Osmanlı’nın, medeniyetimize ve İslam’a dönük en ağır tahrifatı, Kur’an ve Sünnet’in apaçık ve muhkem naslarını ortadan kaldırarak kardeş katlini pervasızca uygulaması ve siyaseten katli yasalaştırmasıdır, devlet geleneğine dönüştürmesidir.
Saltanat uğruna sürdürülen bu devlet geleneği, Muaviye ve oğlu Yezid’in batıl siyasetinin taklit edilmesi, Ortaçağ Hristiyan engizisyonuna İslam kisvesi giydirilmesidir.
Yüce Allah’ın bu husustaki hükmü nettir:
“Kim bir mümini taammüden öldürürse, onun cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır” (Nisa Suresi, 93).
“Kim, bir insanı, bir kişiyi katletmesine karşılık veya yeryüzünde çıkardığı bir fesada mukabil olmaksızın öldürürse; o sanki bütün insanları öldürmüştür” (Maide Suresi, 32).
Bu ayetlerin hükmü, mutlak, muhkem ve sarihtir; hiç kimseye yorum ve ictihad imkanı
tanımaz.
Hiç kimse de, Yüce Allah’ın “ebedi cehennemlik” diye tescilleyip lanetlediği bu cinayetlerin faillerine ve katillere, “cennetmekân” diyemez; derse, Allah’ı ve Kur’an’ın ahkamını inkâr etmiş olur. Küfrü boylar.
İslam hukukunda, adam öldürme yasağı, asla sakıt olmayan, işlenmesine hiçbir şekilde cevaz bulunmayan yasaklardandır (Âtıf bey, Mecelle Şerhi, s. 28, İstanbul 1327).
Mutlak yasaktır; zaruretler, bu hayatın ifnasını (sonlandırılmasını) mübah kılmaz (İbn Nüceym, el-Eşbah ve’n-Nezair, s. 95, Dımeşk, 1983).
Sırf tevehhüm üzerine hiçbir ferdin katli ve ifnası caiz değildir. Hele masum küçükler için böyle bir fetva asla verilemez (Ali Himmet Berki, İstanbul’un Fethinin 500. Yıldönümünde Sultan Mehmet ve Adalet hayatı, s. 146).
Bu bağlamda tüm ezberleri bozarak ve uydurulmuş tarihi adeta yeniden yazarak bütün bu gerçekleri Türk milletine yeniden anlatan, belleten ve istikamet üzere tutan Prof. Dr. Haydar Baş’a ne kadar teşekkür etsek azdır.
Fatih Sultan Mehmet, yukarıda zikrettiğimiz değişmez ilahi ahkamı ve insani gerçekleri, memedeki 2 yaşında kardeşi Ahmed’i ve amcası Orhan’ı katlederek sadece ortadan kaldırmakla kalmamış; yaptığı kanunnâme ile, Allah’ın ahkamını kendisinden sonra topyekun ortadan kaldıran bir küfür çığırı açmıştır… 
“Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı âlem içün katl etmek münasibdir… Anınla âmil olalar” hükmünü yasalaştırmıştır (A. Akgündüz, Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, c. 1, s. 328).
İlahî ve hukuki hakikatlere rağmen Osmanlı tahtı, asırlar boyunca kardeş kanı üzerinde yüzdürülmüştür.
İşte nizam-ı âlem ve tahtı koruma uğruna evladını yahut yakınlarını katleden padişah ve katlettikleri kimseler:
I. Murad: Savcı (oğlu), İbrahim ve Halil
(kardeşleri).
I. Bayezid: Yakub (kardeşi).
II. Murad: Mustafa (amcası), Mustafa (kardeşi).
Fatih Sultan Mehmet: Ahmed (iki yaşında kardeşi), Orhan (amcası).
II. Bayezid: Oğuzhan (Yeğeni).
Yavuz Sultan Selim: II. Bayezid (babası), Korkut ve Ahmed (kardeşleri), Mehmed, Musa, Orhan, Emir, Osman, Mustafa, Osman ve Kasım (yeğenleri). 
Kanunî Sultan Süleyman: Mustafa ve Bayezid (oğulları), Orhan, Mehmed, Osman, Abdullah, Mahmud, Murad (torunları), Murad (yeğeni), Cem (yeğeninin oğlu).
III. Murad: Abdullah, Cihangir, Mustafa, Osman ve Süleyman (kardeşleri).
III. Mehmed: Mahmud (oğlu), Mustafa, Osman, Bayezid, Selim, Cihangir, Abdullah, Abdurrahman, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemşah, Yusuf, Hüseyin, Korkut, Ali, İshak, Ömer, Alaaddin, Davud (kardeşleri).
II. Osman: Mehmed (kardeşi).
IV. Murad: Bayezid, Süleyman, Kasım
(kardeşleri).
III. Osman: Mehmed (yeğeninin oğlu) (Bkz. Mehmet Akman, Osmanlı Hukukunda Kardeş Katli Meselesi, s. 23 vd., Doktora Tezi, Marmara Unv. Sosyal Bil. Ens., İstanbul, 1995; Dr. Ahmet Mumcu, Osmanlı’da Siyaseten Katl, s. 34 vd, Ankara Unv. Hukuk Fak. Yay., 1963).
Tarihçi Alderson, yukarıda saydıklarımıza ek olarak daha birçok kardeş katli vakalarını nakletmektedir (A. D. Alderson, The Structure of The Ottoman Dynasty, 1982, 2. Baskı).
Kardeş ve siyaseten katl olaylarının detayına baktığımızda; katledilenlerin birçoğunun yeni doğmuş sabî ve beşikteki masumlar oldukları, İslam hukukundaki bağy (isyan) suçuna çeşitli yorumlarla sokulabilecek sadece yedi vak’a olduğu görülecektir.
Hiç kimse, saltanat uğruna sergilenen böylesi bir seri vahşete ve mezalime sarık sararak yahut kırmızı fes takarak, İslam diye yutturamaz. Kardeş kanı üstünde yüzen saltanat tahtını, cennet tahtı diye yutturamaz. 
Şeytanın hiçbir avukatı, böylesi bir vahşi saltanata İslam külahı giydirerek, Gazi M. Kemal Atatürk’ün ilan ettiği onurlu Cumhuriyetle ve kurduğu devletle Türk milletini karşı karşıya getiremez. Zira Prof. Dr. Baş ile artık oyunlar ve ezberler bozulmuştur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet 2017-08-24 20:24:28

Osmanlı bir aileydi. Biz Osmanlı değil Türküz. Devletin adı Osmanoğulları değil de Şemsioğulları olsaydı hepimiz Şemsi mi olacaktık? Bu çok gülünç ve de saçma...

Avatar
Pusat 2017-08-24 20:25:41

Şaşaa ile tanıtılan saygıda kusuru adeta günah boyutunda taze beyinlere formatlarında kraldan fazla kralıdır büyük vebal altındadır. Kardeş katleden, yiyenin öldüren, taht için baş kesenleri kutsayanlar şeytana uşaklık edenlerdir. Yazık tarih bilinci yaratalım derken dimağlarımızı yalan yumağıyla örmüşlerdir.

banner100