HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Sarıkamış’ta ders almak

12.01.2019 00:00:00
Her yıl büyük bir acıyla yad ederiz Sarıkamış şehitlerini. Sarıkamış Dağları'nda binlerce vatandaş, sivil-asker, kadın-erkek karla kaplı yollarda yürürüz, gözlerimiz yaş içinde. Kolay mıdır on binlerce Anadolu evladının tek mermi dahi atmadan, eksi 30 derece soğukta, bir bir karlı dağlara yığılması, açlıktan, tifüsten ölmesi.

Kolay mıdır bu acı ve dramatik günleri yeniden hatırlamak.

Sarıkamış Harekâtı'na katılan ve savaşın sonunda esir düşerek 3 yıl Sibirya'da kalmış Köprülülü Yarbay Şerif İlden'in haykırışını duyan var mı? 

"Gelecek kuşaklara ibret olsun ki, biz tüm millet, yanlış yaratılmış bir adamın arkasında kurtuluş aradığımız için feleğin dediği güne düştük."

Yanlış yaratılmış adam!

Enver Paşa, heyecanlıydı, cesurdu, vatanseverdi ama stratejik derinliği yoktu. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru bir harekâtın nasıl yapılması gerektiğine dair askeri planlamayı yapacak bir derinliğe sahip değildi. Bugün Turan davasına gönül verenler, Enver Paşa'nın "Sarıkamış'ı alarak, Rusları bozguna uğratarak, Türk dünyasını birleştirecek bir büyük ülkü peşinde olduğu" savıyla avunadursunlar, O'nun en büyük ülküsü Batı cephesinde Almanları rahatlatacak bir sonuç elde etmekti. 

Almanlarla yapılan pazarlık bunu gerektiriyordu.

Ama gelin görün ki, Osmanlının geleceğini peşkeş çektiğimiz, bir verip üç almak yerine, bir verip, bir imparatorluğu kaybettiğimiz bu pazarlıkta, Enver Paşa'nın pazarlık ettiği Almanlar bile O'nu eleştirecekti nihayetinde. 

Harbiye Nazırı Mirliva Enver Paşa ile aralarındaki anlaşmazlık bulunan Osmanlı ve Alman Mareşali Goltz Paşa günlüğünde şunlar yazmaktaydı.

"Kafkasya'da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır."

Emperyalizmin verdiği görevleri büyük bir gururla alır ama layıkıyla yerine getiremezseniz "cahil yetişen komutan, kendisini Napolyan sanan adam, ordusunun gücüyle bağdaşmayan görevleri askerine yükleyen kişi" olarak yaftalanırsınız.

Kaldı ki bu gerçeği öğrenmek için Alman Goltz Paşa'nın günlüğüne ihtiyacımız yok.

Çölden gelmiş askerlere, yazlık kıyafetlerle, ayağındaki çarıklarla eksi 30 derece soğukta Sarıkamış Dağları'nı aşma emri verilen askerlere bu emri veren komutan elbette cahildir, jeopolitik ve stratejik derinliği yoktur.

Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış'ta gördüklerine anılarında şöyle anlatıyor: "İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kâinattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda… Allahuekber Dağları'ndaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah'larına teslim olmuşlardı."

Bu tablonun meydana geleceğini çok önceden öngören 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, 18 Aralık 1914'te yani harekâttan 4 gün önce, Enver Paşa'ya telgraf çekerek "Bu şartlarda yapılacak bir taarruzun çok şüpheli ve tehlikeli olacağı, sonuçlarının da vahim olacağı" konusunda uyarır.

Telgraftan sonra Pasinler'de, Enver Paşa ile bir araya gelir ve O'nun "Derhal harekete geçeceksiniz, Rus ordularını Sarıkamış cephesinde yok edeceksiniz" talimatına direnir:

"Olmaz! Etrafı görüyorsunuz, kar-kış başlamıştır. Bu olumsuzluklar ve bu mevsim içinde bir ordu hakekâtı iyi netice vermez. Kış şiddetini kaybetsin, yollar harekata imkan sağlasın, düşmanı yok edeceğim."

Büyük komutan Enver Paşa(!), Hasan İzzet Paşa'ya hayli öfkelenir:

"Eğer hocam olmasaydınız sizi idam ettirirdim." (Hasan İzzet Paşa, Harp Okulu'ndan Enver Paşa'nın hocası idi.)

Enver Paşa, kendisine bu harekâtın kötü sonuçlanacağını söyleyen "hocasını" dinlemek yerine O'nu görevden alıyor, ordunun komutasını kendi üstleniyor ve sonuçta da Sarıkamış Hezimetini yaşıyoruz.

Bırakınız Harp Okulu'nda strateji dersi vermiş olan Hasan İzzet Paşa'nın uyarısını, hareket öncesi misafir olduğu Koçfanes Köyü ağası Mehmet Bey de Enver Paşa'ya içini döker:

"Her şey çok iyi hesaplanmış ama dikkate alınmayan bir şey var paşam, o da soğuk kış..."

Enver Paşa'nın yüzü bir anda sertleşir:

"Askerlerin moralini bozuyorsunuz, misafiriniz olmasaydım sizi kurşuna dizdirirdim."

Mehmet Bey, yaşına yaraşan bir ağırbaşlılıkla karşılık verir:

"Keşke askerimiz kırılmasın da beni öldürün paşam. Razıyım çünkü bu günler sayılı günlerdir. Bu günlerde bu dağlardan insan değil kuş bile geçmez."

Sonuçta Enver Paşa'nın "seni kurşuna dizdiririm" diye öfkelendiği bir köy ağasının dediği oluyor.

Sonuçta Enver Paşa'nın "seni idam ettiririm" dediği Hasan İzzet Paşa'nın dediği oluyor.

Askerimiz "kırılıyor."

Sonuçta Çinli komutan Sun Tzu'nun 2500 yıl önce "Savaş Sanatı" adlı kitapta yazdığı gibi "Bir savaşta mevsimleri gözetmek ihtiyatlığın ilk adımıdır, daha iyi coğrafya ve iklim şartlarına sahip olan savaşı kazanır" tespiti bir kez daha haklı çıkıyor.

Enver Paşa ise bu hezimetin ardından hiç bir şey olmamış gibi Harbiye Nezareti'ne geri dönüyor, Sarıkamış Savaşı hakkında haber ve yayın yasağı koyuyor, 7 yıl boyunca halkın Sarıkamış hakkında bilgi sahibi olmasını engelliyor.

Tolstoy "Hatalarınızla yüzleşmezseniz hatalarınızla yüzsüzleşmek zorunda kalırsınız" der.

İnsan hata yapar, komutan hata yapar, lider hata yapar.

Bu hataların olmaması için "Bilen insanlara sormak, bilen insanların öğüdünü dinlemek gerek."

Dinlemezseniz, bugün olduğu gibi Sarıkamış Hezimetinin yasını tutarız.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.