HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Rambo

19.09.2001 00:00:00
Hollywood'un savaş filmi senaryosu yazan senaristleri, Amerikan Savunma Bakanlığının savaş planlaması yapan bürokratlarından çok daha mantıklı düşünüyor gibi geliyor bana.

Amerikan aksiyon filmlerinin en çok iz bırakanlarından ve bugünkü gündeme uyanlarından biri de "Rambo 3" idi kuşkusuz. Bu filmde, "şahin bakışlı, geniş kaslı, küheylan vücutlu" Amerikan komandosu Rambo, Afganistan'da rehin tutulan eski komutanı Albay Trautman'ı kurtarmak için müthiş bir operasyon düzenlemişti. Tek başına Afgan dağlarında Ruslara karşı savaşa girişmiş ve Trautman'ı kurtarmıştı.

Ancak filimde bir ayrıntı gözden kaçırılmamış, Rambo'ya Afganistan'daki yerel güçlerin de desteği sağlanmıştı. Rambo, Rusları sarıklı, sakallı mücahitlerin desteği ile mağlup etmişti.

Ama "gerçek Afganistan senaryosunun" Rambo'ları tam tersini yapıyor nedense. Sarp Hindukuş Dağları ile çevrili ve doğal bir kuleyi andıran arazide Usame Bin Ladin'i yakalamak için en kestirme ve makul yol olan yerel güçlerin desteğini almak yerine tam tersini yaparak yerel güçleri karşısına alarak girişiyor savaşa.

Amerika, terörist saldırıların baş şüphelisi olarak ilan ettiği Ladin'in yakalanması için Afganistan'daki Taliban muhalifi güçlerin desteğini almamakla daha büyük şüpheler uyandırıyor kafamızda.

Afganistan'da Ladin karşıtı General Raşit Dostum, Hikmetyar ve geçtiğimiz günlerde öldürülen Şah Ahmet Mesut'a bağlı onbinlerce asker var. Ve Afgan dağlarını, mağaralarını karış karış biliyorlar. Nitekim Rambo da bunu yapmadı mı?

Ladin'i en kestirme yoldan ve sivil halka hiç zarar vermeden yakalamak isteyen bir devletin yapması gereken şey, bu muhalif güçlere "Ladin'i yakalamaları halinde çok büyük siyasi desteği arkalarına alacağı" garantisini vermek olmaz mı?Böyle bir garanti halinde muhaliflerin Hindukuş Dağları'nda Ladin'i 1 günde ele geçirmeleri mümkünken Amerika neden bu yolu denemiyor?

Neden mi?

Çünkü Amerika ve arkasındaki orduların terörist eylemlerin başı olarak gördükleri bir kişiyi direkt yakalamak gibi bir düşünceleri yok.

Mesele, Afganistan'daki bir teröristin, Afganistan'daki güçler tarafından ABD'ye teslim edilmesi değildir.

"Baş terörist" olarak tanıtılan bir kişinin Afgan dağlıları tarafından yakalanması, Amerikan kamuoyunu asla tatmin etmeyecektir.

Bu zafer Amerikan komandolarına ait olmalıdır ve çok kan dökülmelidir, şehirlerde, kasabalarda, köylerde, dağlarda kan gövdeyi götürmelidir. Amerikan kamuoyuna bombalanan Afganistan, hatta Irak ve hatta Sudan şehirleri ve buralarda kaçışan insan yığınlarının paniklemeleri defalarca gösterilmelidir. Bu görüntülerin yanına yıkılan Dünya Ticaret Merkezi'nin ve Pentagon'un harabe görüntüleri konulmalıdır. Ve bu savaş bütün İslam coğrafyasını sarmalıdır.

Ve bu savaşın adını Bush koymuştur zaten "Haçlı Savaşı".

Aslında cezalandırılmak istenen ve yakalanmak istenenin Usame Bin Ladin olmadığının açık bir göstergesidir bu savaş senaryosu. Ve bu "Haçlı Seferi" çığlıkları.

Amerika binlerce insanını, çok önemli ticaret merkezlerini, Savunma Bakanlığı binalarını kaybederken uğradığı mağduriyete cevap vermekte nasıl yüzde yüz haklı ise, terörle mücadelede izlediği taktik de o derece haksızdır. Yanlış stratejiler ve hedefler peşindedir. Ladin'in yakalanması dediğimiz gibi "1 günlük" iştir. Ama Amerika "1 günlük değil" on yıllık bir savaş sürecini göze alarak kapkara endişe bulutlarını göze alarak ufuklara dağıtmıştır.

Dün New-York Times'te çıkan bir yorumda Amerika Başkanına "gücünü değil aklını kullan" denilmesi de çok manidardır.

Asırlardır kana bulaşmış bir coğrafyada yeni kan göllerinin oluşmaması için mücadele vermesi gereken ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Afganistan'ın Af-Kanistan olmaması için, kan ülkesi olmaması için, kanın bütün bölgeye sıçramaması için akıl, sağduyu ve diplomatik tecrübe sahipleri devreye sokulmalıdır.

Usame bin Ladin ve arkasındaki bir kaç yüz kişiye karşı yüzbinlerce NATO askerinin göreve çağrılmasının perde arkası iyi sorgulanmalıdır.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.