Milletimizin önemli bir kesimi nerede yapıldığını, hangi mühendislerin yaptığını, motor gücünü, diğer aksamlarını vs. ne olduğunu bilmiyordu ama 7 yıldır yerli uçağımızın göklerde olduğuna inanıyordu.
Neden inanıyordu?
2011 yılında Türkiye'nin bütün illerindeki billboardlarda dönemin Başbakanı Erdoğan'ın fotoğrafının yanında, "Yerli uçağımız göklerde" yazılı afişlerle donatılmıştı.
Kimse göklerdeki yerli uçağımızı görememişti ama illaki iner de görürüz diye umutlu bekleyiş devam ediyordu. Aradan 4 yıl geçti. Uçağımızı gördük ama ne havada, ne de havalimanında. Yerli uçağımız bu sefer Ahmet Davutoğlu fotoğraflarıyla birlikte 2015'te yine billboardlardaydı.
Kağıt üzerinde de olsa umudumuzu kaybetmedik. Sabırlı bekleyişe devam ettik.
Tabi bu arada hem cumhurbaşkanlığına, hem THY'ye milyarlarca dolarlık uçak siparişleri veriliyor ve alınıyordu. Tabi kimse, 'yerli uçağımız yakında bitiyor, neden yabancıdan uçak alıyorsunuz' diye sormuyordu da!
Hatta o günlerde yerli uydu yaptık, attık, yerli uçak gemisi yapıyoruz, tanklarımız yüzde yüz yerliydi gibi tarım ve hayvancılık dışında her şeyi yerli ve milli yapılıyor gibi bir hava esiyordu.
Hatta e-devletin soy ağacı uygulamasına girme gereği duymayan malumunuz dinci bir gazete-yazar var (daha önce Ermeni veya Rum soyundan olduğunu açıklamıştı). İşte o ışıktan hızlı füze yaptığımız, sırrını bile açıklamıştı.
Artık karşımızda kimse duramazdı. Işık hızında füzelerimiz, yerli uçaklarımız, uzayda uydularımız vardı. ABD kim oluyor, Rusya, Çin kim olur, havasına girmiş, gerçekleri anlatmaya çalışanları provokatörlük, ajanlık, teröristlikle suçlar olmuştu.
Tabi bu hava ile genel ve yerel seçimler kazanılmış, referandumdan istenilen sonuçlar alınmıştı.
Ama uçağımız hala göklerden bir türlü yere inmiyordu. O da ne? Bir gece ansızın öğrendik ki, yerli ve milli uçağımız inmiş. Ama havalimanına değil, rafa. Evet, yerli uçak projemiz rafa kaldırılmış, çalışanların işine son verilmiş.
Üzüldüm!
Bu millet, emperyalistlere karşı büyük bir savaş vermiş. Madde olarak çok şeyini kaybetmiş ama maneviyatını koruyarak Atatürk önderliğinde sıfırdan bir devlet kurmuş.
O Atatürk eldeki bütün imkânsızlıklara, teknoloji eksikliğine rağmen o yıllarda yerli ve milli uçağımızı üretecek fabrikayı kurmuş ve 4 yıl içerisinde uçağımız göklere yükselmiş ve ihraç da etmiştik.
Günümüz şartlarında ise bunu başaramadık. Neden başaramıyoruz sorusunun yanında milleti hayale yönlendirenlerin de sorgulanması gerekir diye düşünüyorum.
Bir başka üzücü durum ise Altay tankımızın sadece isminin yerli olmasını öğrenmem oldu. Yıllardır yerli tankımızı üretiyoruz, diyen AKP'nin son başbakanı Sayın Binali Yıldırım bu tankın yerli olmadığını açıkladı.
Sayın Yıldırım, Altay tankı için; "Önemli aksamlar Almanya'dan geliyor. Daha basit parçalar Türkiye'de yapılıyor" dedi.
Yarın hayal kırıklılığı yaşamamanız için birkaç bilgi vereyim. Biz yaptık, yüzde yüz yerli, biz fırlattık denilen uydularımız var ya! İşte onları biz yapmadık, biz fırlatmadık sadece parasını verdik.
Türksat 3A uydusunu Fransızlar yaptı, Fransızlar fırlattı.
Türksat 4A uydusunu Japonlar yaptı, Kazakistan fırlattı.
Türksat 4B uydusunu Japonlar yaptı, Kazakistan fırlattı.
Göktürk 1 uydusunu İtalyan-Fransız firmaları yapacaktı. Fırlatılıp, fırlatılmadığını bilmiyorum.
Göktürk 2 uydusunda İngiliz, Güney Kore, ABD, Almanya İsrail sistemleri var. Testlerini Fransızlar yaptı. Fırlatma işlemini ise Çin.
Şimdilerde ise Sayın Erdoğan, 'insansız tank üreteceğiz' müjdesini verdi. Umarım dediklerini yaparlar.
Neden inanıyordu?
2011 yılında Türkiye'nin bütün illerindeki billboardlarda dönemin Başbakanı Erdoğan'ın fotoğrafının yanında, "Yerli uçağımız göklerde" yazılı afişlerle donatılmıştı.
Kimse göklerdeki yerli uçağımızı görememişti ama illaki iner de görürüz diye umutlu bekleyiş devam ediyordu. Aradan 4 yıl geçti. Uçağımızı gördük ama ne havada, ne de havalimanında. Yerli uçağımız bu sefer Ahmet Davutoğlu fotoğraflarıyla birlikte 2015'te yine billboardlardaydı.
Kağıt üzerinde de olsa umudumuzu kaybetmedik. Sabırlı bekleyişe devam ettik.
Tabi bu arada hem cumhurbaşkanlığına, hem THY'ye milyarlarca dolarlık uçak siparişleri veriliyor ve alınıyordu. Tabi kimse, 'yerli uçağımız yakında bitiyor, neden yabancıdan uçak alıyorsunuz' diye sormuyordu da!
Hatta o günlerde yerli uydu yaptık, attık, yerli uçak gemisi yapıyoruz, tanklarımız yüzde yüz yerliydi gibi tarım ve hayvancılık dışında her şeyi yerli ve milli yapılıyor gibi bir hava esiyordu.
Hatta e-devletin soy ağacı uygulamasına girme gereği duymayan malumunuz dinci bir gazete-yazar var (daha önce Ermeni veya Rum soyundan olduğunu açıklamıştı). İşte o ışıktan hızlı füze yaptığımız, sırrını bile açıklamıştı.
Artık karşımızda kimse duramazdı. Işık hızında füzelerimiz, yerli uçaklarımız, uzayda uydularımız vardı. ABD kim oluyor, Rusya, Çin kim olur, havasına girmiş, gerçekleri anlatmaya çalışanları provokatörlük, ajanlık, teröristlikle suçlar olmuştu.
Tabi bu hava ile genel ve yerel seçimler kazanılmış, referandumdan istenilen sonuçlar alınmıştı.
Ama uçağımız hala göklerden bir türlü yere inmiyordu. O da ne? Bir gece ansızın öğrendik ki, yerli ve milli uçağımız inmiş. Ama havalimanına değil, rafa. Evet, yerli uçak projemiz rafa kaldırılmış, çalışanların işine son verilmiş.
Üzüldüm!
Bu millet, emperyalistlere karşı büyük bir savaş vermiş. Madde olarak çok şeyini kaybetmiş ama maneviyatını koruyarak Atatürk önderliğinde sıfırdan bir devlet kurmuş.
O Atatürk eldeki bütün imkânsızlıklara, teknoloji eksikliğine rağmen o yıllarda yerli ve milli uçağımızı üretecek fabrikayı kurmuş ve 4 yıl içerisinde uçağımız göklere yükselmiş ve ihraç da etmiştik.
Günümüz şartlarında ise bunu başaramadık. Neden başaramıyoruz sorusunun yanında milleti hayale yönlendirenlerin de sorgulanması gerekir diye düşünüyorum.
Bir başka üzücü durum ise Altay tankımızın sadece isminin yerli olmasını öğrenmem oldu. Yıllardır yerli tankımızı üretiyoruz, diyen AKP'nin son başbakanı Sayın Binali Yıldırım bu tankın yerli olmadığını açıkladı.
Sayın Yıldırım, Altay tankı için; "Önemli aksamlar Almanya'dan geliyor. Daha basit parçalar Türkiye'de yapılıyor" dedi.
Yarın hayal kırıklılığı yaşamamanız için birkaç bilgi vereyim. Biz yaptık, yüzde yüz yerli, biz fırlattık denilen uydularımız var ya! İşte onları biz yapmadık, biz fırlatmadık sadece parasını verdik.
Türksat 3A uydusunu Fransızlar yaptı, Fransızlar fırlattı.
Türksat 4A uydusunu Japonlar yaptı, Kazakistan fırlattı.
Türksat 4B uydusunu Japonlar yaptı, Kazakistan fırlattı.
Göktürk 1 uydusunu İtalyan-Fransız firmaları yapacaktı. Fırlatılıp, fırlatılmadığını bilmiyorum.
Göktürk 2 uydusunda İngiliz, Güney Kore, ABD, Almanya İsrail sistemleri var. Testlerini Fransızlar yaptı. Fırlatma işlemini ise Çin.
Şimdilerde ise Sayın Erdoğan, 'insansız tank üreteceğiz' müjdesini verdi. Umarım dediklerini yaparlar.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Türkiye'de ne var ne yok, diye soracak olursanız! / 03.04.2026
- Bu savaşın öğrettikleri / 02.04.2026
- Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün? / 01.04.2026
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- Bu savaşın öğrettikleri / 02.04.2026
- Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün? / 01.04.2026
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026


























































