Asgari ücret orta oyunu bir aydır sahnelendi ve 1.600+3 TL ile bitti. Neden ortaoyunu dedim. Çünkü asgari ücret komisyonu toplandığı gün her zamanki gibi süreç yaşanacağını yazmıştım. Yani bu komisyonlar adeta ortaoyununa dönüştü.  
Yalnız hakkını verelim bu sene hükümet, işçiden fedakârlık istedi ama asıl fedakârlığı (!) kendisi yaparak planladıklarının üzerinde bir zam yapmak zorunda kaldılar!  
Nerden mi biliyorum? Asgari ücretin 5 saat gecikmeli açıklanmasından. Derin hesaplar yapıldı. Saray ile görüşüldü.
Hükümet, terör, dış politika, iç politika, Man, Zarrab, FETÖ vs. konularında kendisine yöneltilen suçlama ve eleştirilere karşı milletin karşısında iyi bir hitabetle her daim baskın çıktı.
Ama bu sefer mevzu para. Zam haberleri otomatiğe bağlandı. Dolar, Euro, altın filan uçuyor. Milletin çok az bir kesimi sınırları zorlayan bir yaşam sürerken büyük kalabalıklar artık bize neden yok, sorgulamasına doğru gidiyor.
Asgari ücret açıklandı. Tabi bazı TV kanalları mikrofonu vatandaşa uzattılar. Bazıları ise uzatmadan, eğitimli kişilere, ‘buna da şükür açıklamaları’ yaptırdılar.
Konuşan vatandaşlar, beni şaşırtan açıklamalarda bulundu. Hepsi memnuniyetsizliğini vurgularken asgari ücretin 2 bin, 2 bin 500 hatta 3 bin TL olması gerektiğini vurgulayanlar bile oldu. 
Hayret doğrusu! 
Bizler, fakirlik sınırının 4.800 TL olduğu günlerde (şimdi 5.300 TL) Türkiye’de asgari ücretin en az 5 bin TL olması gerektiğini vurgularken ve bu ücretin Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli şartlarında nasıl verileceğini, kaynağını, işverene hiçbir ek yük getirmeyeceğini, insanca yaşamak için bu senin hakkındır, dediğimiz günlerde aynı vatandaşlar bize, burun kıvırıyordu. 
Demek ki vatandaşımız, bir şeyler isteyebileceklerini, hak iddia edebileceklerini anlamışlar. Ama anlayamadıkları kimden isteyecekleri ve kimin verebileceğidir.
Tabi asgari ücret, açıklanmasına açıklandı ama bir de hazmettirilme süreci var. Dün en çok verilen örnek 4 kişilik bir ailenin simit-çay ile aylık giderinin hesaplanmasıydı. Ama bu ölçü tarih oldu. Neden? Çünkü 4 kişilik bir ailenin simit ve çay masrafı asgari ücretin üzerinde. Dolar kuruda şahitlik etmiyor.
Haliyle başka ölçüler bulunmak zorundaydı. Sayın Başbakan, asgari ücreti 15 yılda tam 9 kat artırdık, derken enflasyon miktarı üzerinde artış yaptık, diye de ekledi. 
Tabi birçok dün-bugün kıyasları, örnekleri yapıldı. Hele biri var ki, sormayın gitsin. Başbakan yardımcısı Hakan Çavuşoğlu müthiş bir kıyas yaparak bugünkü asgari ücretin ne kadar büyük bir nimet olduğunu açıkladı.
Bugün birisi hiç yemeden, içmeden, giyinmeden, yol, elektrik, su, telefon vs. faturası ödemeden aldığı asgari ücreti biriktirirse tam 42 ay sonra 1.4 motorluk sıfır bir araç alabilirmiş.
Aynı kişi bu para ile 51 kilo et yiyebilir. Ama yok, ben vejetaryenim, diyorsa 1.324 litre süt alıp içebilir hatta süt banyosu bile yapabilir. Yok, ben yatırım yapmak istiyorum, diyorsa 318 litre mazot alıp, fiyat artışı bekleyebilir.
2002’de asgari ücretle bunların hiç birisini gerçekleştiremezdin. Ama şimdi hayal değil, gerçek oldu.  
Hazır uçmuşken 1 Ocak ile birlik köprülere gelen zammı da hatırlatmak isterim. İktidar partisinden bu zamlar için şu değerlendirme yapıldı; “Bu zamları halkı toplu taşıma araçlarına yönlendirmek ve trafiği rahatlatmak için yaptık.”
Geçenlerde sosyal medyada çok güzel bir tabir vardı; “İlk altı ay anne sütü çok önemli.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.