Kimlerin ne kadar yardım yaptığından ziyade kimlerin bu felaketi yüreğinde hissettiği önemli.
Hangi felaketten mi bahsediyoruz?
Tabiki, dünyanın gördüğü en korkunç Güney Asya Tsunami felaketinden.
Üçyüzbine yakın insan bu felakette canından oldu.
Dünyamızın sonlu olduğunu, her insanın bilemediği bir sonla karşı karşıya kaldığına bu olayla şahit olduk.
Herkes kendi çapınca maddi yardımda bulundu.
İmkanları elvermeyenler ferdi olarak dualar ettiler.
Yardım için uzanan ellerle duaya kalkan eller aynı modda buluştu.
Endonezya'nın, Filipinler'in, Tayland'ın, Sumatra'nın insanıyla Avrupa insanının ortak hissiyatında acı ve gözyaşı vardı.
Çaresiz kalan insanlara diğer insanlar çare olmaya çalıştılar.
Az ya da çok.
Sele kapılan insanların cansız vücutlarını gaspeden ölü soyuculara lanetler yağdırıldı.
"Bunlar insan olabilir mi?"
Diye feryad etti tüm dünya.
Soyanlar da soyulanlar da zengin değildi.
Hepsi de insandı ama bazılarının yaptığı gayri insani idi.
Depremden en çok etkilenen ülkeler Müslüman ülkeler oldu.
Ne dim ayrımı ne ırk.
İnsanlık adına hareket etti tüm dünya.
Ve birileri felaket tellalığına soyundu
Ve birileri oh olsun'dan dem vurdu
Ve birileri yeni rantları düşündü kendince
Ve birileri siyasal çıkar peşinde koştu
Ve birileri ağlarken birileri güldü.
Ve kanla gözyaşı birlikte yoğruldu...
Hesaplar açılırken
Birileri başka hesaplar yapmaya soyundu.
Siyasiler ve bürokratlar dirsek temasına geçtiler.
Dünyayı yönettiğini sananlarla yönetilenler zaman zaman birbirlerini suçladılar.
Komplo teorileri üretildi.
Üretilen iddialara yenileri eklendi.
Misyonerler dadandı
Dinler pazarlandı.
Can pazarında canlar alınıp verilirken
Pazar ayinleri düzenleyenler din tüccarlığı yaptılar.
Tsunaminin ne olduğunu bilmeyenler onu yakından tanıdılar.
İnsanlıktan nasibini almayan insanlarsa insanlığın bilincine tam olarak varamadılar.
Yaşananlardan yaşayanlar ibret çıkarırlar belki..
Diye umut ederken
Onların yaklaşımı bizi derinden sarstı
Dünyamız felaketlerle ömründen ömür tüketirken
Kayıp giden insanlığın acıklı durumu beynimizi zonklatıyor.
Birileri illa ki nefret tohumu mu atmak zorunda?
Dünyanın rahmine atılan nefret tohumları yeşermeden
Onu ne zaman ayaklarımızla ezeceğiz?
"Biz veya ötekiler.."
Demeye mi devam edeceğiz.
Felaketten ötesi neresi...!
Hangi felaketten mi bahsediyoruz?
Tabiki, dünyanın gördüğü en korkunç Güney Asya Tsunami felaketinden.
Üçyüzbine yakın insan bu felakette canından oldu.
Dünyamızın sonlu olduğunu, her insanın bilemediği bir sonla karşı karşıya kaldığına bu olayla şahit olduk.
Herkes kendi çapınca maddi yardımda bulundu.
İmkanları elvermeyenler ferdi olarak dualar ettiler.
Yardım için uzanan ellerle duaya kalkan eller aynı modda buluştu.
Endonezya'nın, Filipinler'in, Tayland'ın, Sumatra'nın insanıyla Avrupa insanının ortak hissiyatında acı ve gözyaşı vardı.
Çaresiz kalan insanlara diğer insanlar çare olmaya çalıştılar.
Az ya da çok.
Sele kapılan insanların cansız vücutlarını gaspeden ölü soyuculara lanetler yağdırıldı.
"Bunlar insan olabilir mi?"
Diye feryad etti tüm dünya.
Soyanlar da soyulanlar da zengin değildi.
Hepsi de insandı ama bazılarının yaptığı gayri insani idi.
Depremden en çok etkilenen ülkeler Müslüman ülkeler oldu.
Ne dim ayrımı ne ırk.
İnsanlık adına hareket etti tüm dünya.
Ve birileri felaket tellalığına soyundu
Ve birileri oh olsun'dan dem vurdu
Ve birileri yeni rantları düşündü kendince
Ve birileri siyasal çıkar peşinde koştu
Ve birileri ağlarken birileri güldü.
Ve kanla gözyaşı birlikte yoğruldu...
Hesaplar açılırken
Birileri başka hesaplar yapmaya soyundu.
Siyasiler ve bürokratlar dirsek temasına geçtiler.
Dünyayı yönettiğini sananlarla yönetilenler zaman zaman birbirlerini suçladılar.
Komplo teorileri üretildi.
Üretilen iddialara yenileri eklendi.
Misyonerler dadandı
Dinler pazarlandı.
Can pazarında canlar alınıp verilirken
Pazar ayinleri düzenleyenler din tüccarlığı yaptılar.
Tsunaminin ne olduğunu bilmeyenler onu yakından tanıdılar.
İnsanlıktan nasibini almayan insanlarsa insanlığın bilincine tam olarak varamadılar.
Yaşananlardan yaşayanlar ibret çıkarırlar belki..
Diye umut ederken
Onların yaklaşımı bizi derinden sarstı
Dünyamız felaketlerle ömründen ömür tüketirken
Kayıp giden insanlığın acıklı durumu beynimizi zonklatıyor.
Birileri illa ki nefret tohumu mu atmak zorunda?
Dünyanın rahmine atılan nefret tohumları yeşermeden
Onu ne zaman ayaklarımızla ezeceğiz?
"Biz veya ötekiler.."
Demeye mi devam edeceğiz.
Felaketten ötesi neresi...!
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005






















































