HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 TEMMUZ 2021, ÇARŞAMBA

Yakılan bayrak ve dalgalanan bayrak

22.05.2001 00:00:00
Pazar günü, Abide-i Hürriyet meydanında muhteşem bir buluşma gerçekleşti. Eline Türk bayrağı alan herkes akın akın meydana koştu. Yüzbinlerce insanın dalgalandırdığı bayrakların gölgesi bütün Türkiye'yi kuşattı.

Görüntü muhteşem, kalabalık muhteşem, heyecan muhteşemdi.

Türkiye'nin mezata çıkarıldığı kritik konjonktürde, "vatanını seven, yüreği bayrak aşkıyla tutuşan inanlar" sel olup taşmıştı İstanbul'da.

Ve ekranları başında onları izleyen milyonlar da aynı aşkla gözyaşına bulanmıştı.

Milli Bağımsızlık mitinginde Ermeni Soykırım İddiaları da tel'in edildi. Türk milletinin tarihinde böyle bir hadise yaşanmadığı anlatıldı. Yunanlıların "Pontus Soykırımı" iddiaları da protesto edildi.

Çok ilginçtir; Türkiye'de yüzbinlerce kişi bir meydanda toplanarak "Türkiye sevdasını seslendiren, Türk bayrağı dalgalandıran, soykırımı reddeden" sloganlar atarken, aynı gün, aynı saatlerde Yunanistan'da da başka bir amaçla toplananlar vardı.

Selanik'te bir araya gelen "bir kaç yüz Yunanlı", Türklerin Rumları kestiğini, Pontus Soykırımının da tescillenmesi, yasalaşması gerektiğini "zırvaladılar". Bununla da yetinmediler Türk bayrağını cayır cayır yaktılar. Bununla da kinlerini tatmin etmediler, Türk bayrağına küllerini çiğnediler.

Bir çok TV kanalı görüntüleri haber yaptı. Yakılan Türk bayrağını defalarca gösterdiler. Sözümona bu eylemi yapan Rumları eleştirdiler.

Sözümona diyorum, Yunanlıların yaktıkları bayrakları haber yapan TV kanalları, yüzbinlerce Türk'ün dalgalandırdığı bayrakları haber yapma gereği duymadı!

Yakılın bayrak haber,

Dalgalanan bayrak haber değil!

Burada adeta Selanik sokaklarında çiğnenen bayrağımıza karşı yapılan eylemi tenkit değil, sinsi bir destek kokusu almıyor değilim.

Zira son yıllarda, AB süreci ve küreselleşmeye yüklenen gayr-i milli yorumlar, bayrak kavramını da tartışmaya açtı. Bu yeni "yorumlara" göre Batı ile entegrasyon halinde "milli bayrakların" hiç bir değeri kalmayacaktı. Bu süreçte "yeni bayraklar, ortak bayraklar, haçlı bayraklar" önem kazanacaktı.

Belki de, bu küresel bayrak anlayışından dolayı bizim mütareke basını, yakılan bayrakları haber yapmış, dalgalanan bayrakları haber yapmamıştı.

Belki de bu yüzden Pontus Soykırımını savunan Rumları haber yapmış, soykırımını lanetleyen Türkleri haber yapmamıştı.

Burada sorun bir mitingin haber yapılıp yapılmaması değil, bir medya mantığının gerçek yüzünün ortaya çıkmasının verdiği acı tablodur.

Bu ülkede bir medya anlayışı hakimdir ki, yüzbinlerce insanın milli bir ruhla kenetlenişine uzak duruyor, yüzbinlerce bayrağın tarihte eşi görülmemiş bir şekilde dalgalanmasını görmezden geliyor, ama o bayrakların Selanik'te yakılmasını "hararetle" haber yapıyor?

Bu nasıl bir medya anlayışıdır?

Yakılan Türk bayrağı haber,

Dalgalanan Türk bayrağı haber değil!

Elbette herkes kendi iç dünyasına, ruh haline, sevdalandığı değerlere göre şekillendirecektir olaylara bakış açısını.

Kimi yakılan bayrağın,

Kimi dalgalanan bayrağın yanında yer alacaktır.

Biz çok şükür her zaman dalgalanan bayrağın yanında yer aldık.

Çok şükür, O'nun dalgalanmasından her zaman büyük bir zevk aldık.

Çünkü bize bu sevdayı veren kişi Prof. Dr. Haydar Baş'tır.

"En Baş'ta Bayrak Dalgalandıran Oydu."

İçerdeki ve dışarıdaki ihanet şebekeleri, devletin hangi kademesinde ve mevkiinde olurlarsa olsunlar, ne kadar takoz koymaya çalışırlarsa çalışsınlar;

Bu bayrak dalgalanmaya devam edecekti.

Bu bayrağı dalgalandıranların eli, hiç bir zaman "aşağı" inmeyecekti.

Bazı "aşağılıklar", yakılan bayrağın yayındaysalar da

Biz hep dalgalanan bayrağı tutan el olacaktık.

Çünkü biz Türk Milletiydik.
 
Misafir Kalem (B) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.