Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu partisinin Sivas İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada tam anlamıyla mangalda kül bırakmadı.
Davutoğlu, “Eğer milli egemenlik hakim kılınırsa, yeniden bir cihan devleti kurmamıza kimse engel olamaz. Bunun için 27 Mayıs’la da 28 Şubat’la da hesaplaşacağız” dedi.
Demek ki, milli egemenliği hakim kılıp, cihan devleti kurabilmek için 28 Şubat’la hesaplaşıyormuş hükümet! Ama neden cihan devleti kuracak hükümet, 27 Mayıs ve 28 Şubat’ın arkasındaki iradeye başkaldıramıyor? Piyonları hesaba çekmek ne zamandan beri hesaplaşmak oldu? Sayın Bakan kusura bakmasın ama ABD’nin her projesinde gönüllü rol alan bugünkü Türkiye’nin öncülük edeceği bir cihan devleti, ABD’nin borazanı olmaktan öteye gidemez.
Sayın Davutoğlu, “Sivas Kongresi’nin yapıldığı günlerde bu topraklarda başka ülkeler kurmanın, bu toprakları talan etmenin hesabı yapılıyordu” dedi.
O günleri çok doğru tasvir etti Davutoğlu. Peki, 10 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti döneminde yabancılara satılan topraklar sayesinde Türklerin sokulmadığı çok miktarda siteler oluştu buna ne demeli? Hükümetinizin birinci bölümünü onayladığı 2B Yasası talan değilse nedir?
Sivas Kongresi’nin ruhunu AKP’nin canlandırdığını iddia eden Davutoğlu’na Sivas Kongresi’nin kararlarını hatırlatmak lazım.
Bu bağlamda Sivas Kongresi’nde alınan kararlardan şu dördüne dikkatinizi çekmek isterim:
* Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
* Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekûn kendisini savunacak ve direnecektir.
* Kuvay-ı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hâkim kılmak temel esastır.
* Manda ve himaye kabul olunamaz.
Aklınızı, fikrinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın AKP hükümetinin yaptıklarının Sivas Kongresi’nde alınan kararlara uygun olduğunu iddia edemezsiniz. Türkiye’yi yönettiği 10 yıl boyunca Sayın Davutoğlu’nun hükümeti, bu millete Sivas Kongresi’ni düzenlemek zorunda bırakan işgalci ülkelere sayısız taviz verdi. Sayın Davutoğlu’nun bu değerlendirmesine denilecek tek söz “el insaf” olmalıdır.
Davutoğlu, dış politikada üç şeyi gerçekleştirmeye çalıştıklarını ifade ederek, “Birincisi vatandaşlarımızın ve pasaportumuzun yurt dışındaki itibarını artırmak” dedi.
Son yıllarda AKP hükümetinin dış politikada Türkiye’ye attırdığı adımlar maalesef Türkiye’ye itibar kazandırmayı bir kenara bırakın var olan itibarını da kaybettirmiştir.
Irak Başbakan’ı Maliki, “Türkiye bölgede düşman ülke oldu” demesini umarım Sayın Davutoğlu itibar artışı olarak değerlendirmiyordur.
Ama bir gerçek var ki İslam coğrafyasında itibarı yerlerde sürünen Türkiye’nin Haçlı aleminde itibarı hayli artmış durumda. Neden artmasın ki Haçlıların Büyük Ortadoğu, Arap Baharı gibi projelerinde gönüllü boy gösteren Türkiye’yi sık sık gaza getirecek açıklamalar yapmak her zaman Batılı ülkelerin yaptıkları bir şeydir.
Bir başka hedeflerinin Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika içlerinden Avrasya steplerine kadar geçmişte kader birliği yapılan her bir coğrafyada tekrar var olmak olduğunu söyleyen Davutoğlu, o coğrafyaların kaderleriyle ilgileneceklerini söyledi.
Kusura bakmayın Sayın Bakan ama kederiyle yakından ilgilendiğiniz Libya’yı, askerinizle işgale ortak olduğunu Afganistan’ı ve en yakından ilgilendiğiniz Suriye’nin halini gören aklı başında hiçbir ülke sizi kaderine bulaştırmak istemez.
Davutoğlu, “Eğer milli egemenlik hakim kılınırsa, yeniden bir cihan devleti kurmamıza kimse engel olamaz. Bunun için 27 Mayıs’la da 28 Şubat’la da hesaplaşacağız” dedi.
Demek ki, milli egemenliği hakim kılıp, cihan devleti kurabilmek için 28 Şubat’la hesaplaşıyormuş hükümet! Ama neden cihan devleti kuracak hükümet, 27 Mayıs ve 28 Şubat’ın arkasındaki iradeye başkaldıramıyor? Piyonları hesaba çekmek ne zamandan beri hesaplaşmak oldu? Sayın Bakan kusura bakmasın ama ABD’nin her projesinde gönüllü rol alan bugünkü Türkiye’nin öncülük edeceği bir cihan devleti, ABD’nin borazanı olmaktan öteye gidemez.
Sayın Davutoğlu, “Sivas Kongresi’nin yapıldığı günlerde bu topraklarda başka ülkeler kurmanın, bu toprakları talan etmenin hesabı yapılıyordu” dedi.
O günleri çok doğru tasvir etti Davutoğlu. Peki, 10 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti döneminde yabancılara satılan topraklar sayesinde Türklerin sokulmadığı çok miktarda siteler oluştu buna ne demeli? Hükümetinizin birinci bölümünü onayladığı 2B Yasası talan değilse nedir?
Sivas Kongresi’nin ruhunu AKP’nin canlandırdığını iddia eden Davutoğlu’na Sivas Kongresi’nin kararlarını hatırlatmak lazım.
Bu bağlamda Sivas Kongresi’nde alınan kararlardan şu dördüne dikkatinizi çekmek isterim:
* Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
* Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekûn kendisini savunacak ve direnecektir.
* Kuvay-ı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hâkim kılmak temel esastır.
* Manda ve himaye kabul olunamaz.
Aklınızı, fikrinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın AKP hükümetinin yaptıklarının Sivas Kongresi’nde alınan kararlara uygun olduğunu iddia edemezsiniz. Türkiye’yi yönettiği 10 yıl boyunca Sayın Davutoğlu’nun hükümeti, bu millete Sivas Kongresi’ni düzenlemek zorunda bırakan işgalci ülkelere sayısız taviz verdi. Sayın Davutoğlu’nun bu değerlendirmesine denilecek tek söz “el insaf” olmalıdır.
Davutoğlu, dış politikada üç şeyi gerçekleştirmeye çalıştıklarını ifade ederek, “Birincisi vatandaşlarımızın ve pasaportumuzun yurt dışındaki itibarını artırmak” dedi.
Son yıllarda AKP hükümetinin dış politikada Türkiye’ye attırdığı adımlar maalesef Türkiye’ye itibar kazandırmayı bir kenara bırakın var olan itibarını da kaybettirmiştir.
Irak Başbakan’ı Maliki, “Türkiye bölgede düşman ülke oldu” demesini umarım Sayın Davutoğlu itibar artışı olarak değerlendirmiyordur.
Ama bir gerçek var ki İslam coğrafyasında itibarı yerlerde sürünen Türkiye’nin Haçlı aleminde itibarı hayli artmış durumda. Neden artmasın ki Haçlıların Büyük Ortadoğu, Arap Baharı gibi projelerinde gönüllü boy gösteren Türkiye’yi sık sık gaza getirecek açıklamalar yapmak her zaman Batılı ülkelerin yaptıkları bir şeydir.
Bir başka hedeflerinin Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika içlerinden Avrasya steplerine kadar geçmişte kader birliği yapılan her bir coğrafyada tekrar var olmak olduğunu söyleyen Davutoğlu, o coğrafyaların kaderleriyle ilgileneceklerini söyledi.
Kusura bakmayın Sayın Bakan ama kederiyle yakından ilgilendiğiniz Libya’yı, askerinizle işgale ortak olduğunu Afganistan’ı ve en yakından ilgilendiğiniz Suriye’nin halini gören aklı başında hiçbir ülke sizi kaderine bulaştırmak istemez.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024





















































