Bir önceki yazımızda tarikat adına o günün toplum mühendislerince ortaya atılan bir oluşumu anlatmış, Hz. Ali’nin en büyük taraftarı Hz. Veysel Karani’nin “ilmin kapısı” Hz. Ali’nin bizzat irşadı ile velayet makamına eriştiğini belirtmiştik. ‘Allah’ı biliyorsan başka şey bilmene gerek yok’ diyen Veysel Karani’deki marifetullah ilmini görmezden gelerek, Üveysiliği, “cehaleti övmek için kullanmaya devam ediyorlar” demiştik.  
“Üveysilik” namına “maneviyat”, “fıtrat temizliği” ve “firasete” vurgu yaptıklarını söyleseler de, gerçekte cehalete selam duran zihniyetin günümüzdeki yansımasını şu haberde de görebiliriz...
“2016 yılı Mart ayında bir televizyon programına katılan Arı, “Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır” demişti. (Ajanslar).
***
Milli Eğitim ve Öğretim politikaları bakımından da, devletin mecburi eğitimi 12 yıla çıkarmak ve okul öncesi eğitimi zorunlu yapmak için ciddi gayret gösterdiği bir vasatta, kendisi de prof. olmuş bir eğitimcinin(!), düpedüz, “ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış”, “cahil halk” vurgusu yapmasının manası nedir?
Devletin okuma–yazma oranlarını ve eğitim standartlarını yükseltme konusunda yıllardan beri süren gayreti, bu konuda çıkarılan kanunlar, milyarlarca TL tutarındaki dev bütçelere rağmen, kendisi de bir eğitimci olan bu kişinin cehalete bu derece çanak tutmasının manası nedir?
Kaldı ki, dini manada ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendini “ilim şehri” ve Hz. Ali’yi de “ilmin kapısı” olarak tarif edip, Hz. Ali ile “ilmin kıyamete kadar” süreceğini ilan etmiştir.
“Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. Kim ilim isterse kapıya gelsin.” “Ali hak iledir ve hak da Ali ile. Kıyamet günü havuzda yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar.” 
Bütün bu tespitleri yaparken, manevi duygularını sömürdükleri halk tabanını istisna tuttuğumu belirtmek isterim. 
Bu oluşumlar, dindar kesimi feraset anlayışı üzerinden “cahil halk” olarak değerlendiriyorsa da, ferasetin cehalet ile ilişkisini kurmaya çalışarak, “cahil halk” deyimi üzerinden cehalete selam duruyorsa da, dinin sahibi olan Allah (c.c.) ilmi överek, yalnızca Allah’ı hakkıyla bilen âlimlere itaat etmeyi emrederek, bunun tam tersini buyuruyor:
“De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.” (Zümer: 9).
“Kulları arasında Allah Teâlâ’dan en çok korkan âlimlerdir.” (Fatır: 28).
Peygamber Efendimiz de (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde cahili ve cehaleti övmek yerine, ilmi ve Allah katındaki derecesini şöyle ifade ederek, ilim öğrenmeyi emrediyor: 
“İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslümana farzdır.”
“Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye çalışınız!”
“Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. Kim ilim isterse kapıya gelsin.”
Son söz Mehmet Akif merhumun olsun:

“İhlâs ile ilm öğrenerek halka imâm ol 
Tevhîd diyerek veche - i maksûda bekâm ol 
İhmâli bırak, vecd ile câmîye müdâm ol 
‘Allâha güven, sa’ye sarıl, hikmete râm ol 
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!” 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121