Milletimiz üzerinde öyle bir tabu oluşturuldu ve Osmanlı soyu öylesine kutsallaştırıldı ki adeta Padişahları eleştirmek (hâşâ) Peygamberi eleştirmek şeklinde bir algı ve tepki düzeyine ulaştı. Düşünsenize! Bu coğrafyada din, iman tartışıldı ama Osmanlı asla tartışılmadı. Daha doğrusu tartışılmasına izin verilmedi.

Kutsallaştırılan Osmanlı soyu kimdir? Bu sorunun cevabı biraz karışık. Osmanlı’yı kuranlar şüphesiz ki Müslüman Türkler ancak fazla zaman geçmeden bu Türk soyuna başka soylar da karışmıştır.

Osmanlı devletinin kurucusu Osman Bey’in oğlu Orhan Bey, Bizans İmparatorunun kızı Teodara ile evlenmesine annesi karşı çıkmıştır. Eşi Osman Bey’e bu evliliğe izin vermemesi gerektiği aksi takdirde devleti kuran Türk soyunun bozulacağını söyleyerek evlilik durumunda hakkını helal etmeyeceğini de söyleyecektir.

Gelin görün ki Orhan Bey ilk Teodara ile sonra yine Bizans’lı Holofira ile evlenecektir. Artık soy bozulmuştur Osmanlı Padişahlarının anneleri farklı milletlerden ve dinlerden insanlar olmuştur.

O toz kondurmadığımız Padişahların anneleri kimlerdir?

Osman Bey                       

Hayma Hatun

Orhan Bey         

Annesi Mal Hatun

I. Murat                              

Bizanslı Horofira / Nilüfer Hatun

I. Beyezıd           

Bulgar Marya / Gülçiçek Hatun

I. Mehmet         

Bulgar Olga Hatun

II. Murat                            

Voronika Hatun

Fatih Sultan Mehmet   

Sırp Maria Despina / Huma Hatun

II. Bayezıd                         

Rum Kornelya

Yavuz Sultan Selim                        

Rum Beti / Ayşe veya Gülbahar Hatun

Kanuni Sultan Süleyman             

Polonyalı Helga / Hafza Sultan

Sarı Selim                           

Roksana / Hürrem Sultan

III. Murat

Rasel / Nurbanu Sultan

III. Mehmet                      

Venedikli Bafo / Safiye Sultan

I. Ahmet

Helen / Handan Sultan

I. Mustafa                         

İspanyol Violetta

II. Osman                           

Sırp Evdoksiya / Mahfiruz Sultan

IV. Murat                                          

Rum Anastasya / Kösem Sultan

I. İbrahim

Rum Anastasya / Kösem Sultan

IV. Mehmet                     

Rus Nadya / Turhan Sultan

II. Süleyman                     

Sırp Katrin / Dilasub Sultan

II. Ahmet                           

Polanyalı Eva / Hatice Sultan

II. Mustafa

Rum Evemia / Ematullah Rabia Gulnuş

III. Ahmet                          

Rum Evemia

I. Mahmut

Aleksandra / Saliha Sultan

III. Osman                         

Sırp Mari / Şehsuvar Sultan

III. Mustafa                       

Fransız Janet / Mihrişah Sultan

I. Abdülhamit                   

Rum İda / Sermi Sultan

III. Selim                             

Cenevizli Agnes / Mihrişah Sultan

IV. Mustafa

Bulgar Sonya

II. Mahmut

Fransız Rivery / Nakşidil Sultan

Abdülmecit                       

Rus Suzi / Bezmi Alem Sultan

Abdülaziz                           

Romen Besime / Pertevniyal Sultan

V. Murat                                            

Fransız Vilma

II. Abdülhamit                 

Ermeni Virjin / Tirimüjgan Sultan

Mehmet Reşat                

Arnavut Sofi / Gülcemal Kadın

Mehmet Vahdettin                      

Henriet / Gülistan Hatun

Padişah anneleri bunlar. Hürrem Sultan yani Yahudi Roksana’dan itibaren Osmanlı devletinde kadınlar, devlet yönetiminde tamamen söz sahibi olmuşlardır.

Tabi şunu söyleyenler olacaktır, bunlar Müslüman oluyorlar, Müslüman ismi alıyorlar. Bu mantık ortadaki gerçeği din ile aklama mantığıdır.

Kanuni Sultan Süleyman, Yahudi Roksana yani Hürrem Sultanla evlendikten sonra saraya giren Yasef Nassi diye biri var. Nassi, Siyonizmin fikir babası olarak kabul edilir. Kanuni, Yasef Nassi’ye Filistin’de, Tiberya bölgesini vererek, Yahudilerin buraya yerleşmesine izin vermiştir.

Kanuni’nin baş danışmanı Yasef Nassi, Yahudi Raşel’i saraya getirerek Hürrem Sultan’la tanıştırdı. Hürrem Sultan, Raşel’e “Tanrının ışığını saçan kraliçe” anlamına gelen Nurbanu adını takacaktır. İşte bu ışık saçan kraliçe Sarı Selimin karısı III. Murat’ın annesi oldu.

Roksana yani Hürrem Sultan’ın Lehistan kralına gönderdiği mektup da ilginçtir.

Lehistan tahtına yeni çıkan Zygmund August’a gönderilen mektupta Hürrem; “Pederinizin vefatı üzerine Lehistan kralı olduğunuzu öğrendik. Tanrı her şeyin doğrusunu bilir ki çok sevindik ve memnun olduk, kalbimize nur, gönlümüze neşe geldi. Saltanatınızın hayırlı bereketli ve uzun ömürlü olmasını dilerim. Emir Yüce Tanrınındır” ifadelerini kullanmıştır.

Yine Hürrem Sultan gönderdiği bir başka mektupta; “Tanrı kral Hazretlerinin ömrünü uzun, bir gününü bin eylesin. Kıymetli mektubunuz ulaştığında öylesine mesrur olduk ki ifade edemiyorum. Padişah âlempenah hazretleri de yakınlık ve iltifatlarınızdan öyle memnun kaldılar ki sözle anlatılmaz. Dediler ki, vefat eden kral ile iki kardeş gibiydik. İnşallah bu kral ile de Ata oğul gibi olalım.”

Evet, yarın da Osmanlı Sarayı’nda olan devlet adamlarının kimler olduğunu ve misyonlarını özetle yazalım... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100