HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 MAYIS 2021, SALI

Türkçem, ses bayrağım

19.06.2001 00:00:00
Avrupa baskısında Almanca haberlere de yer verecek olan Hürriyet'in (ve de Milliyet'in ve de Kanal-D'nin ve de CNN-Türk'ün patronu) Aydın Doğan'ı Almanya'da devlet protokolu ile karşılayan Cumhurbaşkanı Rau geçen yıl Türkiye'ye gelmişti.

Türkiye ziyaretinde resmi programın dışında bir takım sivil toplum örgütleriyle de görüşen Rau'nun 1. Akın Birdal'a selâm göndermesi ve tekrar hapise konulmasıyla ilgili rahatsızlığını beyan etmesi, 2. Leyla Zana'nın sağlık durumuyla yakından ilgilenmesi, 3.İşkence gören kişilere rapor veren doktorlara baskı yapıldığı ve tehdit edildiklerini belirtmesi, 4. Ankara'da görüştüğü insan hakları örgütlerinin temsilcilerinin gündeme getirdiği insan hakları ihlalleriyle ilgili Alman Meclisi ve İçişleri Komisyonu'na vermek için belge istemesi, 5. Okullarda polis ve hukukçuların eğitiminde ve yasaların uygulanmasında eksikler olduğunu yapılan yasa değişikliklerinin her yerde uygulanmadığını savunması, 6. "Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, daha fazla destek kazanmak için benden sorunları yurtdışında dile getirmemi istedi. Böylece bu örgütler, Avrupa'daki diğer demokrasilerden ve ABD'den destek sağlayabilir" yaklaşımı sergileyerek onların yurtdışında aracılığı rolünü benimsemesi, 7.HADEP'li belediye başkanlarının gözaltına alınması, Nevruz kutlamaları sırasında 'w' harflerinin bahane edilerek toplantıların yasaklanması, HADEP'lilere ceza verilmesi, bir açlık grevi bahane edilerek 60 yıl ceza verilmesi gibi konularla ilgilenmesi akıllarda kaldı ve dikkatle not edildi.

Rau resmî toplantılarda da "Günümüzde teb'a yerini vatandaşa, padişahlık yerini demokrasiye bırakmıştır. Değişik din ve politik görüşler arasındaki farklılık, canlı ve demokratik bir tartışmayı zorunlu kılar. Bundan korkmayın!.. Tek Avrupa ideali bu temele oturur. Madem ki, şimdi siz de adaysınız, bu tabuları kırın!.." dedi, "Köktendincilik ve demokrasi birbiriyle bağdaşmaz!.." diye de ilâve etti. Bunun üzerine de Başbakan Bülent Ecevit, Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau'yu, Alman Federal İdari Mahkemesi'nin, Berlin'de faaliyet gösteren İslam Federasyonu'na, din dersi okutma hakkı vermesi konusunda uyardı. Rau da "Ekonomiyi düzeltmeniz, inanç özgürlüğüne saygı duymanız, işkenceyi tamamen yok etmeniz lazım" dedi.

Yâni Almanya hem Başbakanı'nın ağzından "köktendincilik Türkiye için tehlikedir" dedi, hem "köktendinci" bir kuruluşa Almanya'daki Türklerin din eğitimi konusunda yetki verdi.

Alman Başbakanı Almanya'daki Türklere "Almanca konuşun, Alman kanunlarına saygılı olun" dedi ama Cumhurbaşkanı Türkiye'de Türkçe konuşmayan bölücülerin Türk kanunlarına uymamasından doğan suçları konusunda rahatsızlık beyan etti, verilen cezaların fazla olup olmadığını sorguladı, hapistekilere selâm gönderdi, sağlık

durumlarını sordu.

Alman, Almanca öğrenin dedi, Aydın Doğan Almanca baskıya başladı.

Ve bu arada İsviçre'de İbrahim Tatlıses'in konserine giden "Türk" gençleri ile yapılan röportajlarda Atatürk'ü tanımadıkları ortaya çıktı. (Show TV)

Aydın Doğan'ın Almanca Hürriyet'i ile yetişecek nesil Atatürk'ü tanıyacak mı diyorsunuz?

Herkes şu veya bu sebeple yurt dışında yaşayan vatandaşlarının dil ve kültürlerini unutmaması için özel önlemler alırken Türkiye, Türk kuruluşları neden tam tersini yapıyor?

Paranın yüzü bu kadar mı sıcak ve para herşey mi?

Aynı Almanya AGSK konusunda zorluk çıkaran Türkiye'yi "İlerde Dünya Bankası ve IMF destekleri konusunda zorluk yaşayabilirsiniz" diye uyarmayı

ihmal etmiyor.

Yâni para karşılığı savunma gereklerinden fedakârlık etmemiz isteniyor.

Türkiye'de azınlık ve ayrılıkçılara destek beyan ediliyor, onların STÖ'leriyle görüşülüyor fakat Almanya'daki Türklerin entegrasyonu (siz onu asimilâsyon olarak okuyun lütfen) söz konusu olunca buna yardımcı olan "Türkiyeli" medya kuruluşları, patronları, genel yayın yönetmenleri kuş sütüyle ağırlanıyor.

Türkçe'ye sahip çıkmamız lâzım. Modern çağda düşman Trabzon'a, Malatya'ya, İskenderun'a tankları, topları, zırhlıları, gemileri ile gelmeyecek. Müziği, yemekleri, âdetleri, papazları ve ille de dili ile gelecek.

Yoksa Atatürk'ün "bütün tersaneleri" dediği şey çağımızda dilimiz mi?

Bir Türkçe'miz mi kaldı tecavüz

edilmeyen?
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.