logo
30 MAYIS 2026

Yağ tüketiminde altın kurallar

Yağ tüketimi, insan vücudu için büyük öneme sahip olmasına karşın belirli kurallara dikkat edilmediğinde kalp ve damar hastalıklarından kansere dek birçok ciddi hastalığa zemin hazırlayabiliyor

14.12.2015 00:00:00
Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Akgül, yağ tüketiminde altın kuralları anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Yağların proteinler ve karbonhidratlar gibi insan vücudu için yaşamsal değeri olan ve beslenmeden önemli rol oynayan temel besin maddeleri arasında yer aldığına değinen Gizem Akgül, bir gramında dokuz kalori bulunan yağların, karbonhidrat ve proteinlere oranla daha fazla enerji verdiğini belirterek, "Esasında sağlıklı bir beslenme programında tüm besin gruplarının doğru kombinasyonlarla bir arada olması büyük önem taşır. Bu açıdan bakıldığında, yağların belli faktörler göz önünde bulundurularak (yaş, cinsiyet, boy vs.) gerekli miktarlarda tüketiminin sağlanması gerekir. Ancak fazla yağ ve yağ içeren gıdaların tüketimi; obezite, kalp ve damar hastalıkları hatta kanser riskini de arttırabilmektedir" şeklinde konuştu.
Akgül, vücudun ihtiyacı olan yağ asitlerinin yeterli ve dengeli alımı sağlandığında, tüketilen yağların vücuda zararlı değil, aksine yararlı olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:
"Sağlıklı beslenmek; bireyin yaşına, cinsiyetine, yaşam koşullarına, genetik faktörlere, özel durumlarına göre ihtiyaçları doğrultusunda besin öğelerini yeterli ve dengeli olarak tüketmesiyle mümkün olabiliyor. Karbonhidrat, protein ve yağın yetersiz tüketiminde sağlık sorunları ile karşılaşılabiliyor. Yağların tüketimi sağlığımız açısından çok önemlidir. Yağlar, en fazla enerji veren besin öğesidir. Karbonhidrat ve proteinlere göre iki kat daha fazla enerji verirler. Yağların sağlığımız açısından en önemli kısmı ise sayelerinde vücudumuz için gerekli olan yağ asitlerini ve yağda eriyen vitaminleri alabilmemizdir. Özellikle bazı antioksidanların vücutta kullanımı için de çok önemlidir. Deri altında toplanan yağ dokusu vücudun ısı kaybını önlerken, organların etrafını saran yağ tabakası da onları dış etkilere karşı korumaktadır. Yağlar mide boşalımını geciktirdiği için daha uzun süre tokluk hissi sağlar ve kilo kontrolünde de önemli bir role sahiptir."
 
'Günlük yağ tüketimi ihtiyacı değişiyor'
 
Günlük yağ tüketim ihtiyacının bireylere göre farklılık gösterirken, ortalama olarak yüzde 20-45 arası değişen bir oranda seyrettiğini anlatan Gizem Akgül, "Ancak, ortalama olarak yeterli ve dengeli planlanmış bir beslenme programında yüzde 30 oranında yağ yüzdesinin aşılmaması öneriliyor. Safra kesesi, karaciğer hastalıkları veya yağ emilimi bozukluklarında yağın sindirimi ile ilgili problemler yaşandığı için, kan yağlarının yükselmesi durumunda diyetin yağ içeriği azaltılıyor. Vücuda alınan yağlar görünür ve görünmez yağlar olarak ayrılırken; tükettiğimiz besinlerin içeriğinde yer alan örneğin; et, süt, peynir, ceviz, fındık, badem, kuru baklagiller gibi besinlerden sağladığımız yağlar görünmez yağları; sıvı yağlar ve havyalardan elde veya özel yöntemlerle oluşturulan margarinler ise görünür yağları oluşturuyor. Çoğu besinin içeriğinde yağ bulunduğu gibi yağın yoğunluğu ve türü de farklılaşıyor. Kalp damar hastalıklarına karşı korunmak ve kan yağlarının yükselmesini önlemek için tüketilen yağların üçte birinin doymuş, üçte birinin tekli doymamış, üçte birinin de çoklu doymamış yağ asitlerinden sağlanması gerekiyor. Hayvansal gıdalardan aldığımız yağların çoğunu doymuş yağlar oluşturur. Omega 3 ve Omega 6 ise çoklu doymamış yağ asitleridir. Bunlar vücudumuz tarafından üretilmediği için dışarıdan alınması gereken ve bireyler için elzem olan yağ asitleridir. Büyüme, bazı hormonların salgılanması ve yağların damarlardan akıcılığı için gereklidirler" ifadelerini kullandı.
 
Kalp damar hastalıkları hızla artıyor
 
Balık, balık yağı, kanola yağı, ceviz ve keten tohumu, semizotu ile yeşil yapraklı sebzelerin Omega 3 yönünden zengin besinler olduğuna dikkat çeken Gizem Akgül, "Omega 6 ise bitkisel yağlarda daha fazla bulunuyor. Ayçiçek yağı, mısırözü yağı ve soya yağının çoğunluğu, çoklu doymamış yağ asitlerini; zeytinyağı ve fındık yağı, antep fıstığı, badem tekli doymamış yağ asitlerini içeriyor. Beslenmede çok fazla doymuş yağ asitlerinin kandaki kolesterolü arttırıcı, doymamış yağ asitlerinin ise azaltıcı etkisi bulunuyor. Kandaki kolesterol seviyesinin yükselmesinin kalp-damar hastalıklarının oluşmasında etkin olduğu ile ilgili çalışmalar da bulunuyor. Günümüzde yaşam süresi uzasa bile yaşam şartları, beslenme şekilleri, stres, teknolojinin hızla ilerlemesi ve bireylerin hareketsiz bir yaşam sürmesi nedeniyle kalp-damar hastalıkları riski artıyor. Doymuş yağ içeriği yüksek besinlerle beslenen bireylerin bu risk altında oldukları bilinmektedir. Kalp-damar hastalığı olan bireylerin doymuş yağ içeriği yüksek olan tam yağlı süt ve süt ürünlerinin yerine az yağlı olanları tercih etmeleri ve yağlı et ve et ürünlerini tüketmekten kaçınmaları gerekmektedir. Süt ve süt ürünlerini tam yağlı olarak tercih eden bireylerin sütten elde edilen tereyağını ayrıca yemeklerine eklemelerine gerek yoktur. Tükettiğiniz et, et ürünleri ve derisi alınmadan hazırlanan kanatlı hayvan etleri nedeniyle doymuş yağ ihtiyacı karşılanmaktadır. Hazırlayacağınız yemeklerde zeytinyağı (fındık yağı da tercih edilebilir) ile mısırözü yağını (veya ayçiçeği yağı) karıştırarak tüketebilirsiniz" diye konuştu.

Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü

Borçka ilçesinde etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Yağışların ardından debisi yükselen Camili köyü deresi taşarak çevrede hasara neden oldu

30.05.2026 11:38:00
İHA
Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü
Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü
Artvin'in Borçka ilçesinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle Camili köyü deresi taştı. Taşkın sonucu beş köyün ulaşımını sağlayan kara yolunda hasar meydana gelirken, yol güvenlik amacıyla ulaşıma kapatıldı.






Taşkın sırasında dere üzerinde bulunan ve bölgedeki beş köyün ulaşımını sağlayan kara yolunun bir bölümünde çökme ve hasar meydana geldi. Yol üzerindeki köprünün korkuluklarının bir kısmı da sel sularına kapılarak yıkıldı.








İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, bölgede güvenlik önlemleri alarak yolu ulaşıma kapattı. Yetkililer, su seviyesinin normale dönmesinin ardından yapılacak teknik incelemeler sonrasında yolun onarılarak yeniden ulaşıma açılacağını belirtti.













Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde rahatsızlanan televizyon programcısı ve haber sunucusu Reha Muhtar, özel bir hastanede tedavi altına alındı

30.05.2026 11:29:00 / Güncelleme: 30.05.2026 11:32:17
İHA
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Uzun yıllar televizyon ekranlarında görev yapan Reha Muhtar'ın, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Bodrum'daki özel bir hastaneye başvurduğu öğrenildi. Doktorlar tarafından yapılan kontrollerin ardından Muhtar'ın kalp yetmezliği teşhisiyle tedavi altına alındığı belirtildi.



Hastanede gözetim altında tutulan Muhtar'ın sağlık durumunun doktorlar tarafından yakından takip edildiği öğrenilirken, ailesi de Bodrum'a hareket etti.

Muhtar'ın eski eşi oyuncu Deniz Uğur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çocukları Mina ve Poyraz ile birlikte Bodrum'a geldiklerini belirterek sevenlerinden dua istedi. Uğur paylaşımında, "Reha Muhtar'ın hastaneye kaldırıldığı haberini aldık. Çocuklarımızın babalarının yanında olmaları ve sağlık durumunu takip etmeleri için Bodrum'a doğru yola çıktık. Bu süreçte destek veren herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi.



Reha Muhtar'ın tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.

Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser


 
 
Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

30.05.2026 01:11:00
AA
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser

Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

Side'deki bir otelde düzenlenen konserde Ersoy, sevilen şarkılarını seslendirdi, istek parçaları da repertuvarına ekleyerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Ersoy'un şarkılarına oteli dolduran tatilciler de eşlik etti. Sanatçı, bazı şarkılarını seyircilerin arasında seslendirdi.
Otel sahibi, Manavgat Side Otelciler Birliği Başkanı Zafer Süral, Ersoy'a çiçek takdim etti.

Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti

Trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti

29.05.2026 17:57:00 / Güncelleme: 29.05.2026 18:02:25
İhlas Haber Ajansı
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Antalya'da trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaza sonrası araç sürücüsü sinir krizi geçirdi. Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü.






Kaza, saat 13.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi Aspendos üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bayram gezmesi için evinden çıkarak tramvay durağına doğru yürüyen 13 yaşındaki Emirhan Soytürk, trafik ışıklarına geldiğinde bir süre bekledi. Işıkta duran araçları gören Soytürk, yayalara yeşil ışığın yandığını düşünerek karşıya geçmek üzere hareketlendi. Bu sırada süratli bir şekilde ışıktan geçtiği iddia edilen Abdullah K.'nın idaresinde ki 07 AZH 25 plakalı hafif ticari araç küçük çocuğa çarptı.







Araç sürücüsü sinir krizi geçirdi

Yaklaşık 25 metre savrulan küçük çocuğun yerde hareketsiz şekilde yattığını gören çevredeki vatandaşlar yardımına koştu. Kazanın 112 Acil çağrı Merkezi'ne ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yapılan kontrollerde küçük çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Kazaya karışan araç sürücüsü Abdullah K.'nın ehliyetini yeni aldığı öğrenilirken, polis merkezine götürülürken araç içerisinde sinir krizi geçirdi. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından küçük çocuğun cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.







Kaza güvenlik kamerasında

Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü. Kazaya durakta beklerken şahit olan Ahmet Yıldız, "Yaya karşıya geçiyordu, tramvay yoluna. Arabada tahminen hızlı geliyordu. Vurma sesini duyup arkamı döndüğümde çocuk yerdeydik. Ama bayağı şiddetli vurdu. Çocuğa çarptıktan sonra ışıkta arabalar duruyordu" dedi.

Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden


 
Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, yüksek tansiyona sebep olabilen 14 şaşırtıcı faktörü sıraladı.

29.05.2026 17:39:00
MURAT ÇORBACI
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir" uyarısında bulundu.







Kontrol şart!

Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir" dedi.
Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:







Yalnızlık

Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.

Beyaz önlük sendromu

Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. "Beyaz önlük etkisi" olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.

Tuvalete gitmeyi geciktirmek

Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.







Susuzluk

Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.

Duygusal konuşmalar

Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.







Şeker

Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.

Bitkisel takviyeler

Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.







Uyku apnesi

Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.

Tiroid problemleri

Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.

Doğum kontrol ilaçları

Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.







Antidepresanlar

Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.

Ağrı kesici kullanımı

Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.







Potasyum eksikliği

Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve (özellikle muz), sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.

Ağrı

Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.

Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi

29.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan dolu yağışı tarım alanlarında zarara yol açtı

Türk gemisi İHA ile vuruldu!

Karadeniz’de Türk sahipli yük gemisi İHA ile vuruldu. İki Türk denizcinin yaralandığı saldırı sonrası açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, sivil seyrüsefer güvenliğinin korunması ve savaşın kontrolsüz tırmanmasından kaçınılması uyarısında bulundu

29.05.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Karadeniz'de Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan Türkiye'ye doğru seyir halinde olan Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı bir kuru yük gemisi, gece saatlerinde düzenlenen bir İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu.

Ukrayna makamlarının Rusya'ya ait kamikaze İHA'larla gerçekleştirildiğini iddia ettiği saldırıda gemide hasar meydana gelirken, mürettebattan iki Türk vatandaşının hafif şekilde yaralandığı açıklandı. Olayın ardından Dışişleri Bakanlığı sert bir kınama ve uyarı mesajı yayımladı.

Odessa açıklarında İHA saldırısı: 2 yaralı

Resmî kaynaklardan edinilen bilgilere göre, sivil deniz ticaret koridorunu kullanan Vanuatu bandıralı ve Türk işletmesindeki yük gemisi, Karadeniz üzerinde seyir halindeyken İHA infiltrasyonuna maruz kaldı.

Hedef Alınan Gemi: Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan kalkış yapan, Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı kuru yük gemisi.

Saldırı Zamanı: 28 Mayıs gecesi.

Mürettebatın Durumu: Saldırıda isabet alan gemide görevli iki Türk denizci hafif yaralandı. Yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi.

Maddi Hasar: İsabet sonrası gemide yangın çıktığı, ancak mürettebatın teknik müdahalesiyle durumun kontrol altına alındığı öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı: "Savaşın kontrolsüzce tırmanmasından kaçınılmalı"

Saldırının ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, sivil taşımacılığı hedef alan bu asimetrik eyleme karşı net uyarılarda bulundu.  Dışişleri açıklamasına göre öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

• Yaralı Türk vatandaşlarının ve geminin genel durumunun Türkiye'nin Odessa Başkonsolosluğu tarafından çok yakından takip edildiği vurgulandı.

• Karadeniz'deki savaş bağlantılı tırmanmanın bölgesel riskleri büyüttüğü; Türkiye'nin bu konudaki net uyarılarını muhataplarına her düzeyde yinelediği belirtildi.

• Sivil gemilerin güvenli seyrüsefer hakkının mutlaka korunması gerektiği hatırlatılarak, savaşın kontrolsüz biçimde tırmanmasına yol açacak adımlardan kesinlikle kaçınılması istendi.

• Türkiye'nin Karadeniz'de tırmanmayı önleyecek bölgesel aidiyet temelli, müzakere odaklı önlemler geliştirmeye hazır olduğu taraflara yeniden hatırlatıldı.

Karadeniz'de gerilim sürüyor

Bölgesel deniz taşımacılığı ajanslarının raporlarına göre, aynı gece Karadeniz'in farklı noktalarında (Sinop açıkları dahil) yabancı yaptırım listelerinde yer alan ticari gemilere yönelik de benzer dron hareketlilikleri rapor edildi. Uzmanlar, Rusya-Ukrayna çatışmasının Karadeniz'deki sivil lojistik hatlarını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.

Gelişmeleri anlık olarak takip etmek için sayfamızı yenileyebilirsiniz.

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.