Fethullah Gülen ve cemaatine büyük destek vererek devleti adeta teslim eden hükümetin, bir cemaatin nasıl terör örgütüne dönüştüğünü görerek yaşanılan travmayı, hem siyaset hem de halk üzerinden kolay kolay atamayacak.
Bir yandan da FETÖ dışında kalan nur cemaatlerine zeytin dalı uzatarak “Bizim Said-i Nursi ile bir meselemiz yok, o büyük bir zattı!” mesajları veriyor hükümet çevreleri.
Geçtiğimiz pazar günü düzenlenen Said-i Nursi sempozyumunda devlet erkânının Said-i Nursi’ye olan hayranlığını ilan etme gayretine düştüğünü görünce şaşırmadım desem yalan olur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da mesaj gönderdiği, Bilal Erdoğan’ın konuşma yaptığı sempozyumda en ilginç konuşmalardan birini İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz yaptı ve “FETÖ üzerinden Said-i Nursi’ye bakmak fitnedir” dedi.
Sempozyuma katılanlar “Said-i Nursi’nin kendisini Kuran davasına adadığını, tevhit inancının nasıl yaşanacağını millete anlattığını, Said-i Nursi’nin yazdığı hakikatleri paylaşmak zorunda olduğumuzu, onun bir iman abidesi olduğunu” anlattılar.
Acaba dedim başka bir kişiden mi bahsediyorlar?
Benim, risalelerinden okuduğum, hakkında onlarca yazı yazdığım, kitaplarıma konu ettiğim Said-i Nursi hiç de o sempozyumda anlatıldığı gibi biri değildi.
“Birinci Dünya Savaşı’nda ölen Hıristiyanlar da şehittir” (Kastamonu Lahikası,76.mektup) diyerek, “kâfiri” cennete sokan bir kişi nasıl tevhit inancının savunucu olabilir ki?
“Misyonerlerle, Hıristiyan ruhanilerle ve nurcuların ittifak halinde olmalarını” (Emirdağ Lahikası, c. 1, s. 150,194) öğütleyen bir meczuptan iman adına ne öğrenebiliriz ki?
Birkaç gün önce yaptığı bir konuşmada “Niye bu gavurların peşindeyiz?” diyerek Batıyı suçlayan Bilal Erdoğan, Said-i Nursi’nin “gavurların hem de papazlarıyla ittifak halinde olmamızı” öğütleyen risalelerinden haberdar mı
acaba?
“Gün gelecek İncil’le Kuran ittihat edecek” (Emirdağ Lahikası, c.1,sf.62) diyerek tahrif edilmiş İncil’le, Kuran’ı birleştirme gayretine düşen bir kişiden ben Tevhid adına ne öğrenebilirim?
Bu yazdıklarının neresinde “Kuran davası!” var?
30 Ekim 1918’de İstanbul işgal altında iken İslam Teali Cemiyeti’nin İkdam gazetesinde yayınladığı bildiride, Yunanla savaşan milli orduya hakaretler eden, Yunan’a zayiat verdirmeyelim diye yalvaran, milli orduyu küfürle suçlayanlar arasında Said-i Nursi’nin adını görünce, bu adamın Tevhit anlayışını sorgulamayalım mı?
İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz, istediği kadar “FETÖ üzerinden Said-i Nursi’yi suçlamak fitnedir” diyerek Said-i Nursi’nin avukatlığına savunsun.
Asıl fitne, bu tarihi gerçekleri görmemekte, gizlemekte, örtbas etmekte yatıyor.
Müftü Bey, yukarıda sadece bir kesitini anlattığım Said-i Nursi saçmalıklarına sahip çıkıyorsa diyeceğim bir şey yok.  
Hangi iman ve Tevhit çizgisinde olduğu belli olmuş oluyor.
Fethullah Gülen’i de “üstadları” yetiştirdiğine göre, ne öğrendiyse ondan öğrendiğine göre, onun risalelerinden beslendiğine göre, o risalelerin gösterdiği yolda ilerleyip Vatikan’ın misyonunu sahiplendiğine göre, ruhanilerle ittifak çağrısının gereği olarak etrafını papazlarla doldurduğuna göre, Müslüman kızları Hıristiyanlarla evlendirdiğine göre, BU GERÇEKLERİ MİLLETE ANLATMANIN NERESİ FİTNE MÜFTÜ EFENDİ?
Mümin feraset sahibi olmalı.
Böylesine aşikâr gerçekler arasında mukayese yapıp “FETÖ’yü besleyen kaynak Said-i Nursi’dir demek, fitne değildir tam tersine bu mukayeseden rahatsız olmak gafletin ta
kendisidir.
Bugün, “FETÖ devlete karşı darbe yaptı, FETÖ devlete hançer sapladı” diye feryat edenler, Said-i Nursi başkanlığındaki Kürdistan Teali Cemiyeti üyelerinin (Seyyit Abdulkadir, Emin Ali Bedirhan, Prof. Dr. Mehmet Şükrü) işgal altındaki İstanbul’un İngiliz işgal komiserinin huzuruna çıkarak “Kürtlere hak ve özgürlük” talebinde bulunmalarının devlete sapladığı hançeri neden görmezden geliyorlar?
Değil mi müftü efendi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muhammed ali 2017-10-03 11:26:00

tşk.

Avatar
Engin 2017-10-03 12:05:12

Allah razı olsun malesef onu göreç Göz ne gezer bunlarda o Göz olsaydı yılar öncesi Haydar Baş Hocamın uyardığı Fetöyü görürlerdi. Sizde yazdığız gibi kaynağını kesmek lazım. Allah ayıltırsın

Avatar
Cemal Öcal 2017-10-03 14:41:47

Nahl süresi 105 ayet: Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir... Kehf suresi 1 ayet Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur... Kehf süresi 2 ayet: Onu dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin...bizler ashabı kehf gibi ne zulmederiz nede zulme Razı oluruz, yanı hukuk'un dışına'da çıkmayız. Hadid suresi 3 ayette Rabbim Şöyle beyan ediyor: O, evvel'dir. Ve ahir'dir. Ve Zâhir'dir ve Bâtın’dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir... Muharrem bey Gerçekleri Yazdığınız için Allah Razı olsun

Avatar
hüseyin akdag 2017-10-03 13:52:50

bu cemaatlerin amacını bir türlü anlıyamadım

banner100