Mübarek Cuma’ya; dünün “Hizmet Grubu” ile, az önce Sayın Cumhurbaşkanı’nın Vatan hasretine üzülerek ülkeye davet ettiği; “Muhterem Hoca Efendi” ile deminin; “Paralel Devlet Yapısı” mensubu, “Haşhaşîler” le başladım!

“Ne demek?” Diye sorguladığınızın farkındayım, arz edeceğim...

Önce Yaygın Boyalı Basından bir haberi aynen kopyalayarak paylaşmak istiyorum:

“AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen Erzurum Aşkale Belediye Başkanı Enver Başaran, Giresun Çamoluk Belediye Başkanı Savaş Akarçeşme, Konya Ilgın Belediye Başkanı Halil İbrahim Oral, Nevşehir merkeze bağlı Nar Belde Belediye Başkanı Ali Erdoğmuş’un AK Parti’den ihraç edildiğini söyledi.”

Haber, aynen bu!

Yani AKP Yönetimi; millete, bize ve arada da bana; “FETÖ’nün siyasi uzantılarına da dokunmaya başladık!” işareti veriyorlar!

Başlamalılar mıydı? Elbette! Hatta çok geç bile kaldılar!

Ama ben olsam; günlerdir suçlu telaşı ile FETÖ oluşumunun siyasi kanadına gönüllü paratonerlik eden İ. Melih GÖKÇEK dururken, ilçe belediyelerinden başlamazdım!

“İ. Melih GÖKÇEK’in, Ankara’yı nasıl parsel parsel cemaate verdiğini sekiz gün içinde 100 madde olarak açıklayacağım!” diye basına beyanat verip, sonra sus/turul/an Bülent Arınç dururken; ilçe ve belde belediyelerinden başlamazdım!

ABDullah Gül’ü, Ahmet Davutoğlu’nu, Hüseyin Çelik’i, Ali Coşkun’u, Bekir Bozdağ’ı vb. asla atlamazdım!

Türkiye’deki 1950’den beri ilk millî siyasetçi sıfatlı Prof. Dr. Haydar BAŞ Hoca’nın ayıktıran uyarılarıyla bizim, farklı bir duruş sergilemek mecburiyetimizin farkındayım!

Biz; rüzgârın yönüne ve şiddetine göre dönen rüzgâr güllerinden olamayız!

Kolay edindikleri dünyalıklarını korumak adına; kardeşin kardeşi, evlâdın ana–babayı, ebeveynlerin evlatlarını, yol arkadaşlarının birbirini ihbar ettiği bu ahlâk herc ü mercinde; doğru durmak, mızrak gibi çuvala sığmamak mecburiyetinde olduğumuzun da farkındayım!

Başta BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ olmak kaydıyla otuz yıldır ne demişsek yine o! Şifre formülümüz; “Biz dünyamızı ahiretimiz için yaşarız”dır..

Güne FETÖ ile başladığımı yazarak sözü açmıştım. Şimdi sebebine döneyim...

Saat 09.12 itibarı ile AKP Manisa Milletvekili Sayın Selçuk Özdağ aramışlar, duymamışım!

10.12 itibarı ile tekrar aradılar. Eski tanışırız. Selamlaştık sabahlaştık.

26 Ağustos 2016 Cuma günkü yazımda kendilerinden bahsetmiştim. Tek cümlelik bir bahis ve aynen şu; “Selçuk Özdağ’ın nasıl ateşli bir Fetullahçı olduğuna ben de şahitim, Muğla Üniversitesi ve Muğla’da tanıyan kime sorulsa bu konuda çok şeyler anlatılır!”

Cümlemin aynen arkasındayım!

AKP’nin Meclis’te; “15 Temmuz Darbe Girişimi ve Faaliyetlerini Araştırma Komisyonu” kurdurduğunu, Sayın Selçuk Özdağ’ın da bu komisyonda görevlendirildiğini, basından öğrendim ki, isimlerini zikrettim.

Şükrederek, hamd ederek ve övünerek söylerim ki yazı hayatımda tekzip yaşamadım. Çünkü rivayetlere hiç itibar etmedim. “mış”lı, “miş”li sözleri ancak ironi amaçlı kullanmışımdır. Selçuk Özdağ hakkında da yine aynı tarzımla “dı”lı, “di”li cümle kurdum.

Selçuk Özdağ Bey’in, bu cümleme itirazları varsa –ki olabilir– ve yazarlarsa köşeme aynen taşıyacağım çünkü “MEYDAN”ım, millî bir köşedir!

İman ettiğim; “Yüksek ahlâk” temelli Dînimin emri gereği, hep devrede olan vicdanımın sesi ile –kendi söylemim ile– Devletimin darda, milletimin zorda olduğu bugünleri Devlet–Millet elele vererek aşmak zorunda olduğumuzun farkındayım! Dere değil; İstanbul veya Çanakkale Boğazını geçiyoruz ve suyun tam ortasındayız. Burada ne at, ne de vasıta değiştirilmez. Denemek akla muhalif olur!

Çünkü Prof. Dr. Haydar BAŞ’ın; “Zifiri karanlık bir tünele sokulduk. Devletimiz herhangi bir yere toslayıp, vatandaşlarımızdan herhangi biri bir zarar görmesin diye ortalığı gücümüzden çok daha fazla aydınlatmak zorundayız!” çağrısını, millî bir reçete olarak algılıyanlardanım.

Bu millî çağrıdan hareketle İki Kere Gâzi Meclis’te kurulan Araştırma Komisyonu üyelerine yardım amacıyla AKP’nin nasıl kurulduğunu hatırlatmak isterim:

ABD eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz’in RP Beyoğlu İlçe Başkanı Erdoğan’ı keşfiyle başlayan; önce il başkanlığı, sonra sırasıyla Büyükşehir belediye başkanlığı ve AKP’nin kuruluşu, sonra Başbakanlık adaylığına kadar süren hızlı yükselişin hikayesini hatırlatmak isterim.

15 Ekim 1996’da, Erdoğan’ı Belediye başkanlığında ziyaret eden Abramowitz’in; “Siz İstanbul’u yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz” sözleri o gün basında yer almıştı.

Yaygın Boyalı Basının Komuta Gemisi olarak lanse edilen gazetenin başyazarı ve yöneticisi E. Özkök de; “Evet, kravatlı ve daha şehirli kılıklı görünen Erdoğan’ı Erbakan’a tercih ederiz” diye yazmıştı!

Fazla zahmete gerek yok! İsteyen herkes, “Google” arama motoruna; “AKP Nasıl kuruldu?” diye sorarsa; kimlerin arşivlerinde neler olduğunu görebilirler!

Haa! Bu aralar cesûr(!) Dolma Kalemler, arşivlerini silmekle meşguller!

Bu yüzden arşivlere ulaşamayanlara Yeni Mesaj Gazetesi’nin herkese açık olan arşivine müracaatlarını öneririm.

Başladığım yere dönersem; AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ Bey’in aramaları ile güne FETÖ ile başladım, maalesef!

Trafikte seyir halinde olduklarını ve tekrar arayacaklarını söylediler. Ararlarsa elbette Yeni Mesaj’ın siz kadirşinas okurları ile ve kamuoyu ile tekrar paylaşacağım.

AKP’nin kurucu iradesi ve kurmayları, bizi ve bendenizi hariçten gazel okuyan saysalar da, biliyorum ki ehîl bir gazelhânım ve benim gazelim, işiten herkes tarafından dinlenir.

Çünkü;

“OLAMAZ TÜRK’E BAŞ, TÜRK’ÜM DEMEYEN” Benim değişmez şiârımdır vesselâm...

Selâm, sevgi, duâ..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.