logo
04 EYLÜL 2026

Osmanlı padişahlarının içki hayranlığı

17.08.2017 00:00:00
 
 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" dedi

04.09.2026 03:00:00
İHA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından taziye ziyaretinde bulunmak üzere geldiği KKTC'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kazanın ilk anından itibaren Türkiye Cumhuriyeti olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve tüm imkanları seferber ettiklerini ifade etti. Yılmaz, "Bugünkü ziyaretimiz kapsamında da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile bir araya gelerek yaşanan faciaya ve yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İlgili kurumların yetkililerinden arama-kurtarma faaliyetlerinin mevcut durumu ve yaşanan elim kazanın aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi aldık" dedi.

Kayıpların aileleriyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, "Beklentilerini, ifade ettikleri hususları, önerilerini dinleme imkanı bulduk. Ateş düştüğü yeri yakıyor, en büyük acıyı onlar yaşıyorlar. Hepimizi derinden üzen bu hadisede. Ben ailelere bir kez daha sabır diliyorum ve her zaman yanlarında olduğumuzu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Yakınlarını kaybetmenin derin acısını ve sebebi var mı' Sevdiklerinden gelecek bir haberi beklemenin ağır yükünü taşıyan ailelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde acılarını yürekten paylaştığımızı ve bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti otoriteleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ettik" diye konuştu.


"Geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti halen sürdürülmektedir"



Faciaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, "30 Ağustos günü Girne'den Mersin Taşucuna hareket eden Filojet isimli yolcu gemisi 259 yolcu ve 8 mürettebatı ile birlikte maalesef Girne açıklarında su alarak alabora olmuştur. Gemide bulunan 239 kişi sağ olarak kurtarılmış, 9 kardeşimiz hayatını kaybetmiş. Kayıp durumundaki 19 vatandaşımıza ulaşılması için geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştır ve halen sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında bugün yeni bir gelişme yaşandığını ifade eden Yılmaz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu'nun çalışmaları bizzat koordine ettiğini söyleyen Yılmaz, "Bugün itibariyle bir haber daha almış bulunuyoruz. Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ercüment Bey bizzat kendisi yapılan çalışmaları koordine etmek üzere buradaki gemilerdeydi. Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Usulünce idari usuller gereğince kimlik tespiti yapıldıktan sonra bu kamuoyuyla paylaşılacaktır kimin naaşına ulaşıldığı. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.


"Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor"



Arama-kurtarma çalışmalarında ilerleme sağlandığının altını çizen Yılmaz, "Diğer taraftan bu yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri de ilgili kurumlar bu çalışmalar titiz bir şekilde tamamladığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak bir ilerleme sağlandığını bugün rahatlıkla ifade edebilirim. Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza görev yapan bu gelişmelerin sağlanmasında emeği olan tüm yetkililere şükranlarımla sunuyorum" dedi.

Sağ kurtarılan yolcuların sağlık durumlarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Diğer taraftan sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibariyle aldığımız bilgi 2 hastamızın da hayati bir tehlikesinin olmadığı yönündedir. Sağlık Bakan Yardımcımız da bizzat onları ziyaret edip durumları hakkında detaylı bir şekilde bilgi aldı" diye konuştu.


"TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edildi"



İhbarların ardından KKTC makamlarıyla güçlü koordinasyon sağlandığını belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bütün imkanlarının arama-kurtarma faaliyetleri için bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların KKTC makamlarıyla tam eş güdüm içerisinde hareket ettiğini ifade eden Yılmaz, "İhbarların alınmasının hemen ardından KKTC makamlarıyla güçlü bir koordinasyon tesis edilmiş. Arama kurtarma faaliyetleri için devletimizin bütün imkanları seferber edilerek bölgeye yönlendirilmiştir. Arama kurtarma koordinasyon merkezi tarafından tehlike safhası ilan edilmiş. Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız KKTC makamlarıyla tam bir eş güdüm ve iş birliği içinde harekete geçmiştir" ifadelerini kullandı.


"Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir"



KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gece gündüz bu konuda Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumluluklarımızın da çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumlulukla hareket edilmiştir ve çok güçlü bir şekilde bu çalışmaların yapılması için tüm gayret sarf edilmiştir. Sayın Başbakan'ın şahsında emeği geçen herkese ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma çalışmalarına katılan unsurlara ilişkin bilgi veren Yılmaz, "KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemiyle katıldığı çalışmalara sahil güvenlik komutanlığımız üç gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle destek vermektedir. Deniz Kuvvetlerimizin sekiz gemi ve üç insansız hava aracıyla, hava kuvvetlerimizin ise bir helikopter ve bir insansız hava aracıyla yer aldığı operasyon 24 saat esasına göre sürdürülmektedir" dedi.

Kıbrıs Kıyı Emniyeti'ne ait römorkör ve dalış ekipleri ile özel tekneler ve balıkçı teknelerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Yılmaz, gönüllülere teşekkür ederek, "TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edilmiş, TCG Alemdar da uzaktan kumandalı su altı aracıyla batığın içinde ve çevresinde yürütülen arama çalışmalarına katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık beş yüz elli metre derinlikte bulunan geminin enkazına ulaşılmış, batığın çevresinde ayrıntılı görüntüleme ve arama faaliyeti başlatılmıştır. Nitekim az önce belirttiğim gibi bunun sonuçlarını da görmeye başladık" diye konuştu.


"Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş"



Arama-kurtarma çalışmaları neticesinde dün ulaşılan naaşın kimlik tespit çalışmalarına başladığını belirten Yılmaz, "Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş, yararlarımızın tedavi süreçleri yakından takip edilmiş, hayatını kaybeden kardeşlerimizin naaşlarının nakli konusunda ailelerimize gerekli destek sağlanmıştır. Ülkemize dönen vatandaşlarımızın ve yakınlarının karşılanarak illerine ulaştırılması için ilgili valiliklerimizle gerekli koordinasyon kurulmuştur. Diğer taraftan ilgili kurumların yetkililerinden kazanın meydana gelişine, sahadaki faaliyetlere ve yürütülen soruşturmalara ilişkin bilgi aldık. Az önce Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da çok net, altını çizdiği gibi bu konuda gerekli tüm soruşturmalar yapılacak KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarının iş birliğiyle ve kimin ihmali varsa, kimin sorumluluğu varsa elbette hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapılmaktadır, yapılmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.


"Tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir"



Geminin sefere çıkış şartlarından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarına, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlarına kadar tüm sürecin inceleneceğini belirten Yılmaz, "Geminin hangi şartlarda sefere çıktığından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarını, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlılığını, tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir. KKTC makamlarınca başlatılan adli, idari ve teknik soruşturmanın sağlıklı biçimde tamamlanması için Türkiye Cumhuriyeti olarak gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız. Kazaya ilişkin soruşturma büyük bir titizlikle sürdürülecek, facianın yaşanmasında ihmal veya kusuru bulunanların tespit edilmesi halinde, hukukun gerektirdiği adımlar inanıyorum ki kararlılıkla atılacaktır" şeklinde konuştu.

Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin gelecekte benzer faciaların yaşanmaması açısından da önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Üç önemli adım, görev var karşımızda. Birincisi bu arama kurtarma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürülmesi, ikincisi sorumlulardan hesap sorulması, üçüncüsü de gelecekte bir daha böyle hadiseler yaşanmaması adına sistemde olabilecek eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınarak adımların atılmasıdır. Kıbrıs ile Anavatan Türkiye, geçmişten bugüne karşılaştığı her zorluğa omuz omuza göğüs germiş, bu sarsılmaz kardeşlik böylesi ağır günlerde sahadaki dayanışma ve paylaşılan sorumlulukla güçlü karşılığını bulmuştur. Sayın Başbakan'ın az önce ifade ettiği gibi biz tasada da kıvançta da biriz, zor günlerde de geniş günlerde de bir aradayız ve böyle olmaya da devam edeceğiz" dedi.


"Gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız"



Girne'de yaşanan acının Türkiye'nin tamamında hissedildiğini belirten Yılmaz, "Bugün yine bir, bilgi olarak şunu paylaşabilirim. Kıbrıs'la Türkiye arasında bir adli yardımlaşma anlaşmamız söz konusu. Bu çerçevede bugün itibariyle bu konuda Kıbrıs Yargısı tarafından Adalet Bakanlığımıza iletilen bir talep söz konusudur. Bu çerçevede de Adalet Bakanlığımız gerekli tüm teknik desteği sunacaktır. En kısa sürede bu konudaki hazırlıklar, tamamlanarak soruşturma sürecine gerekli teknik destek sağlanacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının sonunda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı dileyerek, "Kayıp yolcular için yoğun gayretlerin süreceğini bir kez daha ifade ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla bu süreçte görev yapan bütün arama kurtarma ekiplerimize ve diğer alanlarda çaba sarf eden, katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nden tüm katkısı olanlara gönülden teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin gözaltına alınan Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanları tutuklandı. 4 mürettebat ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.09.2026 23:33:00
İHA
 
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında ALSU isimli gemiden bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9 kişiden, 6'sı ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklama talebiyle, 4 kişi ise adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Mahkeme, şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 4 kişiyi ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

03.09.2026 23:10:00
AA
 
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti, kazaya karışan "Alsu" gemisinden elde edilen teknik kayıtlar, ECDIS playback veriler, kaza mahallinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurlarınca temin edilen raporlara yönelik incelemesini tamamladı.

Bu kapsamda hazırlanan ön tespit raporunda, 2 Eylül saat 03.13 sıralarında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen deniz kazası neticesinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin iskele tarafından hasar alarak süratle battığı, mürettebatından halen haber alınamadığını belirtildi.

"Alsu" gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM-Emniyetli Seyir El Kitabı) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemeye yer verilen raporda, "Kazanın hem M/T Alsu'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/arızalı ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Raporda, kazanın hemen ardından "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin, elde edilebilen verilere göre iskele tarafından yırtılma nedeniyle süratle battığı, "Alsu" isimli gemide ise sancak bordadaki hafif sıyrıklar dışında seyri engelleyecek veya su almaya sebep olacak majör hasar oluşmadığı kaydedildi.

Çatışma sonrasında "Alsu" gemisinin mürettebatı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (Nene Hatun gemisi dahil) ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları tarafından denizde geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti yürütüldüğü, yapılan kurtarma çalışmalarında "Tuğberk İmamoğlu" gemisine ait can salları ve serbest düşmeli (free fall) can filikasının denizde yüzer vaziyette boş olarak bulunduğu ifade edildi.

Raporda, "Alsu" isimli geminin 2 Eylül tarihli jurnal kayıtları ve Kaptan Ahmet Erarslan'ın ifadelerine göre, kaza anında bölgedeki hava durumunun, rüzgar yönü kuzey olup 4 beaufort (Bft) kuvvetinde, deniz durumunun ise 3 beaufort olup hafif çalkantılı olduğu, gökyüzünün ise "bc" (broken clouds - gök bulutlu) olarak kaydedildiği aktarıldı.

Bilirkişi raporunda, "Görüş açık olup yaklaşık 6 deniz milidir. Bölgede manevrayı kısıtlayıcı herhangi bir sis, pus, sağanak veya yoğun akıntı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaza, görüşün ve deniz şartlarının tamamen emniyetli seyre elverişli olduğu bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Kazaya sebebiyet veren dışsal (doğa) bir faktör tespit edilememiştir." değerlendirilmesine yer verildi.

"Kaptan (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir"

"Alsu" isimli geminin köprü üstü kadrosu ve olay anındaki personel durumunun analizinin, adli kusur açısından bulguları ortaya koyduğu belirtilen raporda, bu bulgular şu şekilde aktarıldı:

"Vardiya zabitinin tecrübesizliği: Çatışma anında köprü üstünde nöbetçi olan tek kişi 2. Zabit (3. Kaptan) Murat Evciman'dır. Evciman'ın resmi ifadesinden, gemiye kazadan sadece bir gün önce (31 Ağustos) katıldığı ve kaza anındaki (00.00-04.00) vardiyasının, kendisinin bu gemideki ilk seyir vardiyası olduğu kesinleşmiştir. Gemiyi, manevra kabiliyetini, personeli ve köprü üstü cihazlarını henüz tanımayan bir zabitin yoğun trafik ayrımında tek başına bırakılması bir zafiyettir.

Gözcü ve dümenci bulunmaması: Kazanın gerçekleştiği 03.13 sularında köprü üstünde Murat Evciman dışında hiçbir gözcü, stajyer veya dümenci (Watch A.B) bulunmamaktadır. Zabit tamamen tek başınadır. Gözcü stajyer Yunus Türker ve diğer personel kamara ve güvertede istirahat halindedir. Bu durum köprü üstünde durumsal farkındalığı azaltmıştır.

Kaptanın köprü üstünü terk etmesi: Kaptan Ahmet Erarslan kaza esnasında köprü üstünde bulunmamakta, kamarasında uyumaktadır. Çatışmanın sarsıntısıyla uyanmış ve ancak 03.20 sularında (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir. Kaptan ifadesinde, açık denizde gözcü bulundurmama yetkisinin kendisinde olduğunu iddia etse de bu durum geminin SMS kurallarına tamamen aykırıdır."

"Alsu" isimli geminin operasyonel ve sistemsel kusurlu olduğu vurgulandı

Raporda, "Alsu" isimli geminin resmi Emniyetli Seyir El Kitabı'nın incelendiği ve geminin kendi şirketi tarafından onaylanan köprü üstü vardiya standartları ile kaza anındaki fiili durumunun karşılaştırıldığı belirtilerek, bu karşılaştırmanın "Alsu" tarafındaki operasyonel ve sistemsel kusuru tartışmasız şekilde ortaya koyduğu vurgulandı.

"Alsu" isimli geminin ECDIS playback verilerinin teknik incelemesinde, çatışmanın gelişim aşamalarının kronolojik olarak nasıl yaşandığı, raporda şu şekilde anlatıldı:

"Manevra safhaları:

1. Tespit ve görünmezlik (03.06): 1,8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS verisi alınmadığı için Alsu'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu (Missing Echo) olarak 082° rotasında og 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.

2. Telsiz mutabakatı ve rota değişimi (03.08-03.09): Alsu'nun 2. Zabiti Murat Evciman, VHF 16 üzerinden karşı gemiyle telsiz irtibatı kurduğunu, karşı tarafın 'İskeleye kaçın.' talebi üzerine Alsu'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını (03.09'da 294,5°) beyan etmektedir.

3. Kritik manevra ihlali (03.10): Alsu rotasını 283,9°'ye getirmişken, yaklaşık 0.5 mil kala Tuğberk İmamoğlu gemisi ECDIS ekranından anlık olarak kaybolup geri gelmiş ve telsiz mutabakatının tam aksine aniden sancağına (kendi sağına) dönmeye başlamıştır.

4. Şimdiki eldeki verilere göre, son yaklaşma ve çatışma (03.12-03.13): Tuğberk İmamoğlu 0.25 mil mesafede rotasını 133°'ye getirmiş ve hızını 5.8 knot'a düşürmüştür. ALSU ise 7.8 knot hızla ilerlemektedir."

"Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin hızlı batış nedeni tespit edilemedi

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu'nun, Alsu'nun pruva hattını dikey keserek kendi sol (iskele) baş omuzluğunu, Alsu'nun sağ (sancak) baş omuzluğuna çarptığı değerlendirilmektedir. Savrulma neticesinde Tuğberk İmamoğlu isimli geminin çatışmadan sonra neden bu kadar hızlı battığının inceleme ve değerlendirilmesi dosyaya ileride eklenecek bilgiler ve belgeler ile mümkün olabilecektir. Tuğberk İmamoğlu isimli gemide yük kayması (cargo shift) olup olmadığı veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının incelenmesi de gerekmektedir." ifadeleri yer aldı.

Bilirkişi raporunda, kaza öncesi, esnası ve sonrasındaki operasyonel süreçlerin, adli ve teknik deliller ışığında Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREG) ve Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) kapsamında değerlendirilerek, tarafların kusur nitelikleri eldeki verilere göre gerekçeli olarak anlatıldı.

Buna göre, "Alsu" isimli geminin gözcülük kurallarını ihlal ettiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Alsu isimli gemi, en yoğun ve riskli trafik bölgelerinden biri olan seperasyon hattını keserken köprü üstünde tek bir zabit dışında dümenci veya gözcü bulundurmamıştır. Gözle ve radarla yapılması gereken 'tam bir gözcülük' kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Bu durum, karşı geminin telsiz mutabakatına aykırı sancağa dönüş manevrasının zamanında ve erken fark edilerek reaksiyon gösterilmesini (çatışmayı önleyici manevra yapmayı) engellemiştir."

Raporda, SMS yönetmeliği ihlali bakımında ise "Geminin resmi BMM kılavuzunda, 'Watch Condition B' seviyesinde seyredilmesi emredilirken, kaptanın köprü üstünde bulunmaması ve gözcü personel görevlendirilmemesi operasyonel bir yönetim zafiyetidir. Kaptan Ahmet Erarslan, seyir emniyetini tecrübesiz zabite bırakarak denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir." değerlendirilmesinde bulunuldu.

Çatışmayı Önleme Manevrası kuralı ihlali açısından ise raporda şunlar aktarıldı:

"Vardiya zabiti Murat Evciman, karşı geminin üzerlerine geldiğini ve telsiz mutabakatına uymayarak sancağa döndüğünü 0.5 mil gibi çok yakın bir mesafede fark etmiştir. Bu aşamada çatışmayı önlemek için erken makine stop veya tam tornistan (geri) manevrası yapmak yerine, sadece rotayı iskeleye almaya devam etmiştir. Erken hız azaltma veya makineleri durdurma aksiyonunun alınmamasının çatışmanın fiziki şiddetini artırmış olabileceği değerlendirilmektedir."

"Tuğberk İmamoğlu 'hayalet gemi' modunda seyrederek ciddi seyir tehlikesi yarattı"

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi yönünden kusur ve ihlallere de yer verildi.

Tuğberk İmamoğlu geminin AIS cihazı kapalı, arızalı olması, ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması olarak "hayalet gemi" modunda seyrederek bölgedeki diğer gemiler ve VTS istasyonları için ciddi bir seyir tehlikesi yarattığı belirtilen raporda, "Alsu" isimli geminin bu hedefi ancak 1.8 mil kala radar ekosu olarak tespit edebildiği kaydedildi. Bu durumun ise erken uyarı ve emniyetli geçiş planlamasını doğrudan engellediği vurgulandı.

Raporda, karşı geminin, telsiz konuşmalarında iskeleye kaçınma yönünde anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, son 0.5 mil kala aniden sancağına sert dümen kırarak "Alsu" isimli geminin pruva hattını kesmesinin, kazayı fiziki olarak başlatan operasyonel kusur olarak belirtildi.

Kaza nedeni

Bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, kazanın nedeni şu şekilde anlatıldı:

"Çatışmanın ve ardından meydana gelen batma ve mürettebat kayıp faciasının esas kök nedeni, 'Çift taraflı köprü üstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı'dır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazını kapatarak seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi, çatışmayı fiziki olarak başlatan aktif tetikleyici etkendir. Ancak bu tetikleyici etkenin bir facia ile sonuçlanmasının arkasındaki asli kök neden Alsu isimli gemideki köprü üstü zafiyetidir. Eğer Alsu, kendi emniyet kılavuzundaki (BMM) 'Watch Condition B' kuralına riayet ederek köprü üstünde tecrübeli kaptanı ve ek bir gözcüyü bulundursaydı, 'Tuğberk İmamoğlu'nun kontrolsüz sancağa dönüş manevrası 0.5 mil yerine 1.5-1.8 mil mesafede saptanabilir, COLREG Kural 8 uyarınca ivedilikle makineler stop edilerek veya acil tornistan verilerek çatışma tamamen önlenebilir ya da darbe şiddeti minimuma indirilerek Tuğberk İmamoğlu'nun batması engellenebilirdi. Köprü üstündeki tek başına, tecrübesiz zabit bu durumu zamanında analiz edememiş ve can kaybı/kayıp faciasının kapısı aralanmıştır."

Şu ana kadar Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiye ait bir görüntü kaydı bulunmadığı belirtilen raporda, "Oysa ki Tuğberk İmamoğlu gemisi Alsu gemisinin ECDIS ekranında görülmüştür." ifadesine yer verildi.

Bilirkişi raporunda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin mürettebatının denizde kayıp olması ve davanın "taksirle ölüme sebebiyet verme" niteliği kazanabilecek olması nedeniyle maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla, VHF telsiz ses kayıtları, genişletilmiş VTS radar ve ekran kayıtları, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin kazadan sonra neden bu kadar hızlı battığının, yük kayması (cargo shift) veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının saptanması amacıyla, geminin yükleme planı (stowage plan), yük bağlama sertifikaları, yükleme limanı, yükleme anı kamera kayıtları ve stabilite hesapları ile "Alsu" isimli geminin dış mekan kamera kayıtlarının müzekkere yazılarak toplanmasının teknik bir zorunluluk olduğu vurgulandı.
 

İBB davasında 2 sanık tahliye edildi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasında, aylık tutukluluk incelemesi kapsamında 2 sanığın tahliyesine karar verildi

03.09.2026 22:05:00
AA
 
İBB davasında 2 sanık tahliye edildi
İBB davasında 2 sanık tahliye edildi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.

Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.

Sanık Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.

Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.

Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.

Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.

Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.

İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.

Sanık Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.

Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.

En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek' Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."

Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.

Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.

Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.

Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.

Sanık İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.

Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.

Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.

Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.

51 sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi

Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.

Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya''''''' AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi. 

'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına soruşturma

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, 'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına yönelik yeni bir soruşturma başlatıldı. 51 çocuk şüpheli hakkında 17 suç yönünden dava açıldı

03.09.2026 13:43:00
İHA
 
'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına soruşturma
'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına soruşturma
Liderliğini İsmail Atız'ın yaptığı Bahçelievler ilçesi başta olmak üzere Küçükçekmece ve Bağcılar ilçelerinde, 'yağma', 'kasten yaralama', 'tehdit', 'uyuşturucu ticareti', 'fuhuş', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' gibi suçlara karıştıkları tespit edilen 'Casperlar' suç örgütüne yönelik yeni bir soruşturma başlatıldı.

51 çocuk şüpheli hakkında dava açıldı

Örgütün çocuk yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin 3 maktul ve 28 mağdura yönelik 22 eylem gerçekleştirdiği belirlendi. Olaylarla bağlantılı olduğu tespit edilen 30'u tutuklu toplam 51 çocuk şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma Bürosu tarafından şahıslar hakkında, 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma', 'örgütün veya amacının propagandasını yapma', 'genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması', 'mala zarar verme', 'kasten öldürmeye teşebbüs' ile 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma' başta olmak üzere toplam 17 suç yönünden şahıslar hakkında iddianame düzenlendi.

Hazırlanan iddianame, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu

03.09.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu
Almanya'da 23 taşınmazı bulunduğu iddiası tartışma konusu olan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, konuyu gündeme getiren Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Gökçek, iddiaları reddetti. İddianın tapu kaydına dayanmadığını savunan Gökçek, asıl amacın kendisi ve ailesi hakkında "algı oluşturmak" olduğunu öne sürdü.

Tüm mal varlığının e-Devlet kayıtlarında bulunduğunu belirten Gökçek, "Hukuka ve adalete olan inancımız tamdır. Bu tür asılsız ve iftira niteliğindeki iddiaları ortaya atanlar hakkında, şahsiyet haklarımızın korunması amacıyla Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında cezalandırılması için Murat Ağırel hakkında resmî suç duyurusunda bulunulmuştur" ifadelerini kullandı.

Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı

Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı

03.09.2026 11:33:00
Haber Merkezi
 
 Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı
 Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı
Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada dolaşıma sokulan paylaşımlarda Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği değerlendirilen ifadeleri nedeniyle feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında TCK'nın 299/1. maddesi olan Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında soruşturma başlattı.

Davutoğlu'nun söz konusu ifadeleri geçmiş tarihte katıldığı bir programda yaptığı bir konuşmada kullandığı kaydedildi.
Davutoğlu, söz konusu programda şu ifadeleri kullanmıştı: "Benden sonraki bakanlar gibi bir kuruş haram lokma yemedim. Onlara da 'Haram lokma yemeyin' dedim. Yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti. Beş tane müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti."

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yapılan inceleme neticesinde, feshedilen Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 299/1. maddesinde düzenlenen 'Cumhurbaşkanına Hakaret' suçu kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde titizlikle sürdürülmektedir."

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu

02.09.2026 14:23:00
Haber Merkezi
 
 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu
 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu.
İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek.

Melih Gökçek ne zaman ifadeye gidecek?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek'in, 4 Eylül Cuma günü saat 16.00'da şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Başsavcılığa çağrıldığı öğrenildi.

Ne olmuştu? Gökçek hakkında iddialar neler?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin resen soruşturma başlatmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Gökçek hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Adliyesi'ne çağırılan Ağırel, savcılığa "tanık" sıfatıyla ifade vermişti. Ağırel, ifadesinin ardından Ankara Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında soruşturmaya ilişkin, "Ben ilgili belgelere sahip olduğumu ve savcılığa teslim edebileceğimi beyan etmiştim. Dolayısıyla savcılık, tanık sıfatıyla ifademi almak üzere davet etti. Elimdeki tüm belgeleri, bilgileri, hepsini ayrıntılı şekilde anlattım." ifadelerini kullanmıştı.

Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi, Türk istiklal mücadelesinin askeri safhasındaki en kritik dönüm noktası oldu. Ancak bu zafer, savaşın bittiği anlamına gelmiyordu; işgal altındaki Batı Anadolu’nun hızla temizlenmesi ve Yunun ordusunun imha edilerek takip edilmesi gerekiyordu

02.09.2026 13:19:00
Hasan Gündoğdu
 
Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü
Dumlupınar’dan İzmir’e: Zaferin 10 günü
30 Ağustos'tan 9 Eylül'de İzmir'in kurtuluşuna kadar geçen 10 günlük süreç, dünya askeri tarihine geçen eşsiz bir takip harekatına sahne oldu.

"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"

Dumlupınar'da çember içine alınan Yunan ordusunun ana gövdesi imha edilmiş, komutanı General Trikupis dahi birkaç gün sonra esir alınmıştı. Ancak dağınık halde Batı'ya, yani İzmir ve Marmara kıyılarına doğru kaçan büyük Yunan birlikleri bulunuyordu.

Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunun toparlanmasına, savunma hatları kurmasına ya da müttefik devletlerden yardım alarak vakit kazanmasına fırsat vermemek amacıyla 1 Eylül 1922'de Uşak'tan o tarihi emrini verdi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"

Bu emrin ardından Türk ordusu, insanüstü bir fiziksel ve ruhsal dayanıklılıkla tarihin en hızlı yürüyüşlerinden birini başlattı.

Anadolu bozkırında yıldırım hızıyla takip

1-8 Eylül tarihleri arasında yaşanan takip harekatı, Piyade ve Süvari birliklerinin inanılmaz temposuyla ilerledi:

1 Eylül: Uşak kurtarıldı. Kaçan Yunan birlikleri geçtikleri şehirleri, kasabaları ve köyleri yakıp yıkarak çekiliyordu.

2 Eylül: Eskişehir ve Gediz düşman işgalinden temizlendi. General Trikupis, Uşak yakınlarında Türk birliklerine teslim oldu.

5-6 Eylül: Türk süvarileri ve piyadeleri Salihli, Alaşehir, Gördes ve Simav'a girdi. Yunan ordusu arkasında sistemli bir yıkım bırakırken, Türk ordusu günde ortalama 40-50 kilometre katederek ilerliyordu. Süvari birlikleri ise zaman zaman günde 70-80 kilometre yol alarak dünyadaki tüm askeri strateji ezberlerini bozdu.

7-8 Eylül: Turgutlu, Manisa, Nif (Kemalpaşa) ve Belkahve hattı ele geçirildi. Manisa, kaçan işgal kuvvetleri tarafından büyük oranda yakılmıştı. 8 Eylül akşamı Mustafa Kemal Paşa, Belkahve'ye ulaşarak İzmir'e bakan tepelerden şehri seyretti.

9 Eylül: İzmir'in kurtuluşu ve "denize dökülme"

9 Eylül sabahı, Yüzbaşı Şerafettin (İzmir) komutasındaki 1. Süvari Tümeni'ne bağlı süvariler, Bornova üzerinden İzmir'e girdi. Süvariler, kordon boyunca ilerleyerek Hükümet Konağı'na ulaştı.

Yüzbaşı Şerafettin, vücudundaki şarapnel yaralarına rağmen saat 10.30'da Hükümet Konağı'na Türk bayrağını çekti. Ardından Kadifekale ve Sarıkışla'ya da ay-yıldızlı bayraklar çekildi.

"Yunanın denize dökülmesi" ifadesi, hem mecazi hem de somut bir gerçeği yansıtır:

Kaçış ve tahliye: İzmir Limanı'na yığılan binlerce işgal askeri, limanda bekleyen Yunan ve müttefik gemilerine sığınmak için birbirini ezdi. Kaçmayı başaramayanlar esir alındı, deniz yoluyla tahliye olmaya çalışanlar ise kıyılara sıkıştırıldı.

Diplomatik yansıma: İzmir'in kurtuluşuyla birlikte İngiltere, Fransa ve İtalya'nın Doğu Akdeniz'deki hesapları tamamen çöktü. Yunan ordusunun askeri varlığı Anadolu'da tamamen son buldu.

Sürecin tarihi anlamı

30 Ağustos-9 Eylül arasındaki bu 10 gün, yalnızca askeri bir başarı değil; imkansızlıklar içindeki bir milletin lojistik ve manevi gücünü sahaya yansıtma şeklidir.

9 Eylül'de İzmir'in kurtarılması, Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın askeri safhasını zaferle kapatmış ve Mudanya Mütarekesi ile Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmıştır.

Yargıtay heyetinden adli yılın açılışı dolayısıyla Anıtkabir'e ziyaret

Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez başkanlığındaki heyet, 2026-2027 Adli Yıl açılışı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti

01.09.2026 12:05:00
AA
 
Yargıtay heyetinden adli yılın açılışı dolayısıyla Anıtkabir'e ziyaret
Yargıtay heyetinden adli yılın açılışı dolayısıyla Anıtkabir'e ziyaret

Kerkez, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Yargıtay üyeleri, Yargıtay tetkik hakimleri ve savcılarla Aslanlı Yol'dan yürüyerek Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine geldi.

Başkan Kerkez'in mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirilmesinin ardından Kerkez, Misak-ı Milli Kulesi'ndeki Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı.

Kerkez, deftere şunları yazdı:

"Aziz Atatürk, ömrünüzün neredeyse tamamını ülkemiz için harcadınız. Cumhuriyetimizi kurana kadar büyük zorluklarla, büyük zaferler kazandınız. Daha sonra da hiçbir şahsi çıkar gözetmeden devletimiz için son nefesinize kadar mücadele ettiniz.

Bizlere emanet ettiğiniz bu ülkede, adalet hizmetlerini en güzel şekilde sunmaya kararlılıkla devam edeceğimize söz veriyoruz. Yargıtay olarak sizi rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Ruhunuz şad olsun." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.