Mübarek Kadir Gecesi’nden sonra bizleri bayrama eriştiren Cenab-ı Hakk’a (c.c.) hamd ü senalar olsun.

Ekonomik krizin, terörün tedirginliğinin, işsizliğin verdiği bıkkınlığın hanelere yansıdığı bir bayrama giriyoruz.

Ne hazin tecelli ki, Müslüman alemi de bizden farksız değil. Batı’nın kirli elleri ve sonsuz ihtirası, kaynak zengini Arap İslam ülkelerine Ramazan, bayram demeden çullanıyor.

Kapitalizmin pençesinde kıvranan Somali gibi Müslüman ülkelerde ise açlıktan ölümlerin başlayacağı haberleri yapılıyor.

Bir yanda yeryüzünün tüm zenginliklerini elinde tutan birkaç aile, diğer yanda nedeni sadece nefsî ihtiraslar olan açlık ve sefalet…

Bu tablo; Ehl-i Beyt mantığında yaşanmayan İslam anlayışının ve Batı’ya râm olan Müslümanların hali…

Ne kadar acı…

Günden güne Rabbinden uzaklaşan, nereden gelip nereye gideceğini unutan, hesap şuurunu yitiren insanımız ve insanlık bu kötü kaderi esasen eliyle yazıyor.

Zira Hz. Peygamber dönemindeki adil paylaşımı da, veren el olmayı da başarabiliriz.

Ancak o zaman birilerinin hesapları bozulacağı için bu bereket, huzur ve dua kapısı her zaman kilitli tutulmaya çalışılıyor…

Gerek ülkemizde, gerekse dünyada yaşananları seyrederken, çocukluğumuzun bayramlarını hatırlamak kısa bir süre de olsa içimizde, o günlerin huzurunu estiriyor.

Dedemin cömertliğini unutmak mümkün değil. Bayram sabahı evi dolar taşar, namazdan çıkanların ilk adresi olurdu. Yenilir, içilir, büyük-küçük herkes ilk bayram sevincini orada yaşar, bayramlaşırdı.

‘Allahümmesalli Gavze Nine’ diye anılan ninem neler yapmazdı ki bayram sabahı misafirleri için…

Yağlı koyun etinden hazırlanmış lahana sarmaları, pilavlar kahvaltılıkların yanında yer alırdı…

Büyük çömleklerde yoğurtlar, çorbalar ve tabii ki ninemin meşhur sütlaçları…

Kimseye “niye yedin” denmez, herkes gönlünce doyana kadar yer, dua ile kalkardı gönül sofrasından…

Büyüklerin sayıldığı, küçüklerin korunup-kollandığı günlerdi geçmişimiz, şimdi bu kalmadı…

Büyüğe hürmeti, saygıyı bıraktık…

Herhalde halk mahkemeleri denilen şey o gün dedemlerin uyguladığı mahkeme biçimiydi. Köyde küçük veya büyük bir olay olsa köyün en sevilen ve en otoriter insanı olarak dedem çağrılır; “Kibarın Rasımı” gelir, azalarını sağına soluna alır, mevcut olay gündem edilir, tartışılır ve hükümler verilirdi.

O kadar büyük davalar bu mecliste görüşülürdü ki, kan davası ile bitmesi mümkün davalar dahi barışla sonuçlanırdı.

Rahmetlik Hüseyin Amcam “Biz babamın yerini dolduramadık” diye hayıflanır, benim için de, “Bu hoca babamın yerini dolduruyor” derdi.

Bayramların gerçek manada bayrama dönüşmesi ve etrafımıza bir bayram yaşatmamız da işte bu manevi atmosferin sağlanması ile olur.

Biz çocukken bunlar vardı.

Yedirmeyi de bıraktık, gönül almayı da…

Bayramlar pek çok insan için üç beş gün dinlenmeye vesile tatil günlerine dönüştü, oysa Türk milletinin kardeş olup kucaklaştığı, dargınların barıştığı, yetimlerin, dulların sevindirildiği, büyüklerin kabirlerde dualar ile hatırlandığı kutsal zamanlar…

Hz. Peygamber’den böyle gördük...

Resûlullah (s.a.v.), Medine’ye geldiğinde Medinelilerin iki şenlik günleri vardı. O günlerde oyun oynar ve eğlenirlerdi. Peygamber (s.a.v.), “Bu günler nedir” diye sordu. Onlar da, “Cahiliyye döneminde bu günlerde şenlik yapar eğlenirdik” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.), “Şüphesiz Allah, bu iki gününüzü bundan daha hayırlı iki güne tebdil edip değiştirdi; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı” buyurdu. (Sünen-i Ebu Davud, hadis no: 1134).

Iyaz b. Abdullah’tan (r.a.) rivayete göre, Ebu Said el-Hudri şöyle haber vermiştir:

“Resûlullah (s.a.v.) bayram günü musallaya çıkar, insanlara iki rekât namaz kıldırırdı. Sonra selam verip ayakta durarak insanlara dönerdi. Cemaat de oturur vaziyette idiler ve şöyle buyurdu: ‘Sadaka veriniz, sadaka veriniz.’ En çok sadaka verenler kadınlardı. Kadınlar yüzüklerini, küpelerini ve neleri varsa her şeyi verirlerdi.” (Sünen İbn-i Mace, hadis no: 1288).

Bayramlar, dargınların barıştığı, Müslümanların birbirini ziyaret ederek hasbihal ettiği zamanlar olduğu gibi, hastaların ve kabirlerin de unutulmadığı, sadaka verilerek mazlumların sevindirildiği kutsal günlerdir.

Bayramımız mübarek olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haydar Balcı 2017-06-23 00:40:52

Allah bayramımızı mübarek, ömrümüzü hayırlı eylesin. Sizinle nice bayramlar görmek dileğiyle...

Avatar
Ahmeral 2017-06-23 01:34:18

Allah size ömrünüzü hayırlı uzun bereketli eylesin, bizlere de sizin yanınızda sizin ölçülerinizle bayramlar geçirebilmeyi nasip eylesin

Avatar
Muhtar 2017-06-23 01:49:34

Hocam Allah razı olsun sayenizde ölçü sahibi oluyoruz omrunuze bereket

Avatar
Şükran Karakoç 2017-06-23 07:51:18

Bizlere bayram sevincini ve bilincini yaşatan muhterem Prof. Dr.Haydar Baş Hocama sonsuz teşekkür ediyor,sağĺıklı uzun ömür diliyorum.

Avatar
cemal 2017-06-23 05:22:07

Amin Amin Hocam insAllah O guzel gunler Siizin eseriniz guzel niyetiniz Milli Ekonomi Modeli ile olacagina cani gonulden inaniyoruz.. Baska cikar yolumuzda yok. VAllahi

Avatar
Fatıma Yeni 2017-06-23 05:35:28

Ramazan'ın güzelliği kalplerin güzelleşmesine vesile olsun inşAllah! Eksik olmayın Hocam, hayırlı bayramlar

Avatar
Yeşim güler 2017-06-23 06:06:54

Gününuz aydın bayramımız kutlu olsun saygıdeğer hocam bütün güzellikler değerini kaybetti bayramlarda sizin le güzel insanlar aç madende manen en de insanlığı doyuracak olan da sizsiniz gelisiniz bayramımız olsun sizi dünyaya getirmeye vesile olan anne babanıza rahmet olsun sizi en güzel selamla selamlıyorum

Avatar
Hüseyin 2017-06-23 09:11:55

bu kıymetli yazı için yürek dolusu teşekkürler