İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) İstanbul’da gerçekleştirdiği Kudüs konulu olağanüstü zirvede bir araya gelen ve ortak sonuç bildirgesinde “Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir” ilan ederek Kudüs’ün bölünmesini resmen kabul eden İslam ülkeleri tarihi bir yanlışa imza atmış oldular. Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünkü yazısında ifade ettiği gibi, “Bize göre, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bu toplantısı tam bir fiyaskodur. Kudüs en büyük darbeyi İslam dünyasının içinden almıştır.”
Bu zirvede dikkat çekilmesi gereken diğer konu da, Kudüs bahanesiyle dinlerarası diyalog faaliyeti yapılmasıydı. Konuşan liderler sık sık Kudüs’ün Muslümanların, Hıristiyanların ve Yahudilerin ortak değeri olduğunu vurguladılar.
İçinde ilk kıblemiz bulunan Kudüs İslam’ındır, Müslümanlarındır diyemediler ve “Doğu Kudüs Filistin’in başkenti” diye ilan ederek, esasen Kudüs’ün hem Batı’sını hem de Doğu’sunu İsrail’e teslim etmiş oldular. Nasıl mı? Çünkü İslam ülkeleri liderlerinin “Doğu Kudüs” dediği bir atmosferde, İsrail “tüm Kudüs” diyor ve dün bu İslam ülkeleri “Kudüs Filistin’in başkentidir” diyorlardı. Gelinen noktada Kudüs’ü parçalayarak batısının İsrail’in olduğuna ikna olanlar, doğusunu vermekten geri durmayacaklardır. Gidişat bunu gösteriyor.
Taviz tavizi doğurur ve konu ABD ve İsrail olunca İslam ülkeleri taviz vermede maalesef birbiriyle yarışıyorlar.
Şimdi dilerseniz liderlerin diyalog kokan ifadelerine yer verelim.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas konuşmasında, “Kudüs hem Müslümanların hem Hıristiyanların yaşam mekanı olarak kalacaktır. Yahudilerin meşruiyetleri var, bizim de var. İsrail’in yönetimi var, nüfusu var ama sınırları yok. Sınırları olmayan İsrail nasıl devlet olarak tanınıyor?” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Baş, “İslam dünyasının imanının ispatı” başlıklı yazısında şu gerçekleri belirtmektedir:
“Yahudi inancı ile Hıristiyan itikadı, Kudüs konusunda bileşirler. Zira Hıristiyanlara göre Mesih’in yeryüzüne ineceği yer Kudüs topraklarıdır. Bu sebeple, her Hıristiyan’ın Yahudilere hizmeti itikadî bir zorunluluktur. Yahudiler ise, Süleyman Mabedi’ni inşa için çalışmaktadır ki Büyük İsrail Devleti kurulabilsin. Yine, Mescid-i Aksa yıkılmalı ve yerine Süleyman Mabedi inşa edilmelidir ki, Mesih yeryüzüne inebilsin… Trump’ın bastığı düğme Ortadoğu’da kaynak ve yerleşim savaşları olarak başlayan savaşı ‘dinler savaşı’na dönüştürmüştür.” 
Gördüğünüz gibi, İsrail ve ABD Kudüs konusuna inanç merkezli bakmaktadır. Ve bu bakışa göre Kudüs’ün ne doğusunda ne de batısında Müslüman’a hayat hakkı yoktur.
Abbas’ın ifadeleriyle Kudüs ve Mescid-i Aksa politikası şekillenir ve İslam ülkeleri de bu çerçevede karar verirlerse ki aynen böyle yapıyorlar, sonuç her zaman Sayın Baş’ın dediği gibi fiyasko olacaktır. Abbas’ın sözlerinde geçen dinlerarası diyalog mantığı, İslam dünyasını, Haçlı Batı ve işgalci İsrail barış ile oyalarken, İsrail her gün amacına bir adım daha atmaktadır. Bakın Abbas başka neler diyor: “ABD’nin tek taraflı aldığı bu kararın geçersiz olduğunu ifade ediyoruz. Bizler barış içinde çalışırken, bir anda bize yüzyılın tokatını vurdular. Yapılan uluslararası hukukun ihlalidir.”
Halbuki Filistinlilere ve İslam dünyasına Kudüs merkezli tokat bir anda atılmadı, asırlardır atılıyor. Ve diyalog çalışmalarının uyuşturucu etkisiyle Abbas gibiler daha yeni hissediyorlar herhalde… Bu derin uykuyla başarılı olabilmek hiç mümkün mü?
Abbas’ın sözlerinde diyalog kokusu devam ediyor: “Kudüs’ün kırmızıçizgi olma konusunda Hristiyanlar da aynen bizim gibi düşünüyor. Bizler ve Hristiyanlar aynı gemide yer almaktayız.” Sayın Abbas! Hıristiyanların ya da Yahudilerin Kudüs konusunda bizim gibi düşünmedikleri kesin, eğer sizler onlarla aynı gemideyseniz, vay İslam dünyasının haline…
İİT dönem başkanı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında da maalesef diyalog kokuları vardı: “Amerika’nın bu hukuksuz kararına sadece Kudüs’ü işgal altında tutan İsrail destek vermiştir. Bu gayri meşru kararı kabul etmeyen tüm ülkelere teşekkür ediyoruz. Sayın Papa dahil olmak üzere şu ana kadar yaptığım tüm görüşmelerde Kudüs ile ilgili bu kararlı duruş teyit edilmiştir.”
İslam’ın kutsal mekanı konusunda Papa ile istişare ediliyor ve ona teşekkür ediliyor: “Kudüs’ün tüm inançlar için taşıdığı öneme saygı duyan Sayın Papa’ya, adil bir barış için gayret eden aklıselim sahibi Musevilere, tahkir edilseler de muhkem duruşlarından taviz vermeyen herkese teşekkür ediyorum. Bölgemizde ve Kudüs’te barış ancak her kesimden, her milletten, her inançtan ahlaklı dürüst ve adil insanların çabasıyla sağlanacaktır.”
Adamlar İslam’ın üç kutsal merkezinden birisi olan Kudüs’ü işgal edip başkent ilan ediyorlar, bizler hala hoşgörüden, diyalogdan, barıştan, kardeşlikten bahsediyoruz. Üstelik bir Vatikan projesi olan dinlerarası diyalogun yıkıcı etkilerini FETÖ darbe girişimiyle ülkemizde pratik olarak yaşamış olmamıza rağmen…
Sen diyalog, barış diye elini uzatıyorsun, adamlar Irak’ı, Afganistan’ı, Libya’yı, Yemen’i yerle bir ediyorlar; sen dostça masada çözelim diyorsaun, adamlar sahada Filistinli Müslümanların kollarını bacaklarını kırıyorlar, üzerlerine bomba yağdırıyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Zirve fiyaskodur” başlıklı yazısındaki tespitleriyle bitirelim:
“Papa’dan medet umulan, Hıristiyan devlet adamlarının fikri sorulan bu mevzu, Arap dünyasının esasen İslami ruhu yitirdiğinin ispatıdır. Zirvede açıkça ve resmen dinlerarası diyalog hayata geçirilmiş, kimsenin de sesi çıkmamıştır. Sanki Mescid-i Aksa, Müslümanların, Yahudilerin ve Hıristiyanların ortak değeri gibi konunun ele alınışı tam bir iflastır…  İsrail ve Hıristiyan Batı için bugün Kudüs mevzuu, itikadî bir mesele yani din savaşı olarak görüldüğü için işi bu noktaya kadar getirebilmişlerdir. İçinden geçtiğimiz günler, İ’lâ-i Kelimetullah’ı hayata geçirecek bir liderin başa geçmesinin şart olduğunu göstermektedir.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner129

banner132