HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Sanatçıdan korkmayın

19.01.2019 00:00:00
Bu satırları yazarken Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtemelen Fazıl Say'ın konserine katılmış olacak. İkidarla sanatçıların kavga etmesinin, çok basit sebeplerle kamuoyu önünde tartışmasının hiç bir anlamı yok. Ya da muhalif duruş sergileyen sanatçıların "gücü elinde bulunduran" odaklar tarafından cezalandırılması çok yanlıştır.

Sanatçılardan iktidar ve güce bağlılık beklemek doğru değil.

Sanatçının tabiatı gereği muhalif ve "uyarıcı" bir duruş sergilmesi çok doğal karşılanmalıdır ve tarihimizde bunun pek çok örneği vardır.

Yunus Emre asırlar öncesinden, Osmanlı'nın ilk döneminde, "iyi yönetecilerin yerine kötü yöneticilerin gelmesini şöyle eleştirmiş:

"Gitti beyler mürveti, binmişler birer atı, 

Yediği yoksul eti, içtiği kan olacak."

(Yani, yönetimleriyle halka huzur ve istikrar veren beylerin yönetimde olduğu zamanlar geçti gitti, onların yerine yoksul etini yiyen, kanını içen zalimler geldi.)

Kılıçların anında kelle kopardığı zamanlarda Yunus Emre bu isyanını dizelerine dökebilmiş.

Karacoğlan, devrindeki ağaları, paşaları, beyleri, yöneticileri şöyle uyarır:
 
"Karşıki dağlar da karlı dağ olsa

Çevre yanı mor sümbüllü bağ olsa

Ağa olsa paşa olsa beğ olsa

Yakasız gömleğe sarılır birgün"
 
Pir Sultan Abdal, yazdıklarından dolayı ipe giderken bile "isyancı" mısralardan vazgeçmez:

"Hızır Paşa bizi berdar eyledi

Kesti kollarımı kızak bağladı

İşiten muhipler hep kan ağladı

Açılın zindanlar pire gidelim"

17. yüzyılda yani Osmanlı'nın en güçlü yıllarında, Şeyhülislamların, müftülerin padişahı en sıkı kontrol ettikleri dönemde, şöyle isyan eder müftülere Şair Nef'i:
 
Bize kâfir demiş müfti efendi

Dutalım ben ana diyem Müselman

Varıldıkta yarın divan-ı Hakk'a

İkimiz de çıkarız anda yalan.
 
Ya Namık Kemal'in, Osmanlı'nın sürekli Batının izinde ve emrinde politikalar uygulayarak toprak üstüne toprak kaybetmemize yol açan şu isyanına ne demeli:
 
"Edepsizlikte tekleriz

Kimi görsek etekleriz

Ve Haktan ümit bekleriz

Ne utanmaz köpekleriz"
 
Ya da Tevfik Fikret'in rüşvetçilere, devlet malını yiyenlere karşı yazdığı dizeler:

"Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin"
 
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un, bugün pek çoğumuzun büyük hayranlık duyduğu 2. Abdülhamit'e yönelik eleştirileri ise yenilir yutulur değil. O mısraları burada yazmaya bile hicap ediyorum. O kadar ağır, o kadar "hakaret dolu" mısralar bunlar.

Ama o devri istibdatta bile Mehmet Akif'e kimse bir şey söylememiş.

Osmanlı dönemi tiyatrosu için de kısmen de olsa aynı şeyi söyleyebiliriz.

3. Selim döneminde, 2. Mahmut döneminde, hatta saray içindeki kısıtlanmalar rağmen Abdülaziz döneminde rağmen saray dışındaTürk tiyatrosu altın çağını yaşamış, tiyatro sanatçılarına saray yanlısı ya da karşıtı diye bakılmamıştır.

Sanata ya da sanatçıya ideolojik bakış, etnik kimliğe göre bakış, iktidar yanlısı olup olmadığına göre yaklaşım olamaz, olmamalı. 

Mesela opera.

Osmanlı'da  Türk azınlıkların kurduğu topluluklar, operalar, operakomikler ve operetler de oynandı, yerli oyunlar da temsil edildi. Bunların başında Güllü Agop'un "Osmanlı tiyatrosu" ile Dikran Çuhacıyan'ın başında bulunduğu "Opera tiyatrosu" vardı. 

Osmanlı dönemi karikatüristleri ve Cumhuriyet dönemi karikatüristlerinin neler yazıp çizdiğine ise arşivlerden bakın, neler neler var.

Bugün sanatla, sanatçılarla, tiyatrocularla, sinema oyuncularıyla, şairlerle, çizerlerle uğraşarak bir yere varamayacağımızı artık görmemiz lazım.

Sanatta ilerleyemedik, kültürde ilerleyemedik diye hayıflanmakla sorun çözülmez.

Eğer herhangi bir kişi ister sanatçı olsun ister başka bir kişi olsun hakarete varan ifadeler kullanıyorsa zaten Türkiye'de mahkemeler var, hesabını sorar, soruyor.

Sadece ve sadece "benden değil, benim gibi düşünmüyor, beni desteklemiyor" gibi "bu çağa" yakışmayan" gerekçelerle sanatçıları dışlamanın ve düşman ilan etmenin son derece yanlış olduğunu artık görmemiz lazım.

Bırakın onlar, mısralarıyla, sazlarıyla, sözleriyle, sahneleriyle size ışık tutsunlar.

Evet, sizi eleştirseler bile bu bir "ışıktır.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.