14.05.2018 tarihli “Orman kanunları” başlıklı yazıma, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından aşağıdaki cevap gönderildi. Şahsen bu cevap beni tatmin etmedi. Cevabı aynen aktardıktan sonra karşı cevabımı vereceğim…
* * *
“Gazetenizin 14 Mayıs 2018 tarihli sayısında yayınlanan “Orman kanunları” başlıklı yazınızla alakalı aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Yazınızda “5 yıl süreyle ormanların kullanılması izni verildi, yani özelleştirilmeye başlandı” şeklindeki iddianızla alakalı bu husus dikili satış uygulaması olup, ülkemizde dikili ağaç satışları 1996 yılından günümüze kadar uygulanmaktadır.  Bu satışlar ağırlıkla açık artırma yöntemi ile yapılmaktadır. Bu konuda da ahşap sanayiinde faaliyet gösteren bütün gerçek ve tüzel kişiler şartname doğrultusunda ihalelere girip dikili ağaç satışı yaptırabilmektedir. Köşe yazınızda değindiğiniz 5 yıl ifadesi ise üst sınır olarak belirlenen süreyi ifade etmektedir. 
Dikili satışın gayesi, orman ürünlerinin ihtiyaçlar doğrultusunda ve gerekli standartlarda üretilerek kısa sürede ulaştırılması, yüksek maliyetin önlenerek idaremizce yapılan üretim masraflarından tasarruf edilmesidir. Ayrıca bu satış sayesinde ürünlerin satış istif yerlerinde beklemesiyle oluşan çatlama, çürüme gibi değer kaybına neden olan olumsuzlukların ortadan kaldırılması da hedeflenmektedir.
Karadeniz’de ilk kez hem de Ocak ayında orman yangını çıktığı iddianız ve değerlendirmenizle alakalı olarak ise 7 Ocak 2017 Cumartesi günü saat 23.15’te Trabzon Çamburnu’nda başlayan orman yangınına ekipler tarafından ilk müdahale saat 23.35’te yapılarak, yangın sabah saat 05.00 itibariyle tamamen söndürülmüştür. 
Örtü yangını ve kısmen tepe yangını olarak gerçekleşen orman yangınında sahada bulunan sarıçamların çoğunluğunun hayati tehlikesi olmadığı tespit edilmiş olup, zarar gören alanda ise aynı yıl içerisinde ağaçlandırma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Karadeniz bölgesinde meydana gelen orman yangınlarının büyük bir bölümü Kasım-Mayıs aylarında meydana gelmektedir. Söz konusu yangının çıktığı gün de hava sıcaklığı 21 derece olarak gerçekleşmiştir. Bu mevsimde çıkan ilk orman yangını ifadenizde gerçeği yansıtmamaktadır.
Anayasamızın 169.maddesinde; “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. ” hükmü yer almaktadır.
Yanan orman alanlarının tarla yapılması, imara ve yerleşime açılması gerek Anayasamızda yer alan hükümler gerekse 6831 Sayılı Orman Kanunu ilgili maddeleri gereğince mümkün değildir. Bakanlığımızca yanan alanların başka bir gaye ile kullanılmasına kesinlikle müsaade edilmemektedir. Orman yangınların zarar gören alanlar yasalarla güvence altına alınmış olup, bu alanlar yılı içerisinde tekrar ormanlaştırılmaktadır.
Gördüğünüz, duyduğunuz, izlediğiniz, okuduğunuz kadarıyla milyarlarca karış orman arazisi ile alakalı mesnetsiz iddiaları dile getirdiğiniz yazınızda, aslında gerek yangınlarla mücadele etmek gayesiyle canını ortaya koyan ekiplerimize, gerekse de yağmur çamur demeden ülke topraklarını fidanlarla buluşturarak orman varlığımızın artırılmasında emek veren teşkilat mensuplarımıza büyük bir haksızlık etmeksiniz. Özellikle son yıllarda yapılan ve devam eden ağaçlandırma çalışmalarıyla ormanlık alanlarımızın artırılması için büyük bir gayret gösterilmektedir.
Bu konuda yapılan çalışmaları geçmişle bir mukayese edecek olursak aradaki fark kolaylıkla görülebilecektir. 1992-2002 yılları arasında 939 bin hektar alanda çalışma yapılmış ve 919 milyon adet fidan dikilmiş iken, 2003-2017 yılları arasında 15 yılda toplam 4 milyon 996 bin hektar alanda ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu alanlarda 4 milyar 50 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuştur.
Bakanlığımız, son 15 yılda ülkemizin akciğerleri ormanlarımızı geliştirme ve genişletme maksadıyla yaptığı çalışmalar ile ormanlarımız hem korunmuş, hem de alan ve servet olarak artımı sağlanmıştır. Son 15 yılda ormanlık alanlarımızda azalma olmamış aksine 1,5 milyon hektar artış sağlanmıştır.
Netice itibariyle özellikle son 15 yılda yanan orman alanları hiçbir surette ranta kurban edilmemiş aynı yıl içinde ağaçlandırma mevsiminde yeniden ağaçlandırılmıştır. Yine aynı süre içinde 4 milyar 50 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuştur.” 
(Orman ve Su İşleri Bakanlığı-Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği)

Bakanlığın cevabına cevabımdır
1- 1956’da çıkarılan Orman Kanunu bugüne kadar 29 kez değiştirilmiş. Bu değişikliklerin 15’i AKP iktidarları döneminde yapılmış. Hedef ormanların korunması ise bu kadar çok kanuni değişikliğin amacı nasıl izah edilebilir?
2- Bugüne kadar Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ormanları gençleştirmek ya da seyreltmek amacıyla orman ağaçlarını kendisi kesip, işleyip, satıyordu. Nisan ayında TBMM’de kabul edilen tasarının 13.maddesine göre artık bu işlevi yani seyreltme veya gençleştirme yapmak istediği ormanları, ihaleyle en çok parayı veren şirket ve holdinglere beş yıllığına tahsis edebilecek. 
Tahsis süresi bittikten sonra aynı firma, aynı yeri tekrar alabileceği gibi başka bir ormanlık alanı da yine ihaleyle beş yıllığına alabilecek.
3- Karadeniz’de daha önce de orman yangınları yaşanmış.
4- Türkiye ormanlarını kaybediyor. Bu matematiksel olarak yerli ve yabancı bir kurum tarafından ortaya konulan bir gerçektir. İşte ispatı:
Doğa Koruma Kriterleri’ne göre Türkiye 180 ülke arasında 177’nci sırada. (yani doğayı koruyamıyoruz)
Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsü liderliğinde Google, BM Çevre Programı, BM Küresel Çevre Programı ve 40'tan fazla ortağın bulunduğu bir konsorsiyum, uydu verileri, diğer bilgilerle derlenen Küresel Orman Takip ve Uyarı Sistemi kapsamında Ocak 2000-Aralık 2012 tarihlerine ilişkin bir rapor yayımladı. Bu raporda, Türkiye’de net orman kaybının 164 bin 222 hektar olduğu tespit edildi.
En çok orman kaybının olduğu iller Antalya ve İstanbul oldu. Bu iki ili Adana, Mersin, Muğla ve Yozgat'ın izlediğini kaydetti.
Mesela İstanbul! 3’üncü Havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu için kesilen ağaç sayısı 2 milyondan fazla. Öyle değil mi?
Bakanlık, ‘evet, şu kadar kesim yapıldı ama kesilenden daha fazla ağaç diktik’ diyor. Kesilenden daha çok ağaç diktiğiniz doğrudur. Ama İstanbul’da kesilen ağacın yerine Kastamonu’da, Bolu’da ağaç dikmeniz hiçbir anlam ve fayda ifade etmez. 
Sayın Yetkili!
Özellikle son 10 yıldır Karadeniz’de, Ege’de, Marmara’da, Akdeniz’de insanlar yolları kapatıyor, çadırlar kuruyor, günlerce o çadırlarda nöbet tutuyor. Bir kamere görse gözyaşlarını, isyanlarını Türkiye’ye duyurmaya çalışıyor.
Bu insanlar neden dağlarda, taşlarda sabahlıyor? Neden dayak yiyor, gazlanıyorlar? 
‘Ormanlarıma dokunma, tabiatıma zarar verme, geleceğimi karartma’ dedikleri için.
Ne oldu? Halkın seçtikleri, halkı yok saydılar. Bildiklerini uyguladılar. 2002’den bugüne farklı kapasiteli 919 HES projesi için lisans verildi, 439’u yapıldı.
2003-2006 yılları arasındaki dört yıllık sürede orman alanlarında verilen maden işletme izni sayısı yılda ortalama 1.218 iken 2007 yılında 2.089’a çıktı. 
Maden tesis izni sayısı da 576’dan 2.211’e yükseldi. Aynı dönemde maden işletme izin alanı; 3.637 hektardan, 11.168 hektara, maden tesis izin alanı da 434 hektardan, 2.146 hektara çıktığı araştırmaların ortaya koyduğu gerçeklerden.
Sadece bir kaçını hatırlarsak! Bursa Karacabey’de kurşun, Antalya’da mermer ocakları, Ordu Fatsa’da ve Artvin Cerattepe’de altın, Aliağa’da, Safaalan’da taş ocaklarıyla orman alanlarının kesimiyle işletmeye açılmadı mı?
Ben Artvinliyim. Cerattepe için ilk olumsuz rapor verildi. Sonra tekrar rapor istendi. Zamanın başbakanı, Artvin halkına rapor sonuçlanıncaya kadar ormanlara dokunulmayacağı sözünü verdi. Ama mahkeme karar vermeden ağaçlar kesildi ve satıldı. Öyle değil mi?
Son isteğim!
2014 yılında bakanlığınıza, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu tarafından bir soru önergesi verildi.  
Mustafa Moroğlu, Orman Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 2013-17 yılları arasını kapsayan Stratejik Plan’da sunulan, “Orman Kanunu’nun 16 ve 18’inci maddelerine göre verilen izinler cetvelinden 2007- 2011 yılları arasında maden işletme, maden tesis, petrol, kereste fabrikası, su ürünleri tesisi ve HES kurulumu gibi gerekçelerle 19 bin 483 başvuru karşılığında 42 bin 510 hektar orman alanının tahsis edildiğini görüyoruz” iddiasında bulundu.
Aynı önergede Orman Kanunu’nun 17’nci maddesine göre verilen izinler kapsamında ise bedelli, bedelsiz, turistik tesis yapımı, üniversite alanı, özel ağaçlandırma gibi gerekçelerle ise 2 bin 64 başvuru karşılığında 87 bin 236 hektar orman alanını tahsis edilmiştir, diyor Mustafa Moroğlu.
Bu önergeye bakanlığınızca verilen cevaba ulaşamadım. Lütfen bilgilendirir misiniz?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.