HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Temizlik, iman ve emperyalizm

21.01.2019 00:00:00
Müslümanın en önemli düsturlarından biri temizlik olmalı. Çünkü mensup oldukları din bunu emrediyor, bunu istiyor. "Temizlik imandandır" Hadis-i Şerifi bunun en güzel örneği. Temiz olan bir kişinin bunu imanının bir gereği olarak yerine getirmesini isteyen bir dinin mensupları, bunu yerine getirmiyorsa bu dinin değil, insanın problemidir.

Camide, sokakta, yolda, dükkânda, okulda, şurada burada karşınıza çıkan Müslümanlarda şayet temizliğin zerresini göremiyorsanız demek ki insanımızın özüne, mensup oldukları dinin zerresi uğramamış demektir.

Bedenini temizleyen, kalbini de temizler. Kalbi temiz olan da bedenini temizler. Bilir ki Allah'ın emaneti olan bedenin dışına da, içine de 'kir' yakışmaz.

Müslümanın asaleti de bundan gelir.

Avrupa'da ise 'asalet' kavramı pislik üzerine kuruludur. Avrupa'da sarayların inşasında tuvalet ve banyo düşünülmemiştir. Çünkü onların banyoya ihtiyacı yoktur. Yıllarca yıkanmayan asilzadeler, krallar, kraliçeler vardır. Mesela 1661 yılında Fransa'da inşa edilen Versailles Sarayı'nda da tuvalet ve banyo yoktu. Asiller ihtiyaçlarını istedikleri yerde giderebilme hak ve yetkisine sahiptiler.

Saraylara tuvaletin girmesi Fransız İhtilalı yıllarına rastlar. 1789 Fransız İhtilalı'ndan sonra ise saraya 9 adet tuvalet yapıldı. Bu da sadece kraliyet ailesi mensupları içindi. Sarayın diğer yüzlerce çalışanı ise ihtiyaçlarını lazımlıklara yaparlar, bu lazımlıkları da pencerelerden sokaklara boşaltırlardı.

Yani Avrupa'nın en ihtişamlı sarayları burun deliklerinizi mahvedecek kadar pislik kokusu içinde idi.

Bu durum bütün Avrupa halkı için de geçerliydi. Evlerde lazımlık kullananlar bunu sokağa boşaltır, dışarıda ise herkes her istediği yere ihtiyacını giderdiği için şehirler ağır ve kesif 'pislik' kokusuyla kaplanırdı.

Burada yazmam gereken çok şey var ama gazetemizin ahlakı bunları kaldırmaz.

 Yukarıda bahsettim, Avrupalının mazisinde beden temizliği diye bir şey yoktur. Paris'te "banyocu" denilen bir esnaf kitlesi vardı. Bu adamlar, o devirde, ikişer ikişer gezerler, bir arabanın üzerine oturttukları bakırdan bir tekneyi peşlerinden sürükleyerek sokak sokak, mahalle mahalle dolaşırlardı.

Eğer yıkanmak isteyen bir aile tarafından çağrılırlarsa bakır tekneyi evin bu iş için elverişli bir yerine yerleştirirler, sonra da ellerindeki kovalarla sıcak su taşıyarak tekneyi doldururlardı. Teknenin içine önce evin erkeği girer yıkanır, onu sırasıyla, evin hanımı, çocukları ve hizmetçiler takip ederdi. Bu şekilde yıkanmak o kadar zor, o kadar masraflı idi ki, dar gelirli şehirliler, böyle bir lükse çok seyrek kalkışırlardı.

Avrupa'da yıkanmanın günah olduğuna inananlar çoğunluktaydı ve kilisenin bu konuda verdiği fetvalar vardı. Tarihçiler batıda parfüm sektörünün çok gelişmesinin sebebini, kiri, parfüm kokusu ile kapatma telaşından kaynaklandığını yazarlar.

O tarihlerde Osmanlıda tuvalet kültürü de temizlik kültürü de çok ilerideydi. Ünlü Fransız yazar ve gezginci Dr. A. Brayer, "İstanbul'da Dokuz Yıl" adlı kitabında (1936) şu ibretlik cümleye yer vermiştir: "Bugün bir Avrupalı, fakir bir Türk köylüsü kadar temizliğe dikkat etmez. Eski Paris'in ne kadar pis bir şehir olduğu herkesçe bilinir. Türklerin temizliğine ulaşabilmemiz için en az yarım asra daha ihtiyacımız var." 

Avrupa'da bugün rastladığınız temiz şehir, temiz sokak, temiz çevre anlayışına gıpta ile bakarken nasıl bir geçmişten bugüne geldiklerini iyi görün.

Batı medeniyeti en büyük devrim yıllarını, en büyük sanayi inkılâplarını, en büyük edebiyat, müzik, mimari gelişimlerini, bu 'pis' geçmişi üzerine inşa etti.

Bunu yaparken kuşkusuz İslam'dan çok etkilendiler. Birçok yeniliği Müslümanların uygulamalarından tatbik ettiler.

Batı medeniyetinin mazisi "kir ve pislik" üzerinde temellenmiştir. Ve bugün istediği kadar kendini revize etsin, sokakları, caddeleri en yüksek düzeyde temizliğe tabi tutsun, ruh dünyalarındaki kir asla temizlenmemiştir. Bugün doymak bilmez bir iştahla dünyanın her tarafında hala sömürgeci anlayışlarını devam ettirmeleri, gücü elinde bulunduranın her türlü 'pisliği' yapmaya hak görmeleri bundandır.

Sömürü ve emperyalizm bir pisliktir. Tıplı geçmişte oldukları gibi bu medeniyetin Asilzadeleri, pisliklerini her yere bırakma hakkını kendilerinde bulurlar.

Dünyanın her yerinden yükselen bu pis kokunun sebebi budur.

Müslüman, kendini, özünü, ruhunu, bedenini temizlemeyi başarabilirse bu hegemonyadan kurtulur.

Temizlik imandandır diyen bir dine mensupsanız buna göre hareket edersiniz.

Yoksa her yerinizden, her coğrafyanızdan, her kentinizden, her tebaanızdan kokular yükselir.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.