15 Temmuz’dan sonra FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen, düşünülen asker, yargı mensubu, emniyet teşkilatı ve kamu görevlileri başta olmak üzere televizyonlardan, gazetelerden, kurum ve kuruluşlardan, okullardan, firmalardan, bankalardan, iş adamlarına kadar her tarafa operasyonlar yapıldı.
Televizyonlarda ‘FETÖ devlete nasıl sızdı, bu noktaya nasıl gelindi, şunlar şunlar yapılamaz mıydı’ gibi konular konuşulmaya devam ediyor.
Oysa 15 Temmuz süreci üzerinde iki mevsim, 8 ay ve bilmem kaç gün geçti. Ve benim gördüğüm hala 16 Temmuz akşamında olduğumuzdur. 
Neden derseniz, çünkü bu sürecin asıl hedef ve failleri konuşulmuyor. 8 aydır ara sıra ‘bir üst akıl’ ve ‘FETÖ’nün arkasındaki asıl odaklar’ başlığı kullanılıyor ama altını kimse doldurmuyor. Neden? 
Siyasetçileri geçtim usta gazeteciler denilen, emekli asker, yargı, MİT, emniyet mensupları, akademisyenler, siyaset ve güvenlik uzmanları da bu iki başlığın altını doldurmaktan ısrarla kaçıyor. 
Mesela medyada, FETÖ kurumlarının üzerinde uçan kuşlar bile fişlenirken, geçmişleri, yedikleri-içtikleri tartışılırken CIA ajanı Henri Barkey’in 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün İstanbul Büyükada’da bir otelde çoğunluğu yabancı olduğu iddia edilen 17 kişilik grup ile 2 gün boyunca toplantı yaptığı, bu toplantıya katılanların kimler olduğu neden tartışılmıyor? 
Misal Adil Öksüz! Geçen hafta ABD Büyükelçiliği Adil Öksüz’ü aramış. ABD aradığını inkar da etmiyor. Vizesi doluyormuş, onun bilgisini vermek için aramışlar. 
Kim Adil Öksüz? Darbenin iki numarası, diye anlatılıyor. 7 aydır Türk Emniyet ve istihbaratının izine bile rastlayamadığı bir kişi. Ama işe bakın ki, bu zevatın izine ABD rastlamış. Hem de vize süresiyle ilgili bilgi vermek için. 
Düşünün! Dost, müttefik, stratejik ortak olarak tanımlanan ABD, Gülen noktasında 8 aydır neden ipe un seriyor? Neden bu konu tartışılmıyor? 
Mesela 1 dolar ve Bylock! Gülen gibi ilkokul mezunu, hayatı hikaye anlatmakla geçen bir kişinin böylesine bir şifreleme ve yapılanma ağını kendinin oluşturamayacağı ve bu özel tanınma ve de haberleşme ağının kimler tarafından oluşturulmuş olabileceği neden tartışılmıyor?
Gizli el, üst akıl gibi çok iyi bilinen ama bilinmezlikten gelinen, tartışılmayan, tartışılmaktan korkulan ABD, CIA ve MOSSAD ile ilgili çok cevaplı soru var. Biz, Vatikan’a geçelim.
15 Temmuz’un Vatikan ile ilişkisi var mı?
Evet, bu soru neden hiç sorulmadı ve tartışılmadı!
Neden, diyecek olursanız, FETÖ yapılanmasının bir numarası denilen F. Gülen’in asıl misyonu, Vatikan tarafından kendisine verilen ‘Dinlerarası Diyalog’ projesidir. 
Ve Gülen, Vatikan ziyaretinde bu projeyi ‘kutsal’ saymış ve de bu projenin bir hizmetkarı olmak üzere orada olduğunu ifade etmiştir.
Bu proje kapsamınsa ülkemizde birçok icraatlar gerçekleştirildi. Mesela on binlerce kilise ev açıldı.
Soru; Bu evlerde birileri görevlendirildi. Onlar kimdir? Bu evlerde toplantılar yapıldı. Bu toplantıları kimler organize etti? 
70 bin olarak ifade edilen bu evlerin her türlü giderleri ve yapılan toplantıların maliyetleri kimler tarafından karşılandı?
Vatikan bu toplantılara mali destek verdi mi? Vatikan bu toplantılara Papaz vs. gibi kişileri gönderdi mi?
Vatikan, Gülen ile ilişkisini hangi koşullarda devam ettiriyor?
Vatikan, 15 Temmuz’dan sonra Gülen ile irtibat kurdu mu?
En önemli soru; FETÖ ile mücadelede FETÖ’nün asıl misyonu Dinlerarası Diyalogu bitirmek için bir adım atıldı mı?
Buyurun! Sorun muhataplarına veya kapınıza kadar gelenlere…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.