Ahir zaman, her taraf fitne, fesat ve günah çukuru. Ameli zafiyetler insanı itikadi zafiyetlere götürüyor. İman muhafazası zorlaştı. Hayat adeta günaha, küfre çağırıyor bizleri. 
Ne yapacağız? 
“Kul, hiçbir şart ve hiçbir halde Rabbinin mağfiret eşiğinden ayrılmamalıdır. Ne affedilmişliğin getireceği şımarıklık ve gevşeklik, ne de bağışlanma ümidinin yokluğuyla gelecek olan küskünlük ve Hakk’a(c.c) dargınlık, çıkış yolu değildir, çıkmaz sokaktır. Bu sebeple kul tövbeye sarılmalı ve her dem Rabbinin rahmet kapısını güzel amellerle, rahmeti celb edecek samimi ve ihlâslı gayretlerle çalmalıdır. Asla ümidini yitirmemelidir. Zira ancak kâfir olan Hak’tan ümidini keser…” (Prof. Dr. Haydar Baş İslam ve Hz. Mevlana sh:275)
“Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Nur suresi 31)
“Şüphesiz ki Allah, tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.” (Bakara suresi 222)
Ne yapacakmışız? Tövbe edecekmişiz. Şımarıklık etmeden, küsmeden, ümitsizliğe kapılmadan her daim bir ümit ve gayret içerisinde O’ndan amellerimizle, dilimizle, halimizle af dileyeceğiz. 
Arifi billâh kimseler diyorlar ki; “Kim tövbe makamını sağlamlaştırırsa, Hak Teâlâ hazretleri de onu, amellerdeki diğer şüpheli şeylerden muhafaza eder.”                                       
Tövbe tertemiz olmaktır. Bu müjdeyi Peygamber Efendimiz vermiştir; “Günahtan tövbe eden kimse, günahı olmayan kimse gibidir.”   
Bizleri girdaba düştüğü, mahiyetini anlayamadığı nokta ise nasıl tövbe edilir ve hangi tövbe kabul edilir, noktasıdır. 
İmam Gazali bu noktada ayet ve hadisler ışığında şöyle der; 
“Tövbenin tam olması ve Yüce Allah’ın beğenmesi için şu hususlara dikkat edilmelidir; 
İlk önce, günah olan fiile bir daha dönmemek üzere onu terk etmelidir
Sonra, o günahtan söz etmeyi terk etmelidir
Sonra, o günahı konuşanı dinlemeyi terk etmelidir
Sonra, onu düşünmeyi terletmelidir
Sonra, tövbe hususundaki noksanlıkları terk etmelidir
Daha sonra da tövbenin, Allah rızasından başka türlü olmasını terk etmelidir.”
İmam Gazali Hazretleri tövbenin mana yönüne de dikkat çekerek şunları ifade ediyor;
“Mana yönünden tövbe üç türlü olur;
1-Kul ile Rabbi arasındaki günahtan tövbe. Bu tövbe kul ile Rabbi arasındadır. Yapılan günahlara kalben pişmanlık duymak ve dil ile istiğfar etmekle olur.
2-Kul ile Rabbin taatı arasındaki tövbe. Bu da taatlardaki noksanlıkları gidermekle olur.
3-Kul ile diğer insanlar arasındaki tövbe. Bu da mümkün olan her meşru yolu deneyerek hasmının rızası almakla olur.” (Siracü’t Talibin sh: 107-110)
Abdülkadir Geylani hazretleri der ki;
Tövbekârın, tövbe ettiği dört şeyle bilinir;
1-Dilini, lüzumsuz söz, gıybet, söz gezdirmek ve yalan gibi şeylerden korumak.
2-Hiçbir şeye karşı kalbinde haset ve düşmanlık olmayacak.
3-Tümden kötü arkadaşlardan ayrılmak.
4-Ölüme hazırlıklı olmak.
Dört şey tövbenin makbul olduğunun işaretidir;
1-Kötü arkadaşları bırakmak, daima iyi kişilerle beraber olmak.
2-Tüm taatlara yönelik olmak şartı ile hemen her günahı bırakmak.
3-Kalpten dünya sevgisi gitmeli, oraya ahiret endişesi yerleşmelidir.
4-Allah’ın(c.c) kefil olduğu şeylere karşı kalpte bir endişe olmamalı, varsa ondan kurtulmalı. (Gunyet’üt Talibin sh:435)
“Şüphesiz ki Allah, tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.” (Bakara suresi 222)
Sevgili Peygamberimiz (sav) buyurdu ki;
“Kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir leke oluşur. Eğer tövbe ederse ondan temizlenmiş olur. Eğer tekrar günaha girerse, o leke çoğalır ve nihayet kalbinde büyüdükçe büyür.” (Siracü’t Talibin sh:118)
Rabbim, bizleri tövbe eden ve tövbesi kabul olan kullarından eylesin. (Âmin)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100