…(dünden devam)

Şimdi biraz da maddi hazırlık yapalım. Cuma için maddi hazırlık deyince aklımıza, İslam dininin temeli, olmazsa olmazı olan temizlik gelir. İşe bazı âlimlerin Cuma için farzdır dediği boy abdestinden başlayalım. Gerek Cuma ve gerekse diğer günlerimiz için boy abdesti, temizliğin temelini oluşturur. Çok zamanımızı almayacaktır. Her cuma tırnaklarımızın temizlik bakım ve kesimini yapabiliriz. Bu bize şeytan ve diğer varlıkların yanaşmamasını sağlayacaktır. Diş temizliği eksikliğinden dolayı Müslüman kardeşimize vereceğimiz rahatsızlığın kul hakkı olduğunu unutmayıp gerekli ağız ve diş temizliğini ihmal etmemeliyiz.

Hele hele Cuma günü daha titiz olmalıyız. Çünkü bu konuda günümüz imkanları oldukça çoktur. Bu arada koltuk altı ve avret yerlerimizin temizliğini de unutmamalıyız. Ayrıca iç ve dış kıyafetlerimiz temizlenmiş olup, Cuma için iyi giyiyor olmalıyız. Son olarak güzel kokumuzu sürdük. Artık tertemiz, misler gibi kokuyoruz. İçimiz dışımız pırıl pırıl. Artık Allah’ın evine doğru misafirlik için yönelebiliriz. Ama varana kadar kalben kendimizi hazırlamaya devam ediyoruz.

Cuma günü misafirliğe erken gidiyoruz. Camide yerimizi alıyoruz. Diğer günlerde dostlarımıza misafir olduğumuzda gösterdiğimiz titizliğin çok daha fazlasını bu misafirlikte göstermeye dikkat ediyoruz. Artık Rabbimizin evindeyiz. O’nun kelamından başka söz söylemiyor ve de duymuyoruz. Söylenmesine ve duyulmasına da vesile olmuyoruz. İmam efendinin okuyacağı hutbe cumanın şartlarındandır. Konuşmadan, konuşanı ikaz etmeden, namazdaymışız gibi sükûnetle dinliyoruz. Çünkü bazı âlimlere göre duaların geri çevrilmediği an, imam efendinin hutbeye çıkıp oturduktan, namazın bitişine kadarki zaman diliminin olduğu andır. Namaz ve tesbihatımız bitti. Ağzı dualılarla duamızı yaptık. İnşallah bizimki de kabul dualarla arşa yükseldi. Şimdi dönelim dünyadaki nasibimize...

Bazen bir liralık der, ekmeği basite indirgeriz. Ne olacak, altı üstü bir ekmek deriz. Oysa ekmek büyük bir nimetin adıdır. Toprağa tohum olarak düştükten sonra, altı aylık emek sonucu soframızda yer alır. Bir haftalık yokluğunda tanesine yüz lira veririz. Üstelik katıksız da yemeyiz. Tıpkı ekmek gibi; Cuma’yı da iki rekatlık namaz iki dakikada kılar çıkarız diye tarif etmemeliyiz. Bu tarif Cuma’nın şanına gölge düşürür. Ekmeğin katığıyla lezzete dönüşmesi gibi, Cuma’yı da anlatmaya çalıştığımız gibi bir bütün olarak değerlendirmeye gayret etmeliyiz. O zaman Cuma’nın ne büyük bir nimet olduğunu idrak edeceğiz. Adet yerine gelsin şeklinde değil, aksine cumanın bayram olduğunu unutmadan Allah’ın davetine yakışır şekilde hazırlanmalıyız. Cuma’nın büyüklüğünü, üç hafta ihmal edip gidilmediğinde kalplerin mühürlenmesine sebep olduğundan anlamamız mümkündür. Peygamber Efendimizin bu hadisine dayanarak, Cuma’yı terk etmek, dini riske atmaktır diyebiliriz.

Rabbim bizleri Cuma’nın kadr-i kıymetini bilen ve nimetinden faydalanan kullarından eylesin.

Bayramınız mübarek olsun.

Nice Cumalara hayırlısıyla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100