneldiler.Nitekim 1710 yılında İngilizler tarafından ajan-misyoner olarak İstanbul'a gönderilen "Humpher", Müslümanlar arasında,& "Renk ayırımını"& "Kabile ihtilaflarını"& "Arazi ihtilaflarını"& "Dinî ihtilafları"& "Kavmiyetçilik" akımlarını tutuşturmakla görevlendirilmiştir.Zira Osmanlı'yı yok etmenin yani millî birliğini bozmanın yolu dinî birliği ve din müessesini çökertmekten geçmekteydi... Bunu gayet iyi bilen İngilizler, hedeflerini gerçekleştirmek için Osmanlı hâkimiyeti altındaki beldelere özellikle Ortadoğu ve başkent İstanbul'a yüzlerce ajan-misyoner gönderdiler. Bunların bazıları "Humpher", "Lawrance", "Wayt", "Francis E. P. Botta"dır. Bu ajanlar devamlı surette o dönemde Ortadoğu'yu hakimiyeti altında bulunduran Osmanlı'yı sömürücü kendilerini ise kurtarıcı olarak lanse ediyorlardı.Bu misyonerler ayrıca Osmanlı Devleti'nin İslam medeniyetini gerilettiğini, kısırlaştırdığını iddia ediyor ve devamlı olarak Arapları Türklere, Türkleri de Araplara kötülüyorlardı. Ve hatta Osmanlı Devleti'yle anlaşma yapmak üzere olan Yemenli Şeyh Hasan'a, Fransız ajanı Botta, Türklere güvenmemesi gerektiğini telkin etmiş ancak telkinlerinin etkili olmadığından da yakınmıştır.Misyonerlerin en önemli taktiklerinden biri de gittikleri ülkelerin halkının kıyafetiyle dolaşmak ve bu surette dikkatleri çekmemekti. Suriye'ye gönderilen bir misyoner bu konuda şöyle demektedir: "Şam'a varınca sırtımdaki redingotu attım ve bir Arap gibi giyindim. Arap gibi yaşıyor ve onlar gibi yiyip içiyordum. Arabın nasıl düşündüğünü biliyor ve ona göre hareket ediyordum. İşte seyahat edilmesi ve araştırma yapılması son derece zor olan bu ülkelerde başarılı olanın sırrı budur."'Bu ülkelerde başarılı olmak' ifadesiyle kastedilen, bu bölgelerdeki Müslüman halkın arasına sızıp onların hadis ve sünnete, dört mezhebe ve tasavvuf kurumuna olan bağlılık ve itikatlarını çökertmek suretiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun bu bölgelerdeki hâkimiyetini ortadan kaldırmak ve buraları İngiliz sömürgesi haline getirip, halkı Hıristiyanlaştırmaktır. (Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Yay., s.7880).
 
Oğuz Köroğlu / diğer yazıları
- Nereden geldiğini unutma ki Nereye gideceğini unutmayasın / 22.01.2012
- İmam Hüseyin'in şehadetine ağlamak / 06.12.2011
- "Ben Kerbelâ şehidiyim" / 05.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 04.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 02.12.2011
- Türk Milleti'ne açık mektup / 11.06.2011
- Milli Ekonomi Modeli mutlaka meclise girmeli / 10.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın projeleri iktidar olmalıdır / 09.06.2011
- Baba devlete giden yol: Milli Ekonomi Modeli / 08.06.2011
- Küresel oyunları bozacak tek lider: Prof. Dr. Haydar Baş / 04.06.2011
- Regâib Gecesi ve Üç ayların fazileti / 02.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş bir kez daha haklı çıktı / 27.05.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş: "Avrupa Birliği köleliktir" demişti / 26.05.2011
- Prof. Baş'a göre Müslüman-Türk genci modeli / 25.05.2011
- Prof. Baş: "Bu milleti ayırmaya çalışanlar kalleştir" / 24.05.2011
- İnsanlığa adanmış bir ömür: Prof. Dr. Haydar Baş / 23.05.2011
- Milli Ekonomi Modeli'ni tanıyalım / 29.04.2011
- Tam bağımsızlık için: "Ampulü geç, Kırat'ı seç" / 28.04.2011
- TARİH TEKERRÜRDEN İBARET / 23.04.2011
- BORÇ ALAN BUYRUK DA ALIR / 22.04.2011
- Osmanlı'da devlet içinde devlet! / 21.04.2011
- Osmanlı'yı soyan şapkalı beyler! / 20.04.2011
- Çöküşün ayak sesleri geliyor / 19.04.2011
- Osmanlı'yı Galata bankerleri mi yıktı? / 18.04.2011
- Yönünü arayanlara işte rehber kitap / 16.04.2011
- Osman Gazi'nin oğluna vasiyeti / 04.02.2011
- Millî uyanışımızda en yüce rol Müslüman-Türk kadınının / 27.01.2011
- İmam Ali'den (kv) altın öğütler / 15.12.2010
- Aşura bereketine adım adım / 14.12.2010
- "Men, bende-i Kur'anem..." / 12.12.2010
- Antep'e "Gazilik" şerefi kazandıran destan -1-Türk Milleti esir yaşamaz! / 02.12.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -5- / 10.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -4- / 09.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -3- / 08.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -2- / 07.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -1- / 06.09.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 13.07.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 12.07.2010
- İnsan için devlet modeli -2- / 10.06.2010
- İnsan için devlet modeli -1- / 09.06.2010
- Bizans diriltilince mi' Rum kilisesinin 'Kin Kapısı' ne zaman açılacak, / 08.05.2010
- 189 yıldır açılmayan bir kilise kapısının arkasında yatan gerçek / 07.05.2010
- Ermeni İddialarının Muhatabı, "Bağımsız Mahkemelerdir" / 24.04.2010
- Bayraklı Baba'ya gideniniz var mı? / 26.02.2010
- Tarih sahnesinde kalabilmek için / 24.01.2010
- Kur'an hafızlığının fazileti / 21.11.2009
- Oğuz Kağan'ın duası / 09.10.2009
- Osman Gazi'nin vasiyeti / 30.09.2009
- Türk Milletinin can simidi Prof. Dr. Haydar Baş / 14.09.2009
- Vefalı bir nesil olabilmek / 12.08.2009
- Beratımızı isteyelim / 05.08.2009
- Berat gecesine doğru / 04.08.2009
- Müslüman-Türk kimliği modelimiz / 01.08.2009
- İlahî adalet / 29.07.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan gençliğe mesaj / 28.07.2009
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 21.07.2009
- Sakın terk-î edepten... / 10.07.2009
- Medenî olmayan medeniyet kuramaz / 03.07.2009
- Milli hissi hakim kılmak / 01.07.2009
- Bozkır'ın goncagülü Ali Tay / 05.06.2009
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 18.05.2009
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 17.05.2009
- Birlik dâvâmız / 15.05.2009
- Çatalca inşallah "Şengül"er / 22.03.2009
- Milli eğitimin amacı / 21.03.2009
- Bugün 18 Mart; dağ, taş şühedâ kokuyor... / 18.03.2009
- Kudadgu Bilig'te 'Devlet Baba' / 15.03.2009
- Birlik dâvâmız / 09.03.2009
- Ahmed er-Rifâî'den hikmetli sözler / 08.03.2009
- Yarın mübarek Mevlid Kandili / 07.03.2009
- Bir annenin kızına öğütleri / 22.01.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan müminlere hitâbe / 16.05.2008
- Misyonerlik faaliyetlerinin nihaî hedefi / 15.05.2008
- İçimizdeki hazine Prof. Dr. Haydar Baş / 08.05.2008
- İşe önce kendimizden başlamak / 06.05.2008
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 17.12.2007
- Kazanmak zor, kaybetmek kolaydır / 12.12.2007
- Allah'a tevekkül / 16.10.2007
- İlahî adalet / 22.08.2007
- Eli zincirli, ayağı prangalı milletler..! / 13.08.2007
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 09.08.2007
- Hz. Mevlana'da zikir sırrı / 08.08.2007
- Aziziye kahramanı çiçeği burnunda bir gelin / 05.08.2007
- Ayıkla pirincin beyaz taşını! / 31.07.2007
- Vatana mersiye... / 30.07.2007
- Bâtıl isteyu haktan ayrılmanın bedeli..! / 29.07.2007
- Nemelâzım be abi...! / 27.07.2007
- Kânunî'den mektup var / 26.07.2007
- Hayırlısı olmadı ey milletim, hiç olmadı..! / 25.07.2007
- Kara Fatmalar Haydar Baş'ın safında / 27.05.2007
- Osmanlı'yı Osmanlı yapan sır / 02.04.2007
- Milli Ekonomi Modeli'nin Zaferi / 01.04.2007
- Milli hissi hakim kılmak / 31.03.2007
- Kurbanın olam Şah-ı Resûl / 30.03.2007
- Türk Milleti titre ve kendine gel! / 28.03.2007
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 27.03.2007
- Çanakkale'yi geçilmez kılan yüksek ruh / 19.03.2007
- Çağdaş egemenlik mi, çağdaş esaret mi? / 26.02.2007
- BTP Kongresinde Millî Mücadele ruhu canlandı / 19.02.2007
- Sıra Türk topraklarına mı geldi? / 10.02.2007
- Millet "Hızır"ını buldu: "Yetiş ya Haydar Baş" / 09.02.2007
- Kim bu işbirlikçiler? / 07.02.2007
- Türk-İslam medeniyetinde âhîlik / 04.02.2007
- Türk evladının devlet babası: Prof. Dr. Haydar BAŞ / 29.01.2007
- Aşûra gününün faziletleri / 28.01.2007
- Millî birliği koruma zarureti / 22.01.2007
- Milli benliğin millet hayatındaki yeri / 18.01.2007
- Müslüman-Türk Kimliği Modeli şart / 17.01.2007
- Oğuz Kağan'ın Türk Milleti'ne duası / 16.01.2007
- Elimde kalem, önümde şehit toprağı / 18.03.2006
- Akif'in millete hediyesi / 12.03.2006
- Ermeniler Ermenileri öldürdü / 21.06.2005
- Bir bayrak rüzgar bekliyor / 09.01.2005
- Bağımsızlığın can damarı / 07.01.2005
- Alp Er Tunga öldü mü? / 06.01.2005
- Ermeni yalanına tokat gibi cevap / 25.12.2004
- Bâki kalan gökkubbemizde hoş bir sadâ: Buhurîzade Itri / 20.12.2004
- Genç Osman'sın ulusun / 18.12.2004
- Hangi film sergileniyor? / 03.12.2004
- Fener'in suç yaftası / 01.12.2004

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

07.09.2009, 07.09.2008, 07.09.2007, 07.09.2006, 07.09.2005, 07.09.2004, 07.09.2003, 07.09.2002, 07.09.2001, 07.09.2000, 07.09.1999, 07.09.1998, 07.09.1997, 07.09.1996, 07.09.1995, 07.09.1994, 07.09.1993, 07.09.1992, 07.09.1991


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.