Bir: Dolmabahçe Sarayı’nda tarihimizin en skandal anlaşmalarından biri yapıldı PKK uzantılarıyla. Ö dönem Başbakan Davutoğu idi. Anlaşmanın adına Dolmabahçe Mutabakatı denildi. PKK ile yıllarca sürdürülen ve Kürt Açılımı denilen sahte rüyanın son adımı idi bu. PKK’lılar karakollarımızın etrafında ellerini kollarını sallayarak geziyordu. Kandil’e giden heyetler, İsviçre’de konuşulan maddeler, Anayasada “Açılım masalı” bağlamında yapılacak değişlikler, Dolmabahçe’de on maddelik mutabakatla son şeklini almıştı.
Bütün bu süreç gözleri önüne cereyan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaptığı açıklama ile Dolmabahçe mutabakatına karşı olduğunu açıklayınca çok şaşırmıştık.
Sonuç: Açılım patladı. Büyük bir fiyasko ile sonuçlandı. Güneydoğu hendeklerle doldu. Çok şehit verdik. Şehirler, mahalleler harap oldu.
Ve sonunda ‘açılım!’ bitti.
Dolmabahçe Mutabakatı rafa kalktı.
Peki, bütün bu acı sürecin, şehitlerin, tahribatın ve terör örgütüne verilen onca tavizin sorumlusu olarak hiç kimsenin hesap verdiğini, sorgulandığını, bedel ödediğini gördük mü?
Hayır?
“Açılım yanlıştı, Dolmabahçe Mutabakatı yanlıştı, süreç yanlıştı, MİT temsilcilerinin PKK ile görüşmesi yanlıştı, Kandil’e heyetler gitmesi yanlıştı” deyip bu yanlışın sorumlularına tek kelime hesap soruldu mu?
Hayır.
İki: Bir zamanlar “büyük bir hocaefendi, mübarek adam, hizmet adamı” denilerek devletin kapıları kendisine açılan, gizli militanlar olarak şakirtleri emniyete, yargıya, polise, üniversitelere ve devletin tüm kurumlarına yerleştirilen FETÖ başına bu imkânları verenlere hesap soruldu mu?
Hayır.
Haberi olmadan telefonuna ByLock indiren ve FETÖ ile alakası olmaya bir sürü kişi terörist diye yargılanıyorken, devleti bu yapıya teslim edenler bir bedel ödedi mi?
Hayır.
“Hocaefendi mübarek adamdır, ona iftira atıyorlar, o böyle şeyler yapmaz” diyen bakanlar, vekiller bedel ödedi mi?
Hayır.
Üç: Türk dış politikası, Suriye’de tabiri caizse hezimete uğradı. Stratejik derinlik sahibi cühelanın bir kaç haftada bitecek dediği savaş 7. yılına girmek üzere, şehitler verdik (Sadece El Bab’ta 70 şehit), toprak kaybettik (Süleyman Şah Türbesi), dostlarımızı kaybettik, Halep ve Bayırbucak söylemlerinde perişan olduk, milyar dolarlık ticari hacmimizi kaybettik, 4 milyon mülteci elimizde kaldı.
Sonuç: Soçi’de Suriye’nin bütünlüğü için yani 6.5 yıl öncesine dönmek için imza attık. Bir zamanlar desteklediğimiz muhalif grupları kendi elimizle tasfiye etme süreci başladı. 6 yılın sonunda yanlış yaptığımızı kabul ettik. 
Peki, bütün bu hatalı politikalar sonucu bizim bu bataklığa girmemizin sorumluları bunun bedelini ödeyecek mi?
Hayır?
Sorumlular hesap verecek mi?
Hayır.
Dört:
Zerrab davası başımıza kâbus gibi çöktü. Dün “Onun önüne yatarız” diyenler, bugün “canı cehenneme” diye hakaret ediyor. Dün onu alkışlayanlar bugün mal varlıklarına el koyuyor.
Paradan başka hiç bir kıymeti harbiyesi olamayan bu ciğeri beş para etmez adam, Türkiye’yi alenen satarken, dün  “200 ton altın ihraç edip Türkiye’ye 25 milyar TL gelir sağladım. Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım” diye konuşmasını alkışlayanlar bunun bedelini ödeyecek mi?
Hayır.
“Sen kimsin ki cari açığın yüzde 15’ni kapattın” diye sordular mı?
Hayır.
Ebru Gündeş bile hükümete yakın çevrelere gidip” Kocamın Türkiye’ye zarar vereceğini düşünüyorum” diye haber uçurduğunda kulak tıkayanlar bedel ödeyecek mi?
Hayır.
Hatasının bedelini ödemeyen, yaptığı yanlışın hesabı sorulmayan, bunca hukuksuz eylem karşısında “Nedir bu olup biten?” diye sorgulanmayan bir mantığın doğruyu görmesi, doğruyu görenlerle birlikte olması mümkün değildir.
Türkiye’nin İran’la yaptığı ve çok da doğal karşılanması gereken ticaretin bugün trilyonluk rüşvetlere evrilerek konuşulmasının sebebi budur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
tuğçe 2017-12-04 10:25:28

Benim asıl üzüldüğüm;
1- Yokluktan kurulan bu ülkenin düyaya böyle rezil kepaze olması,
2- Böyle kanı bozuklar tarafından Çanakklele de yendiğimiz ülkelere uşaklık etmesi,
3- Nüfusun büyük çoğunluğunun tepkisiz olması,
4- VE hala bu sürece hizmet edenler için meydanlarda toplanması.

Avatar
Prof. Dr. Mustafa Öztürk 2017-12-04 10:34:13

bedel ödemesi gereken sadece ve sadece recep tayyi̇p erdoğan'dir.

Avatar
hasan 2017-12-04 17:39:23

"Allah bir millet hakkında hayır dilerse, yumuşak huylularını başlarına idareci yapar. Aralarında bilginlerin(aydınların) sözü ve hükmü geçer. Malı ise, cömertlerine verir. Allah bir millet hakkında da şer dilerse, kötülerini (sefihlerini) onlara idareci yapar Aralarında cahillerin sözü ve hükmü geçerli olur. Malı da, cimrilerine verir"

Avatar
Üniter MEDYA 2017-12-05 02:32:19

Mükemmel yazı, mükemmel kalem,saygılar hocam...

banner122

banner121