Dünkü yazımızda Osmanlı Padişahlarının eşlerinin ve annelerinin yabancı olduklarını yazmış, Osmanlı soyunun Türk soyundan uzaklaştığını belirtmiştik.

Sarayın içinde olan Harem böyle iken yine dış saray dediğimiz Birun ve Enderun’da görev yapanların da pek farklı olması beklenemezdi.

Osmanlı devletinin kuruluşunda tamamıyla Müslüman Türk unsurlar mevcuttur. Anadolu’da bulunan Gaziyanı Rum (Gazi Dervişler) teşkilatları, Ahi teşkilatları, Abdal teşkilatları ve Hacı Bektaşı Veli’nin talebeleri, Osmanlı’nın kuruluş yıllarında dine hizmet maksadıyla görev yapmışlardır.

Orhan Bey’den itibaren devlet teşkilatlanmasının başlaması ile bu kuruluşlar devlet teşkilatında da görev almışlardır. Divana ilk vezir olarak atanan Alaeddin Paşa, Şeyh Edebali’nin torunudur ki, Osmanlı’nın kurumsallaşmasını başlatan kişi odur. Daha sonra Müslüman Türk olan Çandarlı ailesi, Osmanlı devlet kademelerinde görev almaya başlamışlardır. Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa’dan başlayarak Çandarlı Halil Paşa’ya kadar yaklaşık 150 yıl Osmanlı devlet teşkilatında görev yapacak ve devletin kurumsallaşmasını sağlayacaklardır.

İstanbul’un alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet, Çandarlı ailesini, Osmanlı ailesine rakip görmüş ve Çandarlı sülalesini 7’den 70’e, çoluk-çocuk, yaşlı-kadın demeden tamamen ortadan kaldırmış ve bütün mallarına el koymuştur.

Çandarlı’dan sonra Fatih, devlet kademelerine devşirme kökenlileri getirmeye başlayacaktır.  Bu dönemde ilk devşirmeler Sadrazam Mahmut Paşa ve Gedik Ahmet Paşalardır. Bu süreçle II. Bayezıd döneminden itibaren devlet yönetimi tamamen devşirmelerin eline geçecektir.

Hepimizin bildiği Pargalı İbrahim Paşa ve yine Sokullu Mehmet Paşa birer Sırp devşirmesidir. Hocam, ‘Sokullu Mehmet Paşa iyi şeyler yaptı’ diyebilirsiniz. Doğrudur ama şunu da bilelim ki, Kıbrıs’ın Fethinden sonra bizzat Sokullu Mehmet Paşa tarafından Yahudilerin niye Kıbrıs’a yerleştirildiğinin bilinmesi birçok yanlışı da düzeltecektir.

Yine Kuyucu Murat Paşa ki bu kişi, Anadolu da 150 bin Türkmen’i katletmiştir. Hatta 10 yaşlarında bir çocuğu huzuruna getirip bunu da mı kuyuya atacağız sorduklarında; “Atın onu da. O bir Türk değil mi” diyerek, Türklere olan düşmanlığını da gizlemeyecektir.

Osmanlı’da 117 sadrazam Rum, Ermeni, Gürcü, Hırvat, Sırp, Arnavut, Fransız, Macar, Bulgar asıllı olmak üzere devleti yönetmişlerdir.

XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren de devlet kademelerinde Fransız teknik uzmanlar görev yapmaya başlamıştır. Böylece Osmanlı ordusu, Fransızlara teslim edilmiştir. Daha sonra ise orduda Alman subayları görmekteyiz.

Comte de Bonavel, Baron Dö Tot, Mister Sang, Helmut Van Moltke, Dimitraşko Morozbeyzda gibi bir çok kişi Osmanlı ordusunda görev yapmıştır. I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlı ordusunda görev yapan Alman subayının sayısı ise 800’dür.

II. Abdülhamit döneminde Ermeniler çok hassas görevlerde bulunmuşlardır. Örneğin Sultan’ın güvenini ve takdirini kazanmış olan Agop Kazazyan, Ohannes Sakız ve Mikail Paşalar, Abdülhamit’in özel hazinesine yani Hazine-i Hassa’ya bakanlık yapmışlardır.

Bunun yanında Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı) ve Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı) gibi devletin birçok kademesinde Ermeniler göreve getirilmiştir.

Hemen hatırlatalım II. Abdülhamit’in annesinin de; Ermeni Virjin yani Tiri Müjgan hatun olduğunu.

Görüldüğü gibi Fatih’ten itibaren devletin yönetim kademeleri devşirme kökenli azınlıkların eline geçecektir. Türklere genelde İlmiye sınıfında kadı ve müderrislik görevleri verilecek ve Türklerin büyük çoğunluğu köylü olacak ve sadece tarımsal faaliyetlerde bulunulacaktır. Ticaret bile Rum, Ermeni ve Yahudilerin tekeline geçecektir.

Son olarak İlber Ortaylı Hoca katıldığı bir TV programında Osmanlı devletini bir Türk İmparatorluğu olarak görmenin yanlış olacağını söyleyerek, Osmanlı’nın bir Balkan İmparatorluğu olduğu tespitine katılmamak mümkün değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.