“Obama’nın altı yıl boyunca kararsız ve sessiz kalması, Başkan Trump’ı çok da kolay olmayan seçeneklerle baş başa bıraktı. Ancak ABD’nin Suriye’deki gidişatı değiştirmek konusunda hala fırsatı var. Bu fırsatı değerlendirene kadar savaş, terör ve mülteci akını devam edecek ve Amerika’nın ulusal güvenlik menfaatleri daha büyük risklere maruz kalacaktır.”

Bu sözler ABD Arizona Senatörü John McCain’e ait.

Benzer bir açıklama yapan Arkansas Senatörü Tom Cotton ise şunları söylüyor:

“Obama, Suriye konusunda hiçbir şey yapmadı. Bu durum ABD’nin dünyadaki imajına zarar verdi. Güçlü bir Suriye politikasının tam zamanı.”

Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham ateşi daha körükleyerek, “Şimdi Başkan Trump’ın mesele dış politika ve diktatörlere karşı durmak olduğunda, Obama olmadığını kanıtlama zamanıdır. Konu Esed ve Suriye olduğunda Başkanın selefi ile aynı hataya düşeceğine inanmıyorum” sözlerini sarf ediyor.

Bunlar, ABD siyasetinde etkili cumhuriyetçi senatörler.

McCain, Cotton ve Graham gibi ateşi körükleyen açıklamalar yapan onlarca ABD’li senatör, ülkelerinin zaman kaybetmeden Suriye’ye askeri müdahalede bulunmalarını istiyor.

Bu açıklamaların şiddeti, özellikle İdlib’de gerçekleşen kimyasal saldırıdan sonra belirgin bir şekilde arttı.

Obama’dan Trump’a geçerken zembereğinden boşalan ABD, radikal kararların arifesinde bulunuyor.

Şahin cumhuriyetçilerin çekim gücüne kapılmış olan Trump yönetimi, henüz bir karar almış değil ama ABD, Suriye’ye silah sevkiyatına çoktan hız vermiş durumda.

ABD sınırları içerisinde attığı imzalar yargı kararlarıyla tırpanlanan Trump’ın başkanlık döneminin ilk yılında gerçekleştirdiği ilk icraat, ülkesini Suriye’de savaşa sokmak olursa hiç şaşırmayacağım.

ABD’nin Suriye’de daha büyük bir güçler varlık göstereceği bu dönemde Rusya’nın da geri adım atmak gibi bir niyeti olduğunu zannetmiyorum.

Benim merak ettiğim şey Türkiye’nin ne yapacağı.

Bir tarafında müttefiki ABD, öteki tarafında ise son birkaç yılda aramızda yaşananlar yüzünden yükselen ateşi daha düşmemiş olan Rusya bulunan Türkiye, tam anlamıyla iki arada bir derede durumu yaşayacak.

ABD’ye yakınlaşsa Rusya’nın, Rusya’ya yakınlaşsa ABD’nin hışmına uğrayacak Türkiye’yi önümüzdeki dönemde dış politikada çok zor sınavlar bekliyor.

Siyasetin tepesinde 2011 yılından bu yana devam eden Esad takıntısı hala canlılığını koruyor. Bu durum Trump’a yanaşma eğilimini destekliyor. Ama Rusya’yı nasıl dengede tutacaksınız sorusu bu noktada cevapsız kalıyor.

Cumhuriyetçilerin gazıyla Suriye’de Obama’nın göze alamadığı deliliklere girişmek üzere olan Trump’tan ve politikalarından ne kadar uzak durursa Türkiye o kadar az zarar görecek kanısındayım.

Umarım siyasiler bu gerçekler ışığında adım atarlar. Aksi takdirde ödemesi imkânsız faturaların millete kesilmesine neden olmaları içten bile değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.