hazretleri buyuruyor ki:
* İnsana gelen elemler, takdir-i ilahi ile gelmektedir. Razı olmak gerekir. İbadetlere devam, elemlere, hastalıklara sabredebilmelidir. Allahü teâlânın kereminden afiyet beklemelidir! Mahluklardan birşey beklememeli, herşeyin Hak teâlâdan geldiğini bilmelidir! Dertlerden, elemlerden kurtulmak için duâ ve istigfar etmelidir! Onun takdiri, iradesi olmadıkça, kimse kimseye zarar veremez. Bununla beraber, sebeplere yapışmak, Peygamberlerin yoludur. Sebeplerin tesirini de Allahü teâlâdan talep etmelidir!
* Sabır ve namaz bütün sıkıntıların ilacıdır. Kur'an-ı Kerim'de mealen buyuruluyor ki: Ey iman edenler, Allah'tan sabır ve namazla yardım isteyiniz. Allahü teâlâ elbette sabredenlerle beraberdir. (Bakara 153).
Mansur bin Ammar'ın
şöyle buyurdu:
* Kendi aybını gören kimse, başkasının aybını göremez.
* Takva elbisesinden soyunan kimseyi hiçbir elbise örtemez.
* Allah'ın verdiği rızka razı olan kimseyi, başkalarının elinde bulunan nimetler mahzun etmez.
* Zâlimin kılıcını çeken,
kendi elini keser.
* Kardeşi için kuyu kazan,
içine kendi düşer.
* Başkasının ayıp perdesini yırtan, kendi aybını açmış olur.
* Kendi hatasını görmeyen, başkasının ayıbını büyük görür.
* Nefsinin kötü arzularına uyan helak olur.
* Aklı ile yetinen, uçurumdan yuvarlanır.
* Kibirli davranan, zelil olur.
* İfrat ve tefrite düşen,
zarara uğrar.
* İnsanlara karşı dik duran, kırılır.
Düşüklerle gezen, hakir olur.
* Ulema ile oturan,
vekar sahibi olur.
* Ayağının bastığı yeri bilmeyen kimse, pişman olur.
* Allahtan korkan, selamete çıkar.
* Tecrübelerden
faydalanmıyan, aldanır.
* Gücünün yetmediği yükü yüklenen kimse, aciz kalır.



















































































