Geçen hafta İstanbul’da inanılmaz bir saldırı olayı yaşandı. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın evinin önünde bekleyen partili gençlere silahlı, bıçaklı saldırıda bulunuldu. İki arkadaşımız bıçaklanarak ağır yaralandı. İkisi de ölümden döndü. Çoğunuzun duyduğu bu menfur saldırıyı kaleme almak için bugüne kadar bekledim, zira yazımda saldırganların yakalandığı haberini vermek istedim.

Ama olmadı.

Saldırganlar hala ortada yok. Bir güç, saldırganları gizliyor.

Olayın gelişimi de hayli ilginç. Bir kadın, arabasını Haydar Baş Bey’in evinin önüne çekmek istiyor. Kapıdaki görevliler haklı olarak, burasının Genel Başkan’ın evinin önü olduğunu, emniyet tedbirlerinden dolayı yabancı araçların park etmesine izin verilmediğini, mümkünse başka bir yere park etmesini istiyorlar. Ama kadın ısrarla evin önüne çekmek istiyor. Bu arada gerginlik çıkıyor. Sonradan öğreniliyor ki kadın, tam karşı binada oturuyor ve kendi evinin önünde de uygun park alanı var.

Bir partinin Genel Başkanı ve Türkiye’nin saygın mütefekkirlerinin birinin evinin önündeki görevlilerin, böylesine ateş hattında yaşadığımız bir dönemde tedbirli ve hassas davranmalarından doğal bir şey olamaz.

Sonuçta kadının sağa sola açtığı telefonlarla bir anda kalabalık bir grup olay yerine geliyor ve genel başkanın kapısının önünde bekleyen gençlere bıçaklarla, palalarla aniden saldırarak ikisini bıçaklıyor. Bıçaklama eyleminin planlı ve öldürmek maksadıyla gerçekleştiğinde kuşku yok.

Bundan sonrası daha vahim...

Kısa sürede olay yerine gelen yüzlerce polis (evet yanlış duymadınız yüzlerce polis) saldırganları ve saldırganları azmettirenleri yakalamak yerine Haydar Baş’ın evinin önünde bekleyen BTP’lileri dağıtma kaygısına düşüyor.

Evet, yanlış duymadınız; iki gencimiz hastanede ameliyat masasında Azrail’le boğuşurken, polisler saldırganları yakalamakla değil, Haydar Baş’ın evinin önündeki partilileri dağıtmakla meşgul oluyor. Uzun namlulu silahlarla bölge abluka altına alınıyor.

Bu süreçte tek bir devlet görevlisi, tek bir emniyet mensubu Genel Başkanımızı arayıp “Sayın Genel Başkanım, böyle bir olaydan dolayı özür dileriz, merak etmeyin güvenliğiniz kontrol altında, en kısa zamanda bu canileri yakalayacağız” deseydi, gam yemezdim ama gelen polislerin, verilen emir gereği Haydar Baş’ın evini değil de ‘saldırganların evini koruma altına’ aldığını görünce ve olaya karışanların AKP üyesi olduklarını öğrenince şifreler çözüldü.

Bu arada Prof. Dr. Baş’ı arayarak olayla alakalı üzüntülerini bildiren ve geçmiş olsun dileklerinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bu hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Ve Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sesleniyorum:

Sayın Bakan, unutmayın ki bugün o makamdasınız, yarın adınızı bile hatırlayan olmaz. Size düşen oturduğunuz koltuğun hakkını vermek, devletin polisini siyasetin değil vatandaşın emrine vermektir.

Soruyorum;

O geceki menfur olaydan sonra polisleri, Genel Başkanımızın evini taciz edercesine konuşlandıran amirlerinizi bu yönde kim yönlendirdi?

Yüzlerce polisin olay yerine gönderilip hala faillerin bulunamamasını sebebi nedir?

Bu alçakları kim korumaktadır?

Sabıkaları olduklarını öğrendiğimiz bu şahısların yakalanması için “gayretiniz var mı?”

Olay yerinde ve etrafında onlarca Mobese kamerası varken ve olay çok merkezi bir yerde yaşanmışken neden failler hâlâ ortada yoktur?

Türkiye’de güçlü bir tabanı ve taraftar kitlesi olan bir partinin Genel Başkanının evine yönelik saldırı sizce “basit ve adi bir vaka” olarak mı değerlendirilmeli yoksa parlamentosuyla, medyasıyla, emniyetiyle herkesin ayağa kalkıp, tek bilek tek yürek olarak nefretle kınanması gereken bir olay olarak mı değerlendirilmeli?

Sayın Bakan, siz de Trabzonlusunuz, Genel Başkanımız da, bu satırların yazarı da.

Yarın yüzünüze karşı “Neden görevinizi yapmadınız?” diye haykırılmasını istemiyorsanız bu alçakları bir an önce yakalayın.

Bekliyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 10 ay önce

Bu olayin aciga cikarilmasini bekliyoruz bir Turk Vatandasi olarak.

Avatar
Celal Maden 10 ay önce

Haydar Baş hocamıza geçmiş olsun.Allah yardıcınız olsun.

banner100