Türkiye, Rusya ve İran’ın Kazakistan’ın başkenti Astana'da bu hafta gerçekleştirilen Suriye zirvesinde imzaladıkları, ülkede güvenli dört bölge oluşturulmasına yönelik anlaşmanın tam metni Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlandı.

Anlaşma ana hatlarıyla şöyle:

• İran, Türkiye ve Rusya Suriye’deki ateşkesin garantörü olacak.
• Suriye’nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliği korunacak.
• Suriye’de çatışmalar en kısa zamanda durdurulacak.
• Sivillerin güvenliği sağlanacak ve ülkede insani durum daha iyi hale getirilecek. Hızlı, güvenli ve engelsiz şekilde insani yardımın ulaştırılması sağlanacak; halka tıbbi yardım ve vatandaşların öncelikli ihtiyaçlarının sağlanması için koşullar oluşturulacak. 
• Suriye'deki krize yönelik siyasi bir çözümün bulunması için uygun koşullar yaratılacak.
• Suriye’nin şu alanlarında güvenli bölgeler kurulacak:
1- İdlib ve Lazkiye civarındaki bazı bölgeler. 
2- Hama ve Halep’in belirli bölgeleri. 
3- Humus vilayetinin kuzeyindeki belirli bir bölge. 
4- Doğu Guta, Suriye'nin güneyindeki Dera ve Kuneytra vilayetleri
• Güvenli bölgeler ve güvenlik şeridi oluşturulması 6 ay sürecek geçici bir önlem. Ama garantör ülkelerin mutabakatı doğrultusunda otomatik olarak devam edebilecek.
• Güvenli bölgelerde, çatışan taraflar arasındaki (Suriye hükümeti ve silahlı muhalif gruplar) hava saldırıları da dahil olmak üzere her türlü silah kullanımı durdurulacak.
• Suriye’de su ve enerji altyapıları başta olmak üzere tüm altyapıların onarımı için tedbirler alınacak. 
• Sığınmacılar ve ülke içinde yer değiştiren kişilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönmesi için koşullar oluşturulacak.

Uygulanabilmesi çok zor! 

Kâğıt üstünde kalmaz ise bu anlaşmanın maddeleri Suriye’deki krizi normale döndürmek için bir milat olarak tarihe geçecektir.
Suriye’nin toprak bütünlüğüne yapılan vurgu özellikle Türkiye’nin PYD kaygısını da giderecek bir şey. Zaten PYD’den ‘Astana’daki anlaşma bizim için tehdittir’ tepkisi gelmesi de bunu gösteriyor. Bu anlaşma sadece ABD’nin başını çektiği güçlerin değil, aynı zamanda PKK-PYD ittifakının da planlarını bozacak gibi görünüyor.
Elbette uygulanabilirse.
Zira bu kadar büyük planları bozan bir anlaşmanın çok sayıda sabotaja mutlaka uğrayacaktır. Bu sabotajlara karşı garantör ülkeler ve özellikle Türkiye çok dikkatli olmalı.
Anlaşmada sığınmacıların ülkeye dönebilmelerine de değiniliyor olması Türkiye’nin çıkarına. 
Çünkü 3 milyonu aşan sayıda Suriyeli sığınmacı Türkiye’nin belini bükmüş durumda. Anlaşmanın uygulamada pürüzsüz başarıya ulaşması Türkiye’nin sırtındaki sığınmacı kamburunu büyük oranda küçültecektir.

ABD ziyareti belirleyici olacak

Bütünüyle Türkiye’nin çıkarına olan, en azından ülkemizin çıkarlarının aleyhine hiçbir unsur içermeyen Astana mutabakatının başarıya ulaşıp ulaşmaması Türkiye’nin adımlarına doğrudan bağlı. 
Zira Washington’da ABD Başkanı Donald Trump’la Mayıs ortasında görüşecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana mutabakatındaki imzamızdan taviz vermezse, bu anlaşma Suriye krizinin sona erdirilmesi bağlamında milat olarak tarihe geçecektir. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100