Hatay?ın Kırıkhan ilçesinde havuç üreticileri isyan etti. Türkiye?nin her yerinde yıllardır karşılaşılan bildik manzaralar yaşandı.
Kendi kendine yeten yedi tarım ülkesinden biri olarak ders kitaplarımızda okutulan Türkiye, bugün en temel tarım ürünlerini dahi ithal eder noktadadır.
Geçmiş senelerde uygulanan kotaların yanında tarıma yapılan devlet desteğinin azaltılması, üretim maliyetlerinin çok yüksek olması buna karşılık pazarda istenilen fiyata alıcı bulamaması tarımda yaşanan gerilemenin sebepleri arasında.
Türk çiftçisi çayını yakıyor, karpuzunu dereye döküyor, fındığını dalında bırakıyor, kendi kendine hükümete tepki veriyor. Karşısında muhatap bulamadığı gibi aslında derdini takan da yok.
Çünkü bu hükümet hiçbir zaman çiftçiyi destekleyeceğini söylemedi. Onların ürününü AB ülkelerindeki gibi sübvanse edeceğini veya pazar bulacağını garanti etmedi. Çiftçiye ve ürününe hiçbir sıkıntısında sahip çıkmadığı gibi, geçirilen sel veya don olaylarında da onun yanında yer almadı.
Kendileri hakkında tek bir projeye sahip olmayan daha doğrusu tarım veya çiftçi gibi bir gündemi olmayan hükümete bu tepki çok yersiz.
Girmeye çabaladığımız AB ülkelerinde, 2006 yılında AB bütçesi 111,9 milyar dolar iken bunun yüzde 50,3?ü yani 56,3 milyar euro tarıma ayrılmıştır.
ABD?de ise tarıma ayrılan bütçe 2006 yılında 95 milyar 712 milyon dolardır.
Türkiye de ise IMF talepleri doğrultusunda devamlı kotalar ve kısıtlamalar getirilmektedir.
AB talimatları doğrultusunda hazırlanan 2013 stratejik kalkınma çerçevesinde 10 milyona yakın kişinin tarım sahasından çıkarılması hedeflenmektedir.
Demek ki, hükümetin Türk tarımını getirdiği nokta AB?nin isteğidir? Kendisi tarımı desteklerken, Türkiye deki tarımı bitirerek kendisine büyük bir pazar açmanın hesabındadır. Bunda da büyük ölçüde başarılı olmuştur.
Türkiye?de, destekleme ?hububat, şeker pancarı, tütün ve çay? ile sınırlandırılırken; tarım satış kooperatiflerine verilen hazine yardımı tamamen kaldırılmıştır.
Bu şartlarda tarımla uğraşmayı bırakan çiftçilerimiz topraklarını ?işe yaramıyor? gerekçesiyle ?yabancılara? ederinin altında meblağlarla satmaktadırlar.
Burada da ciddi bir oyun vardır. Türk çiftçisi toprağını terk ederken, ederinin altında değerlerle yabancılara gözü kapalı vermektedir. Bu elimizle topraklarımızın istilasına yardım etmekten başka bir şey değildir.
Ancak Türk çiftçisi kendi eliyle attığı oyun karşılığını gördüğünü unutmamalıdır.
Ben burada sözü kurulduğu günden itibaren ayakları yere basan ve dosyalar dolusu proje ile halkın karşısında seçim meydanlarında ona sahip çıkan bir partiye bırakmak istiyorum.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Prof. Dr. Haydar Baş?ın Milli Ekonomi Modeli?nde yer alan tarıma yönelik projelerini parti programı olarak kabul etmiştir.
İşte BTP?nin tarım reformu:
1- Tahditler kaldırılacaktır.
2- Devlete ait topraklar uzun vadeli, sembolik ücretler karşılığında kiraya verilecektir
3- Ürün fiyatları çiftçiler tarafından üretici kooperatif üzerinden belirlenecektir. Hem devlet desteğini hem de iç piyasa fiyatını beraber alacaktır.
4- Devlet üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50?sine en az 6 ay evvelinden avans verecektir.
5- İthal ürünlere karşılık yerli üreticinin korunması devlet garantisinde olacak.
6- Tarım için gerekli olan finansman elde edilen üretim karşılığı senyoraj geliri ile karşılanacaktır.
7- Devlet tarıma bağlı sanayi üzerine yatırım yapmak isteyen girişimcilere, ?proje mukabili sıfır faizli krediler? ve ?gerekirse geri ödemesi üretim veya ürün? olacak türden kredi verecektir.
8- Devlet ürünlere pazar garantisi verecektir,
9- Ekolojik tarım teşvik edilecektir.
10- Gübre ve tarım ilaçları konusunda yatırımlar teşvik edilecektir.
11-Çiftçiye emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlanacaktır.
12- Çiftçilerin kendi branşlarında eğitimi sağlanacaktır.
İşte Türk tarımın hak ettiği yere taşıyacak; çiftçiyi ve mahsulünü tarladan pazara koruyacak proje.
Türk çiftçisi önüne konan bu dev yatırımı elinin tersi ile itmiştir.
Kendine hiçbir vaatte bulunmayanı iktidar ederek yaşadığı akıbeti kendi hazırlamıştır. Onun için şimdi ürününü çöpe dökmek, yakmak veya ağlamak para etmemektedir.
Keşke onu düşünen Bağımsız Türkiye Partisi kadrolarını iktidar ederek tarım reformu yapma imkânı tanımış olsalardı.
Eminim ki, bugünkü gibi ağlamayacak, yüzleri gülecek cepleri para görecekti?

 

 

~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121