Darbelere engel olmak isteyen bir iktidarın yapması gereken olmazsa olmaz üç tane kural vardır. Eğer bu şartlar oluşturulmazsa darbeler kaçınılmazdır.
1- Ekonomiyi düzeltmek
2- Etnik meseleleri çözmek
3- Mezhepsel kavgaları önlemek
FETÖ hangi zeminden faydalanarak serpilip büyüdü ve darbe yapacak noktaya geldi? Fikri altyapısı nereden beslendi? Öncelikle bu sorulara cevap vermek lazımdır.
FETÖ, 12 Eylül darbesinden sonra oldukça güçlendi. ABD’nin ambargoları altında ezilen devlet ve halk ekonomisi yüzünden FETÖ aradığı fırsatı buldu.  Anadolu’dan gelen öğrencilerin barınma ve iaşe sorunlarını çözerek işe başladılar. Böylece ağlarına kolaylıkla düşürdükleri gençleri yönlendirdiler. Hâlbuki devlet eğitim gören gençlerin problemlerini çözebilseydi kimse FETÖ’nün semtine uğramayacaktı. Gençler tamamen fakirlikten ve yokluktan dolayı mecburen sevmedikleri halde onların yurtlarına gidiyorlardı. Sadece bir öğün yemek için onlara yaranmaya çalışan üniversite öğrencileri vardı. İşte FETÖ’nün ana omurgasını oluşturan bu gençler Said Nursi’nin öğretisiyle yetiştirildi.  Masumene bir öğrenci hareketi kisvesi altında gerçekte başta ABD olmak üzere koca bir Batı bloğu vardı. 
Ekonomideki problemler orta ölçek esnafları da FETÖ’nün kucağına iten en önemli sebepti. Sermaye darlığı yaşayan veya dışa açılmaya çalışan firmalar soluğu FETÖ’nün yanında alıyordu. İhracat için Afrika ve Asya pazarlarına hâkim olan FETÖ, esnaf ve iş âleminde söz sahibi oldu. FETÖ, piyasayı fonlayarak ve kurduğu uluslararası ticari ilişkilerle çevresindeki işadamlarını yönlendirerek inanılmaz avantajlar sağladı.
Dikkat çeken bir başka iddia da FETÖ elebaşının darbenin başarılması halinde Humeyni’nin Tahran’da karşılanması gibi bir şovla İstanbul’a geleceğiyle ilgiliydi. ABD, FETÖ liderine acaba nasıl bir rol biçmişti? ABD, Şii-Sünni savaşı projesini hayata geçirmeye can atıyor. FETÖ’ye milyarlarca dolar yatırım yapan ABD, onu teslim etmemek için bin dereden su getiriyor. Demek ki çok önemli bir hesap var ortada. Bu hesap, planlanan Şii-Sünni savaşıyla ilgilidir. FETÖ’yü iktidar etmeyi planlayan ABD, bundan sonraki adımda Şii-Sünni savaşında bu cephenin öncülüğünü FETÖ’ye havale edecekti. Çünkü böyle bir savaşın tahakkuk edebilmesi için bir Sünni cephe ve bir adet Sünni halifeye ihtiyaç vardı. İşte FETÖ’ye biçilen misyon budur. Tam da ABD ve İsrail’in istediği bir halife profili.
İşte görüldüğü gibi ekonomik krizler, mezhepsel ayrılıklar darbenin ana zeminini oluşturuyor. Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli’yle beraber başta sınavsız üniversite olmak üzere gençlerin barınma, burs gibi ihtiyaçları devlet tarafından tamamen bedelsiz karşılanıyor. Esnafa ve işadamlarına proje mukabili faizsiz krediler verildiği takdirde FETÖ benzeri yapıların önü tamamen kesilmiş oluyor.
Ehl-i Beyt anlayışının bir gereği olarak Sünni, Şii, Alevi, Bektaşi kardeşliği doya doya yaşanacağından böyle bir çatışmanın düşünsel planda akim kalmasından ötürü Batı’nın planları tamamen suya düşecektir. Prof. Dr. Haydar Baş’ın gündeme getirdiği ve tarif ettiği bu kardeşlik hayata geçtiğinde darbeler zeminlerini ve imkânlarını tamamen kaybedeceklerdir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100